Söylediğimiz gibi sıra kedilere geldi. Valilik açıklamasında 4 ay önce yaşandığı belirtilen bir kedi tırmalaması vakasına gönderme yapmış. Kedi tırnağından kuduz bulaşması, kafanıza meteor düşmesi ihtimaliyle aynı. TR'de böyle bir vaka kayıtlarda yok. Bu bir psikolojik harp haberi.
“Ezberlenmiş vizyonunuzun modası geçti
Halka yaymasanız bari...”
Uçurum…
Vizyon uçurumunu ne güzel ifade etmişsiniz @iriscibre
-Evini sat, çocuğunu okut, sen sokakta kal…”
Peki devlet nerede?
Devlet kendi çocuğunu okutamıyor mu?
Kendisi okutmayıp eğitim rantının çarkına mı teslim etmeli?
Kendi beşeri sermayesini değerlendiremeyen devletler beyin göçüne mahkum oluyor.
Ve biz yıllardır o mahkumiyetin ağır sonuçlarını yaşıyoruz.
Beyin göçünün yol açtığı kalkınma açığı, cari açıktan daha mı az tehlikeli?
Arkadaşımız Deniz Göktaş hakkında verilen tutuklama kararı, yalnızca bir komedyeni değil; mizahın ifade alanını da daraltan bir karardır.
Bir komedyenin yeri cezaevi değil, sahnedir.
Deniz bizim arkadaşımız. Yıllardır aynı sahneyi, aynı heyecanı ve aynı kahkahayı paylaşıyoruz. Bugün de yanında olmaya devam edeceğiz.
İnsanlar birlikte güldükleri insanları da, neye güldüklerini de kolay kolay unutmaz.
Çünkü mizahın hafızası vardır.
O hafızaya kelepçe vurulamaz.
Deniz’in yanındayız.
Geçen gün Rich Eisen adında bir yorumcu Amerikalılar anlasın diye şöyle bir cümle kurdu "Her gün 3-4 tane Super Bowl büyüklüğünde maç yaşanıyor!"
Her şey bir kenara, ödül sisteminin tamamen değişmesi gerek. Ne olacaktı bu takım grubu geçseydi? Ada mı verilecekti her birine... Çeyrek-yarı finallerde ne yapılacaktı mesela... Tüm sporlarda açık ara dünyanın en büyük organizasyonuna katıldıklarının ve bunu hayatlarında belki birkaç kez yaşabileceklerinin idrakında olmayan bir grup oyuncu var. Spor programlarına bakınca organizasyonun büyüklüğüne ABD'liler bile şaşırıyor... Atacağın bir tane güzel golü, bir çalımı, pası milyarlarca insanın aklında on yıllarca bırakacak bir organizasyon. Üzerinden çeyrek asır geçmesine rağmen insanlar hala İlhan Mansız'ın çalımını, Hasan Şaş'ın inanılmaz performansını konuşuyor.
Futbolda ulaşabileceği her şeye erişmiş oyuncuların maçlarına bakıyorsun, en ufak pozisyonu harcadıklarındaki üzüntü bizimkilerin tüm turnuvayı çöpe attıklarındakiyle kıyaslanabilir seviyede... Herkes yarınlar yokmuş gibi oynuyor. Doğalı da bu zaten...
Topla oynama oranımız % 80'di. Paraguay 2. yarıyı 10 kişi oynadı. 1-0 yenildik. Avustralya maçının kopyası gibiydi. Bilinçsiz hücumdan sonuç çıkmıyor.
Taner Berksoy hoca derdi ki "topla çok oynamış olmak iyi oynadığınız anlamına gelmez."
Ne diyelim: "Biz voleybol ülkesiyiz."
AYKUT ÇELİK ANKARA BAŞSAVCISI OLDU, ÖZGÜR ÖZEL’İN DOSYALARI MECLİS’E GÖNDERİLDİ
CHP Lideri Özgür Özel’in dokunulmazlığının kaldırılması istemiyle hazırlanan soruşturma dosyaları, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından TBMM’ye gönderildi.
Özel hakkında 2 farklı dosya Meclis Başkanlığı’na sunuldu.
8’i CHP’li,
2’si İYİ Partili,
Diğer 2’si de Türkiye İşçi Partili ve Yeni Yol grubundan milletvekillerine ait dosyalar TBMM’ye sunuldu.
“Önümüzdeki maçlara bakacağız” lafını sevmiyorum hocam. Bir kere de puan hesaplaması yapmadığımız bir etkinlik izlesek keşke. Eskisi yenisi 650 tane marş yapıldı be abi. Baktığında yedekler dahil futbolcu başına 30 marş düşüyor. Öyle gazdaydık yani. Şöyle olsaydı böyle olurdu, şu olsaydı bu olurdu muhabbetlerinden bıktık artık. Bir haykırışlık mutluluğumuz vardı bugün, onu da önümüzdeki maçlara bıraktık. Hayırlısı…
Artık tahammül edemedim.. Sinirlerim alt üst. Gencecik meslektaşlarımıza.. İnsanlara yani, hakaret edip sonra da sırtını dönen insan müsveddesi bu mudur? Sağdaki, elleri esas duruştaki..
Bu nasıl bir utanmazdır? 103 yıllık partinin içinde bir gazeteciye, "sarı zarf alıyorsun" deme cüretini kimden ve nasıl alır? Kimdir bu asansör bekleyen müfteri? Dahası Atatürk'ün kurduğu partinin içinde kalacak ve iftiralarına devam ettirelecek midir?
Şarkılarımın eylemlerde ve mitinglerde kullanılmasına bugüne kadar hiç engel olmadım. Ancak mahkemenin vermiş olduğu butlan kararıyla yönetime gelenlerin herhangi bir şekilde eserlerimi kullanmasına izin vermediğimi altını çizerek belirtmek isterim.
İktidar istediği sürece CHP’yi Kılıçdaroğlu yönetecektir. Memlekette hukuk varmış gibi davranıp rejime meşrutiyet üretmenin anlamı yok. İktidarın Türkiye’yi nereye götürdüğünü topluma bütün çıplaklığıyla anlatmanın anlamı var. Buna karşı nasıl bir Türkiye hayali kurduğunu anlatmanın manası var. İnsanlar sizinle beraber hareket etsin istiyorsanız onlara önce kendilerini felakete sürükleyen karşıdaki ittifakı anlatıp, sonra da kendinizi ülkeye dair hayallerinizle bu ittifaktan ayrıştıracak ve insanları da bu hikayenin parçası olmaya davet edecek bir yol haritasına ihtiyacınız var. Çıkış buradadır.