Not: 2022 yılında sınavla oldukça yüksek puan alarak atandım okulumuz yeni proje okulu oldu.
İstifa dilekçemi 19 Haziran’da vermeme rağmen açıklamamı bugün yapmayı tercih ettim.
Çünkü istifa dilekçemi verdikten hemen sonra böyle bir paylaşım yapmış olsaydım, idari süreci etkilemeye çalıştığım ya da kamuoyu baskısıyla kararın değişmesini amaçladığım şeklinde yanlış bir algı oluşabilirdi.
Bana göre doğru olan; önce sürecin netleşmesini beklemek, ardından ise hiçbir beklenti taşımadan yalnızca yaşananları kamuoyuyla paylaşmaktı. Sisteme kararnamemin düştüğünü bugün gördüm dolayısıyla istifam kabul edilmişti resmi olarak.
Bu nedenle açıklamamı bugün yapmayı uygun gördüm. Saygılarımla.
Zeynep Sönmez neredeyse WTA kadınlar tenisinde ilk 50 ‘ye girmek üzere. Milyarlarca insanın takip ettiği bit etkinlik olan Wimbledon grandslam ana hesabının paylaşımı Zeynep’imiz nasıl gurur verici, ülke temsili için nasıl önemli… bravo @ZeynepSonmez__
Zeynep Sönmez, Sara Bejlek'in sakatlığı nedeniyle maçtan çekilmesiyle elemelerden geldiği Wta Eastbourne turnuvasında çeyrek finale yükseldi #TürkTenisi
Çim sezonunda 3 turnuva, 2 çeyrek final ✔️
Canlı sıralamada ilk kez top 50 ✔️
Doğru kişilere ulaşırsanız %3 ile %90'ın görüşlerini değiştirmek mümkündür.
Okullarda başarıyı 'bulaşıcı' hale getirmek için iki yol;
_başarılı öğretmen ve öğrencilerin etki alanını artırmak gerekiyor.
_Türk kültüründe başarı sosyal bir fenomendir. Sosyal özendiriciler önemli.
Eğitimin reforma değil rehabilitasyona ihtiyacı var.
Sürekli değişim söylemi bütün insanlığı mahvetti. Kalite, strateji, paydaş, vizyon, performans gibi kavram setleri eğitimin canına okudu. Özellikle bizim gibi yarı çevre ülkelerin sosyal laboratuvar gibi kullanılması çok üzücü.
Mezuniyet soytarılığının psikolojik ve sosyolojik arka planı:
Eskiden mezuniyet töreni çocuğun günüydü. Şimdi bazı törenlere bakınca ortada çocuk falan kalmadığını görüyoruz. Sahnenin ortasında öğretmen, kameranın arkasında veli, dekorun içinde çocuk var. Çocuğun değil yetişkinin mezun olduğu bir yanılsama…
Bu artık masum bir kutlama değil; yetişkin narsisizminin çocuk bedeni üzerinden sahnelenmesidir.
Öğretmen, eğitici olmaktan çıkıp amatör bir şovmene dönüşüyor. Veli, çocuğunun sevincini paylaşmaktan çok kendi ebeveynlik performansını teşhir ediyor. Çocuk ise alkış, video, poz ve sosyal medya içeriği üretmek için kullanılan sevimli bir aksesuara indirgeniyor.
Freud’un narsisizm dediği şey tam da burada karşımıza çıkıyor: insanın kendine duyduğu hayranlığı başkaların��n gözünde yeniden üretme arzusu. Fakat bugünün velisi ve bazı öğretmenleri bunu doğrudan kendileri üzerinden yapmıyor; çocuğu vitrine koyarak yapıyor. Çocuğun kepi, cübbesi, dansı, ağlatmalı konuşması aslında yetişkin egosunun kostümüdür.
Bourdieu’nün “sembolik sermaye” dediği şey de burada çalışıyor. Mezuniyet artık eğitimsel bir ritüel değil; sınıfsal, kültürel ve sosyal statü gösterisine dönüşüyor. “Biz ne kadar ilgili veliyiz”, “ben ne kadar özel öğretmenim”, “bizim sınıf ne kadar farklı” yarışına çocuklar malzeme ediliyor.
En acı tarafı şu: Bu gösterinin merkezinde olması gereken çocuk, en çok araçsallaştırılan kişi hâline geliyor. Onun mahremiyeti, sadeliği, çocukluğu ve doğal sevinci yetişkinlerin alkış açlığına kurban ediliyor.
Bir öğretmen öğrencisinin önüne geçiyorsa, orada eğitim değil ego vardır. Bir veli çocuğunun başarısını kendi sosyal medya vitrinine çeviriyorsa, orada sevgi değil teşhir vardır. Bir okul çocukları merkeze almak yerine yetişkinleri alkışlatıyorsa, orada eğitim kültürü değil gösteri pazarı vardır.
Çocukların ihtiyacı konfeti, yapay gözyaşı, abartılı dekor, öğretmen şovu ve veli tribünü değildir.
Dünyanın ilk 8’li çapraz karaciğer nakli Malatya’da gerçekleşti.
İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde, Prof. Dr. Sezai Yılmaz liderliğinde gerçekleştirilen 8'li çapraz karaciğer nakli, tıp tarihine adını yazdırdı.
Bu gurur Malatya'nın ♥️
LGSye ilişkin son yorumum:
1milyon çocuğun birkaç yılını alt üst eden sınav endüstrisi bir sömürge kurgusudur. Kendi çocuğumuzu kurtarmaya odaklanıyoruz ancak hepimiz için kalıcı sorun düşünmeden bir geleceğimiz olmayacak. Eğitim kapitali eleştirip kooperatif yapılar kurmalıyız.
Fenomen öğretmenler sorununu yıllardır dile getiriyorum. Bu vahim sorunu en çok dile getiren kişi olarak üç bilimsel makale yazdım, yüzlerce kaynak taradım, röportajlar verdim, sayısız paylaşım yaptım.Bugün geldiğim noktada çok net bir cümle kurabiliyorum:
Dünyanın hiçbir yerinde öğretmenlik mesleğinin sosyal medya üzerinden bizdeki kadar narsistik, teşhirci ve patolojik bir zemine sürüklendiğini görmedim.
Daha da vahimi, 3-4 yıl önce bu konuda yazdığım paylaşımlarla bugün yazdıklarım arasında hiçbir fark yok. Çünkü yıllardır hiçbir şey değişmedi.
Sorun çözülmedi.
Önlem alınmadı.
Mesleki etik güçlendirilmedi.
Ama fenomenlerin sayısı katlanarak arttı. Hatta bakanlıktaki bazı kişiler, akademilere gelen haklı tepkileri bastırmak için bazı yerlerde öğretmenleri fenomenliğe bile özendirdi. Bu da büyük ama şaşırtıcı olmayan skandallardan biriydi. Öyle ya daha evvel Ankara’da ağırlanan çocuk istismarcıları bile olmuştu.
Artık mesele birkaç hesabın yaptığı paylaşımlar değil. Müdürler bu işin içinde. Öğretmenler odaları bu işin içinde. Eğitim yöneticileri ve zaman zaman bakanlık bile bu işin içinde. Sessiz kalanlar, görmezden gelenler ve alkışlayanlar da bu tablonun bir parçası.
Esasında fenomenlik çok daha derin ve vahim sorunların bir sonucudur.
Elbette fenomenliğin de sonuçları vahimdir. Çocukların fotoğrafları daha fazla paylaşılacak.
Sınıflar daha fazla içerik üretim merkezine dönüşecek. Dersler daha fazla sabote edilecek.
Öğretmenlik mesleğinin itibarı daha fazla aşınacak. Fenomenler çocuklar üzerinden daha çok para kazanacak. Mesleğin diplerde olan itibarı daha da dibe vuracak. Çocuk istismarı normalleşecek. Bu kadar kötülük yetmez. Artık daha da kötü bir süreç bizi bekliyor.
Ve yarın öğretmenlere yönelik her yeni güvensizliğin, her yeni saldırının, her yeni itibar kaybının nedenlerini ararken dönüp aynaya bakmak zorunda kalacağız. Çünkü eğitim, yavaş yavaş bir meslek olmaktan çıkıp bir gösteriye dönüşüyor.
En acısı da şu: Bu tehlike gözümüzün önünde büyüyor. Ve yetkililerin tepkileri saman alevi gibi.
Tekrar diyorum: Fenomenlik daha derin, vahim sorunların ve pedagojik çürümenin bir sonucudur.
Aşağıdaki görsel ise birkaç gündür tepki çeken bir videodan…
Bu ülkede bir öğretmene iki defa tokat atılıyor ve öğretmene “ Çingene”, “Sende aşağılık kompleksi var” hakareti yapılıyor ama herkes susuyor. Çingene demek ayrımcılık değil mi? İzmirli Irmak Ayşe Koparan’a hakaret etmek, ölümüne sebep olmak suç değil mi?
Yalnız, sahipsiz, çaresiz, mobinge uğradığına ilişkin çok sayıda kanıta rağmen, genç yaşta şüpheli bir biçimde hayatını kaybeden bir öğretmenin ne yaşadığı kimsenin ilgisini çekmiyor demek ki!
Aslantepe Yarı Maratonu Malatya’da görkemli bir şekilde başladı. Vatandaşlar kapalı yollardan şikayetçi. Ama kurumlar günler öncesinden kapalı olan yolları duyurmuştu. Ayrıca kıymetli Malatyalılar memleketimizde MARATON düzenleniyor 😊 Biraz sakin kalmakta fayda var 😊
İlk kez “fenomen ebeveynler” ve “fenomen öğretmenler” sorunu aynı araştırmada bilimsel olarak incelendi. SSCI Q1 indeksli European Journal of Education dergisinin 2026 Haziran sayısında yayımlanan araştırmamın sonuçlarına göre çocuklar bugün iki yönlü bir dijital kuşatma altında.
Bir yanda çocuklarını içerik nesnesine dönüştüren fenomen ebeveynler, diğer yanda sınıfı podyum, öğrencileri dekor-aparat olarak kullanan fenomen öğretmenler… Bir taraf aile makamına ve ebeveyn kimliğine, diğer taraf ise öğretmenlik mesleğine ve sınıf ortamına zarar veriyor. Kaybeden ise çocuklar…Ortak noktalar ise etkileşim almak, görünürlük, mikro-ünlülük ve para kazanmak.
Araştırma sonuçları, çocuklara ait görüntülerin ve özel yaşamın sosyal medya üzerinden kontrolsüz biçimde dolaşıma sokulmasının; pedofili kaynaklı tehditler, çocuk istismarı, dijital iz bırakma, siber zorbalık, dijital çocuk kaçırma, olumsuz rol model ve güvenlik riskleri gibi çok ciddi sonuçlar doğurduğunu ortaya koyuyor.
Sorun büyüyor. Tedbirler ise hâlâ yetersiz. Çocuk haklarını merkeze alan daha sert ve somut dijital koruma politikalarına acil ihtiyaç var.
Makaleye açık erişim desteği sağlayan TÜBİTAK’a teşekkürler @Tubitak
Bu, son üç ayda kabul alan 4. tek yazarlı SSCI indeksli makalem.
https://t.co/Zx4Fdzc4gG