Saygıyı belirleyen bir numaralı faktör zekâ değil, dürüstlüktür. Zeki ama güvenilmez biri yerine sıradan ama dürüst birine çok daha fazla saygı duyuyoruz.
Çünkü zihnimiz saygı duyarken bile büyük oranda kendi güvenliğini ve çıkarını gözetiyor.
Bim, Şok, A101 ve (artık) Carrefour içki satmıyor ama sonuçlara göre halkın pestisit ile zehirlenmesi, halk sağlığı gibi sorunları yok. İçki günah, halkı zehirlemek değil.
Türkiye’de denize dökme metaforu çok seviliyor ve kullanılıyor.
Halbuki denize dökme hadisesi Yunan Ordusu’nun başına gelmedi. İzmir’de kalan işgal askerleri Türk Ordusu şehre girmeden tahliye edilmişlerdi.
Denize Dökme diye bildiğimiz hikaye işgal destekçisi sivillerin başına gelen durum.
Sadece İzmir Rumları da değil işbirlikçi Türk de çok.
Bu kitleler İzmir’den korkuyla kaçmaya çalışırken tıka basa dolu gemilere alınmadıkları için kayıklardan denize atlayıp gemilere yüzmeye çalışıyorlar.
Yunan Ordusu’nun asıl derbeder ve perişan olduğu yer Esra hocanın temas ettiği gibi Afyon-Uşak çevresi.
30 Ağustos’ta cephe yarılınca o bölgede dağınık ve komutansız kalan on binlerce Yunan Askeri aç sefil kaçmaya çalışıyor.
İşgal dönemlerinde yaptıklarından dolayı da çok korkuyorlar. Afyon-Uşak taraflarında pek Rum köyü olmadığı için sığınacak bir yer de bulamıyorlar. Yollarda telef oluyorlar. Pek çoğu halkın eline düşmemek için teslim olup esir alınıyor.
Yunanistan için asıl onur kırıcı tablolar o asker yığınlarının düştüğü durumdur.
İngilizler “Kemalistler” diyordu.
Yabancı külliyata “Kemalist” kelimesini kazandıran İngilizlerdir.
General Harrington da kendi kitabında sürekli “Kemalistler” diyor.
Bu ifade ilk başlarda “Kemal’in Çetesi” “Kemal’in Haydutları” bağlamında kullanıldı.
Daha sonra, düzenli orduya geçilince tüm TBMM Ordusu için bu ifade kullanılmaya ba��landı.
İstanbul Sosyetesi ve Saray çevresinin tercih ettiği kelimeler daha yaratıcı:
“Kalpaklı Serseriler”
“Milliyetçiler”
“Eşkiyalar”
“Savaş Destekçileri”
“İttihatçı Kafirler”
“Asiler”
“Katli Vacipler”
Bugün Kocatepe’den İzmir’e molasız yürüsen 5 gün sürüyor, Atatürk ve silah arkadaşları Ağustos sıcağında Kocatepe’den İzmir’e 14 günde gittiler.
Şimdi atalarınızın yazdığ�� zaferi düşünün, kimin torunu olduğunuzu hatırlayın ve neyi yapamayacağınızı düşünüyorsanız gidin, yapın.
İntegral öğrenirken kurduğunuz yeni nöral ağlar-sinanpslarla harikulade kepçe kullanabilir ya da aşçı olup yemek yapabilirsiniz.
Beyinin, şarkıcı Teoman’ın düşündüğü gibi çalışmadığı 100 yılı aşkın bir gerçek.
Temel eğitimin amacı da zaten insanlar gündelik hayatlarında, öğrendiklerini uygulasınlar değil.
Beynin ağ yapısını geliştirerek, gelecek için uygun altyapıyı hazırlamak.
Temel eğitimin Alzheimer için koruyucu olduğu da biliniyor..
"Utanç" demişti Bergman, "Dünyayı bir tek utanan insanlar kurtarabilir. Çünkü utanmak "kibir" denilen en büyük günahın panzehiridir. Yalanın, iftiranın, hırsızl��ğın, pişkinliğin, arsızlığın önündeki en büyük engeldir."
Ingmar Bergman "Shame" (Utanç)
Yeni lüks, çevrimdışı kalabilmek.
ABD’de spor, hobi, müzik aleti ve kitap mağazalarındaki harcamalar temmuzda yıllık yaklaşık %10 artmış. (Hobi harcamaları 16 aydır kesintisiz büyüyor)
İnsanlar restoran ve gece hayatından kısıp örgüye, koşuya, golf ekipmanına ve analog malzemelere bütçe ayırıyor.
Dijital içerik bollaşınca kıtlaşan şey dokunmak, üretmek, bir ritüele ve topluluğa ait olmak.
Dün gece Mersin ve Mardin'de, terör örgütü PKK'nın Türk askerinin kanını ilk kez döktüğü 15 Ağustos 1984 Eruh ve Şemdinli baskınlarını kutlamak amacıyla havai fişekler atıldı.
Açız, yoksuluz, çıplağız!
Milli Kütüphane Metro Durağı’nda indik. Gazeteciler görüntü almasın diye alandan çıkarıldı, metro kapıları kapatıldı.
Ablukanız da gözaltınız da bizi geri döndüremez.
Gasp edilen haklarımızı almadan Ankara’dan dönmeyeceğiz.
#HoldingSoyuyorBakanBakıyor
#BayraktarSorumlusun
Madencilerin Ankara’daki protestosu sürüyor:
"Köle değilim. Ben de insanım. Ben de ana babanın yavrusuyum. Benim de çocuklarım var. Ben çocuklarımın ekmeğini götürmek için direniyorum"
İnsanımız pislikten, gürültüden rahatsız olmuyor; rahatsız olanı da anlamıyor. Yaşamın her yanına sinmiş bir hoyratlık, avamlık, her şeyi kendine hak görme, kural tanımazlık… En büyük yanılgı, bazı şeylerin parayla hallolabileceğini düşünmek; ama o da olmuyor. Para, görgüsüzlükle birleşince insanı daha da itici kılıyor. Benim artık kamusal alanda ruhum sıkışıyor.
Güvenpark'ta hakkını arayan gazimiz Yusuf Yolcu, 86 milyona seslendi:
“Gazilerine şehitlerine sahip çıksınlar. Bizlere önem versinler, biz bu ülkenin milli değerleriyiz.
Bizler olmasaydık kimse yerinde rahat oturamazdı.
Meclis'tekilere de seslenmek istiyorum, er gazilerin haklarını versinler. Gaziliğin, şehitliğin rütbesi olmaz.”
Tarihte bugün: 8 Ağustos 1964 Pilot yüzbaşı Cengiz Topel şehit edildi.
2 Eylül 1934’te İzmit’te dünyaya gelen Cengiz Topel, Kara Harp Okulu’ndan mezun olduktan sonra Hava Kuvvetleri’ne ge��ti. Kanada’da jet eğitimi alan Topel, görev yaptığı süre boyunca başarılı pilotlar arasında gösterildi.
1964 yılında Kıbrıs’ta Türk toplumuna yönelik saldırıların artması üzerine Türkiye, Erenköy bölgesindeki Rum ve Yunan mevzilerine hava harekâtı düzenledi. Cengiz Topel de bu harekâta katılan pilotlar arasında yer aldı.
Uçağı vuruldu, esir düştü
8 Ağustos 1964’te kullandığı F-100 Super Sabre tipi savaş uçağı, görev sırasında yerden açılan uçaksavar ateşiyle isabet aldı. Uçağını paraşütle terk etmeyi başaran Topel, iniş yaptığı bölgede Rum güçleri tarafından sağ olarak esir alındı.
İşkence gördü, sır vermedi
Uluslararası savaş hukukuna göre savaş esiri statüsünde bulunması gereken Cengiz Topel’in, esareti sırasında ağır işkenceye maruz kaldığı bildirildi.
Resmî kaynaklar ve dönemin tanıklıklarına göre Topel’den Türk Hava Kuvvetleri’nin üsleri, harekât planları, pilot sayıları ve askerî bilgiler istenmesine rağmen hiçbir bilgi vermediği ifade edildi. Günler süren ağır işkencelere rağmen konuşmadığı ve askerî sırları paylaşmadığı belirtilen Topel, gördüğü işkenceler sonucunda şehit oldu.
Cenazesinde işkence izleri tespit edildi
Rum yönetimi tarafından Türkiye’ye teslim edilen cenazesi üzerinde yapılan incelemelerde vücudunun çeşitli bölgelerinde ağır darp ve işkence izleri bulunduğu açıklandı. Otopsi raporlarına göre kaburgalarında kırıklar, vücudunda çok sayıda yara ve ciddi travma izleri tespit edildi. Bu bulgular, Cengiz Topel’in çatışmada değil, esaret altında gördüğü işkence sonucu hayatını kaybettiğine ilişkin değerlendirmeleri güçlendirdi.
Sembol isim oldu
Cengiz Topel, Türk Hava Kuvvetleri’nin ilk hava harp şehidi olarak tarihe geçti. Adı bugün Türkiye’nin birçok ilinde havaalanlarına, okullara, caddelere ve askerî tesislere verilirken, fedakârlığı ve görevine bağlılığıyla Türk askerî tarihinin sembol isimlerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.
Her yıl 8 Ağustos’ta düzenlenen törenlerde anılan Cengiz Topel, Kıbrıs Türklerinin güvenliği için görev yaparken hayatını kaybeden kahramanlardan biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.