Yarrak gibi top oynuyoruz, orası ayrı.
Savic’e çıkmayan kırmızı, Ugochukwu’ya çıkan kırmızı…
Eleştirilecek çok şeyimiz var, hem de fazlasıyla. Ama bu hakem performansı da ayrıca konuşulmalı.
Fark yedik diye hakem kararlarını görmezden gelmemek lazım.
Sallai - Barış Alper (Barış’ı kazan)
Jakobs - Eren (Jakobs sıkalı çok oldu)
Yunus - Batrakov (yapsın şovunu)
Sara - Uçukuçu (Uçukuçu şu Sara’dan daha çok iş yapar)
Rezaletiz.
Kabul edilmez haldeyiz.
Diyecek bir şey yok.
Toplu taşımada direğe sarılarak seyahat eden bireyler var.
Bugün dayanamadım ve bir tanesine, “Hocam, direği bırakıp bana sarılsan, ben de direği tutsam olur mu?” dedim.
Bozuldu.
Bozulsun.
Düşmemden iyidir.
Sallai artık sağ bekte gerçekten çok sırıtmaya başladı.
Hazır Leao gelmişken ve Barış’ı tekrar kazanma şansı varken, Leao’yu sol açığa, Barış’ı sağ beke çekmenin bize zarardan çok fayda sağlayacağı kanaatindeyim.
Yunus da iyi hoş ama 90 dakikalık nefesi hala yok.
Osimhen’in olmamasını da büyük dezavantaj iken, Okan Hoca’nın (yine bence) tek eleştirilecek noktası forvet seçimi olabilir.
Sane’nin kaçırdığı pozisyon da, her ne kadar tepki alsa da, pozisyon itibariyle yerden vurulduğunda defanstan sekerdi.
Arda Okan Kurtulan geçen sene birkaç maçta dikkatimi çekmişti. Alırsak bence güzel transfer olur. Yerli olması da ayrıca önemli.
Sallai’den çıkarak yabancı kontenjanını da açmış oluruz. Barış Alper’i gerektiğinde oraya çekersin, ileride de şu ara vasat.
Bakalım neler olacak 🦁
Şu gönderinin altındaki yorumlara bakıp maçı izlemeden yorum yapan bütün ahrazsaraylıları görebilirsiniz. 😂
Bir yarı oynayan Abdülkerim’e “az koşmuş” diye sallıyorlar. 🫠🫠
@PopeyesTR
Influencer pazarlaması yapmadan önce acaba Snoopy ürünlerini şubelerinize mi gönderseydiniz?
İstiklal’deki iki şubenizde de ürün yok.
Teşekkürler.
@popeyes
Dalgınlığımdan dolayı eşim bir süredir bana "alık" diye sesleniyor.
İşin komik tarafı, ben de bunu kabullendim.
Güzel tarafı şu:
Artık hata yapınca bahanem hazır.
Ne de olsa ben alık.
Geçenlerde bir arkadaşım beni aradı.
"Rahatsız etmiyorumdur inşallah." dedi.
Sonra 28 dakika boyunca konuştu.
Demek ki asıl soru benim rahatsız olup olmadığım değilmiş.
Seneler önce dinlediğim bir fıkra vardı.
Hâlâ en favori fıkramdır.
Temel, Fadime'ye demiş ki:
"Bana öyle bir şey söyle ki hem çok üzülüp hem çok sevineyim."
Fadime de demiş ki:
"Arkadaşlarının arasında en büyük seninki."
Bir şey anlatırken "Anladın mı?" denmesinden nefret ediyorum.
Hele bir de "Annadığn mığ?" diyenler var. Tam dayaklık.
Yarrak kafası, kuantum fiziği mi anlatıyorsun? Neyi anlamayayım?
Arkadaşlar, "Anladın mı?" değil,
"Anlatabildim mi?" diyeceksiniz.
Anlatabildim mi?