Hem Mimar Sinan’dan hem Bilgi’den mezunum. Her ikisiyle de gurur duyarım.
Mimar Sinan Sanayi-i Nefise geleneğinden gelir, bambaşka bir tarihsel ve kültürel damarı temsil eder. Bilgi ise kuruluş mottosu “Yaşam için Bilgi” olan, uygulamalı bilimler ağırlıklı başka bir yapıdır.
Bunları birbirine karşılaştırıp diplomalarını ast-üst seviyesine sokmaya çalışmanın hiçbir anlamı yok.
Her düşüncenizi her an söylemek zorunda değilsiniz, bir düşünün, yerli mi yersiz mi, mantıklı mı...
Bir de hayatı üniversite sınavı başarı sıralamasına göre okuma sığlığını bırakmak iyi bir yetişkinlik bakış açısı olacaktır. Konu şu anda kim nereye kaç puanla sıralamayla girdi ve diplomaların pratik değeri değil. Konu hukuksuzluk. Bu kadar ilkesiz olmayın. Üniversiteye ne sıralamayla girdiğinizden daha önemli bir şeydir ilkeli olmak.
Bilgi Üniversitesi farklı ve özgün bir vizyonla, bir akademisyenler grubunun öncülüğünde sol liberal kültürün baskın karakteriyle kurulmuştu. İlk kurulduğu yer olan Kuştepe’de mahallede yerleşik Roman halkın öğrencilerle kucaklaşması bakımından da bilinen kalıpları yıkıyordu; okulda konuşulan, konuşturulan konular bakımından da. Üniversitelerde baş örtüsü yasaklandığında talimatlara uymayıp öğrencilere kapısını açmış, yine bir kapatma tehdidiyle dizginlenmişti. Santral’e taşındığında bir festivaller cennetine dönüşmüş, bu kez de üniversitelerde bira ve içki yasağı konusunu ülke gündemine taşımıştı. İçinde müzesi, üniversiteye ait resim koleksiyonu olan bir üniversiteydi.
Kanımca bir “vaha” gibiydi.
Elden ele değişen yönetim ve sahipler onu ilk vizyonundan kopardı; idari bakımdan çürüttü. Yıllardır içeriden, dışarıdan her türlü baskı ve bozgunculuğa karşı karakteri ve kurum kültürüyle, akademisyenlerinin aidiyeti ve sorumluluk duygusuyla ayakta kalmaya çalışıyordu.
Onu kapatarak yok etmek yerine yeniden ayağa kaldırmak; ona bir nefes verip yeniden diriltmek ülkemiz için bir kazanç olurdu. Tıpkı öncekiler gibi onun öğrencileri ve akademisyenleri de farklı kurumlara dağıtılacak. Bir şekilde zaman içerisinde kriz çözülecek. Önceki tecrübelerde görüldüğü üzere bu dosya da ilk andaki tepkiselliğin zamanla yok oluşuyla kapanacak.
Ancak, bir daha Türkiye’de böyle bir vizyon hayata geçirilebilir mi bilemiyorum. Ben de kuruluşundan itibaren 10 yıl bu kuruma emek vermiş bir akademisyen olarak eski Üniversiteme reva görülen bu muamele karşısında çok üzgünüm.
Bilgi Üniversitesi kapatılmamalıydı; aksine yeniden yaşama döndürülmesi için nefes verilmeliydi. Çok ama çok yazık oldu😔
Sol dizim için fizik tedavi almaya başladım ve daha 2. seansta ağrılarım tamamen kayboldu. Bu kadar mübarek bir meslek olamaz ama şunu farkettim. Bu meslek grubu ne halk ne doktorlar tarafından hakettikleri saygıyı görmüyor. Ayrıca aynı aile hekimi gibi bir uygulama ile her aileye bence bakan bir fizyoterapist kesinlikle ama kesinlikle olmalı. 10 yaşından küçük bir çocuğunuz varsa mutlaka iyi bir fizyoterapiste götürün. Benim sol dizim için doktor dizinin altına havlu koy bastır mastır abuk subuk bir egzersiz vermişti. Bu uygulama 60 sene öncenin çözümü. Ekranlardaki ekonomistler gibi işinde iyi bir çok doktorda da uzman körlüğü var. Daha iyi şeylere açık ve kabul edebilir değiller. Fizyoterapi denilen bilim dalı şu an evrim geçirmiş. Bundan yararlanmamak bir insanın kendine yapacağı en büyük kötülük.
Merdiven Üstü ⏳♟️
Bugün merdivenin üst basamaklarında önemli görüşmeler yaptık.
Bazı etiketler zamanla kendiliğinden düşüyor.”
📍Cumhurbaşkanlığı Külliyesi
@TFD1969
Fizyoterapistlerin Serbest Çalışma Hakkı CNN Türk Ana Haberde! (@cnnturk)
Fizyoterapistlerin yıllardır beklediği ve büyük mücadelelerle elde ettiği Serbest Çalışma Yönetmeliği üzerine, meslektaşlarımızı bilgilendirmek amacıyla CNN Türk Ana Haber bülteninde önemli açıklamalarda bulunan, Türkiye Fizyoterapistler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Fzt. Nafiz Koparan’a teşekkür ederiz. (@nfzkprn)
Bu değerli haberi ekranlara taşıyan CNN Türk muhabiri Gökçe Tümer’e de mesleğimiz adına teşekkür ediyoruz. (@gokcetumer)
Türkiye Fizyoterapistler Derneği olarak mesleğimizin gelişimi için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.
Saygılarımızla
TÜRKİYE FİZYOTERAPİSTLER DERNEĞİ YÖNETİM KURULU
𝟴 𝗡𝗜̇𝗦𝗔𝗡 𝗧𝗨̈𝗥𝗞𝗜̇𝗬𝗘 𝗙𝗜̇𝗭𝗬𝗢𝗧𝗘𝗥𝗔𝗣𝗜̇𝗦𝗧𝗟𝗘𝗥 𝗚𝗨̈𝗡𝗨̈𝗠𝗨̈𝗭 𝗞𝗨𝗧𝗟𝗨 𝗢𝗟𝗦𝗨𝗡!
Fizyoterapist olarak böylesine ulvi, değerli ve mucizevi bir mesleğin mensubu olmaktan mutluyum.
Hastaların yaşam kalitesini arttırmak; 'fizik tedaviye başlamadan önce kolumu bile kaldıramıyordum ama şimdi dişimi bile fırçalayabiliyorum, o kadar iyiyim.’ derken yüzündeki gülümsemeyi hissetmek ve bunda senin de katkının olduğunu bilmek çok değerli...
Türkiye Büyük Millet Meclisimizde mesleğimizin ilk temsilcisi olmak üzerimizdeki sorumluluğu daha da artırıyor.
Mesleğimizin ve meslektaşlarımızın daha ileriye gitmesi için var gücümüzle çalışıyoruz ve çalışmaya devam edeceğiz.
Bugün 8 Nisan, Türkiye Fizyoterapistler Günü!
Bu anlamlı günü kutlarken, Serbest Çalışma Yönetmeliği ile kazandığımız hakları hedef alan girişimlerin haberlerini alıyoruz.
Ama biz yılmadan, yorulmadan mücadeleye devam edeceğiz.
Kimsenin şüphesi olmasın.
Tüm meslektaşlarımın günü kutlu olsun! 💪🇹🇷
#8NisanFizyoterapistlerGünü #TFD @TFD1969
İnsana dokunan, iyileşmesine destek olan, umut olan bir mesleği icra eden tüm fizyoterapistlerimizin 8 Nisan Türkiye Fizyoterapistler Günü kutlu olsun. Sağlık sistemimizin vazgeçilmez bir parçası olan siz değerli mesai arkadaşlarımızın emeği, her zaman başımızın tacıdır.
Keşke Serbest Çalışma Yönetmeliği'ni bir kez okuyup verseydiniz bu önergeyi.
Gerekçelerinizin çok büyük bir kısmı ne yazık ki sağlam temellere dayanmıyordu.
@saglikbakanligi titizlikle çalışarak çıkarttığı Serbest Çalışma Yönetmeliği ;
✔️kayıt dışı, kontrolsüz hizmet sunumunun önünü kesmek, sağlık alanında denetimi artırmak ve nitelikli sağlık profesyonellerinin denetimli şekilde çalışmasını sağlamak amacıyla hazırlandı.
Başta Sayın Bakanımız @drmemisoglu olmak üzere tüm ilgililere tekrar teşekkür ediyoruz.
👍Güçlü denetim, yasal zemin ve etik sorumlulukla çalışan tüm fizyoterapistlerin yanında olmaya devam edeceğiz.
Sonuç olarak; önergeyi reddettik.
*Mesleğimizin Sesi TBMM’de Yankılandı*
Bugün, 8 Nisan’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı anlamlı konuşmayla fizyoterapistlerin sesi olan, meslektaşlarının haklı mücadelesine yürekten destek veren Sayın Emre Çalışkan (@Emre_Caliskann) vekilimize en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Saygılarımızla
Türkiye Fizyoterapistler Derneği Yönetim Kurulu
Kamuoyuna ve Değerli Sağlık Mensuplarına Duyurumuzdur
29.03.2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan “Sağlık Meslek Mensuplarının Serbest Meslek İcrası Hakkında Yönetmelik” ile ilgili olarak, bazı uzmanlık derneklerinin yaptığı açıklamalar ne yazık ki kamuoyunu yanıltıcı, bilimsel temelden uzak ve yasal gerçeklerle çelişen ifadeler içermektedir.
Bu nedenle, hem meslektaşlarımızı hem kamuoyunu doğru bilgilendirme sorumluluğumuzla aşağıdaki düzeltmeleri yapmak zorunlu hale gelmiştir:
🔹 1. “Fizyoterapistler ancak hekim gözetiminde çalışabilir” iddiası tamamen yanlıştır.
Fizyoterapistler, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un Ek 13. Maddesi kapsamında bağımsız mesleki uygulama hakkına sahip sağlık meslek mensuplarıdır.
Yıllardır özel merkezlerde, hastanelerde ve evde bakım hizmetlerinde bağımsız olarak hizmet vermekte, sağlık sistemi içinde etkin rol üstlenmektedirler.
Bu yetkinliği yok sayan ifadeler yalnızca gerçeği çarpıtmakla kalmamakta, aynı zamanda fizyoterapistleri itibarsızlaştırma amacı taşımaktadır.
🔹 2. “Fizyoterapistler tarafından yapılacak uygulamalar halk sağlığını tehlikeye atar” söylemi, bilim dışı ve mesnetsiz bir iddiadır.
Fizyoterapistler, lisans düzeyinde 4 yıllık bir sağlık eğitimi alarak mezun olan, klinik bilim temelli uygulamalar yapan ve uluslararası literatürde yeri olan profesyonellerdir.
Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere tüm gelişmiş ülkelerde fizyoterapistler, bağımsız uygulayıcılar olarak çalışmakta, hastaların fonksiyonel yaşam kalitesini artırmaktadır.
Bu meslek grubuna “sakatlık yaratır” veya “geri dönülmez zarar verir” gibi iddialarda bulunmak hem etik dışıdır hem de meslekler arası nefreti körükleyici niteliktedir.
🔹 3. “Bu yönetmelik denetlenemez alanlar yaratıyor” iddiası da gerçeği yansıtmamaktadır.
Yönetmelikte sağlık meslek mensuplarının çalışabileceği alanlar, uyması gereken standartlar, kullanılabilecek cihazlar ve yetki sınırları açıkça tanımlanmıştır.
Ayrıca her sağlık meslek mensubu gibi fizyoterapistler de Sağlık Bakanlığı’nın denetimi altındadır.
Bu kurumlar ruhsatlıdır ve denetim dışı alanlar oluşturmamaktadır.
🔹 4. Tıp dışı meslek gruplarının hak kazanması, tıp uzmanlarının hakkını ortadan kaldırmaz.
Mesleklerin gelişmesi, birbirinin alanını çalmak değil; toplum sağlığına birlikte hizmet etmenin önünü açar. Bugün binlerce fizyoterapist, fiziksel tıp hekimleriyle tam bir iş birliği içinde, ekip ruhuyla çalışmaktadır.
Ne yazık ki bu yönetmelik sayesinde fizyoterapistlerin yıllardır beklediği bağımsızlık hakkı tanındığında, bazı hekim gruplarının bunu kendi alanlarına tehdit gibi görmesi mesleki dayanışma adına kaygı vericidir.
🔹 5. Bu açıklamalar, hem sağlık çalışanları arasında ayrımcılığı körüklemekte hem de kamuoyunu yanıltmaktadır.
Bu tür ifadeler, özellikle halk sağlığını düşündüğü iddiasıyla kamuoyunu yönlendirme amacı taşısa da gerçekte kendi mesleki ayrıcalıklarını koruma çabasıdır.
Sağlık sisteminin güçlenmesi için tüm sağlık meslek mensuplarının eşit haklara, etik temelli iş birliğine ve mesleki saygıya ihtiyacı vardır
📌 Sonuç olarak;
Türkiye Fizyoterapistler Derneği olarak:
•Bilimsel, etik ve hukuki temellerle desteklenmeyen bu açıklamaları kabul etmiyoruz.
•Yönetmeliğin halk sağlığına zarar verdiği yönündeki iddiaların spekülatif olduğunu,
•Meslekler arası çatışma değil, dayanışmanın sağlık sistemini geliştireceğini,
•Ve fizyoterapistlerin mesleki haklarının yasal zeminde güvence altında olduğunu tüm kamuoyuna ilan ederiz.
Tüm meslek kuruluşlarını, bu ülkenin sağlık sistemine katkı sunmak isteyen fizyoterapistlere karşı düşmanca değil, iş birliğine açık bir dille yaklaşmaya davet ediyoruz.
Saygılarımızla,
K. Zafer Aksungur
Türkiye Fizyoterapistler Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı
@TFD1969@saglikbakanligi@drmemisoglu@suayipbirinci