@selimsomcag Evet Selim hocam. Nitekim birkaç ay önce Avusturya'dan kendi borçları için benzeri sesler yükseliyor. The Economist bunun Türklere kötü örnek olacağını yazıyor.
Namık Kemal ve Ziya Paşa'nın Avrupa'da en çok ses getiren eylemi, 1868'te Türkiye ile yapılan bor�� anlaşmasına karşı çıkarak, Genç Türkiye Partisi adıyla "alınan borçları iktidara geldiklerinde ödemeyeceklerini" ilan etmeleri. Onları, bu özellikleriyle yeterince anmıyoruz.
1860'larla 2000'lerin gündemi aynı. Almanya ve Avusturya'yı kapsayacak 80 milyon nüfuslu bir gümrük birliği ile Fransa'nın başını çektiği ortak para birimi talepleri. İtiraz edenler de aynı: Para birliğinin ölçü birimleriyle uyumsuzluğunu öne süren Britanya gibi.
Düyun-ı Umumiye’nin Batı Anadolu Faaliyetleri (1881-1914) başlıklı çalışmam @onikilevha tarafından yayımlandı. Şimdiden iyi okumalar dilerim.
Satın almak için: https://t.co/jYAqdklhQQ
Ömer Paşa Kırım Savaşıyla o kadar ünlü oluyor ki, Avusturalya ile Britanya arasında taşımacılık yapan bir gemiye onun adını veriyorlar. Avusturyalı bir ortodoksken kaçıp geldiği Türkiye'de, müslüman bir mareşal oluyor. Macera, buna denir.
TTK tarafından yayımlanan Ansiklopedik Türk Tarih Sözlüğü için kaleme aldığım sermaye akçesi, sikkezen, sikkegen, tağşiş, kara guruş, guruş, libarta maddeleri neşredilmiş. Bu konulara ilgi duyanların takdirlerine arz ediyorum. https://t.co/CgtvyXKM5z
Zola'nın Para romanının büyük yayınevlerince hiç basılmaması ne tuhaf. Oysa Turkiye'yi konu aldığı gibi gayet popüler bir figür olarak Rothschild'i de işliyor.
The following month, Russian Admiral Nakhimov led the Black Sea Fleet to destroy the Ottoman fleet docked at Sinop. A year later, he would scuttle that same fleet in Sevastopol Bay to block British and French naval forces from the harbor.
Unutmadan: savaş tazminatı alacaklısı Rusya'nın Düyun-ı Umumiye Konseyine dahil olmamasını da Britanya sağlayacak. Böylece neredeyse dış kapının mangalı olan Avusturya alacaklılar masasına girerken, Rusya dışarıda kalacak.
19. yüzyıl boyunca Rusya'nın Türkiye siyaseti kesintisiz ama istenilen sonucu vermeyen bir tutarlılık içinde. Polonya'da çıkan isyanda, Varşova düşüyor ve isyancılar buna ilişkin 1830 tarihli önemli bir belge buluyor ve ifşa ediyorlar. Buna göre, Rusya'nın amacı, Romanya'yı ilhak
hayata geçirirken, Kırım Savaşında Rusya yenilmiş olmasına karşın Türkiye'ye savaş tazminatı ödemesini sağlamıyor. Dolayısıyla Türkiye savaştan zararla ve Avrupa'ya bağımlılıkla çıkmış oluyor. Soyut fikir Rusya'dan somut uygulama Avrupa'dan...
Gogol'dan Menşikov'a: Palto simgesi. Menşikov 1853'te İstanbul'a geldiğinde Türkleri aşağılamak için eski bir kıyafetle gemiden çıkıyor. Hayatının sonunda ise gözden düşmüş şekilde bu palto ile resmediliyor. Gogol'un küçük adamı palto ile sıtatü kazanırken, Menşikov kaybediyor.
@ilker_ayturk Evet, padişahın isteği üzerine bırakmıyor. Mizansenden kastım olayda Britanya Elçisi Bulwer'ın rolü. Zira olayı Londra'ya aktarırıken, bunu bir anayasal gelişme olarak betimleyip kendine de pay çıkarması. Dolayısıyla Âli dışında padişahın değil, Bulwer'in rolü olabilir. Kastım bu
Bu eylemler soykırımla kalmamış, öldürülen Türklerin malları Yunan Anayasasında özel olarak düzenlenmiş ve Londra finans sermayesine Yunanistan'ın borçlarının teminatı olarak gösterilmiştir. 19 ve 20. yüzyıllarda, Balkanlarda Türkler kadar "malına çökülen" başka bir ulus yoktur.
1821-1830 yılları arasında Mora Yarımadasında Müslüman Türk ahali sistematik olarak katledilmiştir.
Bu imha politikasına, ibadet yerlerinden medreselere, mezarlıklardan diğer kültürel miras unsurlarına kadar uzanan planlı bir yıkım ve tahribat da eşlik etmiştir.
Tripoliçe katliamının 205. yıldönümünde, acımasızca katledilen Müslüman Türk sivil halkı rahmetle anıyoruz.
Türkiye'nin hukuk yaratan hukukçularından. Devlet Memurları Kanununda hala varolan istifa eden memurun, memuriyete dönüş için 6 ay geçmesi kuralı, İnce'nin kişisel bir mütalaası olarak yerleşiyor. Ondan sonra kanun maddesi haline geliyor.
1911 Selanik Hukuk Mektebi mezunu, 1921-1922 Adliye Vekili, 1950-1951 Milli Savunma Bakanı, Manisa Mebusu Av. Refik Şevket İnce'nin (1885-1955), İzmir Barosu Dergisi'nde 1942'de çıkan yazısı: "Hukuk Lugatı":
İlim ve fikir hayatında lugatların, kamusların, "ansiklopedilerin" yaptıkları hizmeti inkara imkan yoktur. Aksine bu gibi eserlere karşı gösterdiğimiz kayıtsızlıktan dolayı mesuliyetlerimiz pek çok.
Türkiye'de "Şemseddin Sami" merhumun başlı başına meydana getirdiği Fransızca lugatlar, kamusu türki hiç şüphe edilmez ki Türk irfanının inkişafında, Türkün Avrupa medeniyetinden nur ve feyiz almasında mühim amil olmuştur.
Bizde "Lugat" ile "Kamus" kelimeleri birbirine karıştırılmıştır. Lugat, herhangi bir kelimenin halk kullanışında karşılığı değildir. "Lugatı Naci", "Fransızcadan Türkçeye Lugat" bu manadadır. Lugatlarada izahtan kaçınmak asıldır. Eski hukukumuzda bir kelimenin manası söylenirken "lugat manası şudur", "ıstılah manası şudur" denmek suretiyle o kelimeyi iki şekilde izah yolu tutulduğunu bilir ve hatırlarız. Ayni usule bugün de devam edilmektedir. Ve edilecektir. Çünkü birinde "Halk dili" diğerinde "İlim dili ve anlayışı" vardır.
Şemseddin Sami merhumun Kamusu Türkisi, Ali Seydi merhumun Kamusu Osmanisi birer lugat oldukları halde "kamus" ismini almış ve bu iki âlim "lugat" ile "kamus" arasında bir fark gözetmemiştir. Fakat Kamusu Âsım hem lugat hem kamus yerini tutan bir eser sayılabilir. Yine Şemseddin Sami'nin Kamusülalâmı ise asla lugat değildir. Çünkü orada lugat bulmuyor, fakat her mevzu üzerine fazla malumat görüyoruz.