Yıllar önce kendime bir not yazmıştım: öyle bir şey yazmalıyım ki sonum olmalı diye. Kendime yazmak istediğim sondan mı kaçıyorum yoksa sonumu gözümde büyütmeden anın içinde mi yok oluyorum? Cevapsız soruların mezarlığına her gece böyle sorular defnediyorum.
Aydınlıkta, kusurlarımı örttüğü için karanlığı,
Karanlıkta, kusurlarımı keşfetmek için aydınlığı,
Uzaklardan yakınları,
Yakınlardan da çok çok uzakları özleyeceğim. Anlıklara kastım var…
Hayalperestliğim iktidardı ruhumun ülkesinde; karamsarlığımsa muhalefet. Karşıt düşüncelerin hisli kavgaları ve kirli oyunları dönüyordu. Bir yanım aydınlıktı zorla söktürdüğüm şafaklar kadar aydınlık, bir yanımsa karanlık gecelerin koynuna uzanmaktan huzur alacak kadar karanlık.