E-5’teki iş cinayetinde yaşamını yitiren kurye Merve Yılmazelli, meslek örgütleri, sendikalar ve kurye grupları tarafından bugün Silivri'deki kabri başında anıldı. Kuryeler adalet talebini yineledi.
Haberin tüm detayları:
https://t.co/ru5H74JwIl 1/3
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraklerinden İSTAÇ’ta “engelli personel” kadrosunda çalışan Adem Tok, işe iade davasını kazanmasına rağmen görevine
geri döndürülmediğini belirterek İBB yönetimine çağrıda bulundu
Barış Salık'ın haberi
https://t.co/jc00sNj7bn
@solaRagmen kutlamanın sonunda herkesin yoğun yağmura daha fazla dayanamayıp dağılırken çekilen anı koyduğunu kanıtladığın için teşekkürler.. videonun gerisine bakıp kalabalığı görebilirsin ama yok, sidik yarıştıracaksınız. tebrikler böyle devam bir arpa boyu kadar yol alamazsınız
Emin Alper Filistin ve İran deyip alkışını alıp kesebilirdi.
Ortayolculuk yapmamış, Kürt halkıyla da Türkiye’deki siyasi tutsaklarla da dayanışmış. Bir aydın tavrı asgari düzeyde böyle olmalı. Yalakalar ders alsın.
Roboskî’nin Yıl Dönümünde, Adalet ve Barış İçin Mücadeleye!
Cumhuriyet tarihinin en ağır katliamlarından biri olan Roboskî’nin üzerinden 14 yıl geçti. 34 Kürt köylüsünün savaş uçaklarıyla bombalanarak katledilmesinin ardından adaletin sağlanmaması, faillerin yargı önüne çıkarılmaması ve hakikatin karartılması, toplumsal vicdanda derin bir yara olarak varlığını koruyor. Ailelerin, demokrasi güçlerinin, barıştan yana olanların kararlı mücadelesi görmezden gelindi, bastırılmaya çalışıldı.
AİHM’in “iç hukuk yolları tüketilmedi” değerlendirmesi ve Anayasa Mahkemesi’nin “eksik evrak” gerekçesi, dosyayı sis perdesi altında bırakmış; bu davada adaletin sağlanamadığını açıkça ortaya koymuştur. Kürt halkının devletin en sert ve güvenlikçi politikalarıyla baş başa bırakıldığı katliam ve yıkımların acısı, toplumsal hafızada canlılığını korumaktadır.
Kürt Sorununda Güvenlikçi Çizgi Barışın Önündeki En Büyük Engel
Meclis’te kurulan komisyonlar, her ne kadar “çözüm” beklentisi yaratsa da, AKP-MHP çizgisinin raporlara yansıyan yaklaşımı, Kürt sorununun hâlen güvenlik eksenli politikalarla ele alındığını göstermektedir. 33’ler, Vartinis ve Roboskî gibi trajediler, bu zihniyet sürdükçe silinmeyecek; toplumsal barış güçlenmeyecektir. Gerçek bir barış ve Kürt halkının eşit yurttaşlık temelinde sorunlarının çözümü; yüzleşmeyi, hakikatin ortaya çıkarılmasını ve adaletin tesisini zorunlu kılmaktadır.
Katliamın 14. yılında bir kez daha yineliyoruz:
- Devletin açık ya da gizli tüm istihbarat, güvenlik ve kolluk kurumlarının bu katliamdaki sorumluluğu eksiksiz biçimde ortaya konulmalı; katliam tüm yönleriyle açığa çıkarılmalı.
- Etkin, bağımsız ve tarafsız bir yargısal süreç işletilerek failler derhâl yargı önüne çıkarılmalı; cezasızlık politikaları son bulmalıdır.
- Toplumsal barışın inşası için devlet adına açık bir yüzleşme ve resmi özür gecikmeksizin ilan edilmelidir.
- Kürt sorunu, güvenlikçi ve saldırgan politikalar yerine demokratik, adil ve eşit yurttaşlık temelinde barışçıl yöntemlerle ele alınmalı; siyasal ve toplumsal çözüm mekanizmaları güçlendirilmelidir.
Emeğin, Barışın ve Adaletin Yanında
Barışın gerçek savunucuları; savaşlarda en büyük zararı gören her milliyetten işçi ve emekçilerdir. Onların ortak talepleri olan adalet ve eşitlik, hepimizin ortak geleceğinin teminatıdır.
Roboskî’nin yıl dönümünde çağrımızı yineliyoruz:
Hakikat ortaya çıkarılsın, adalet sağlansın, özür dilensin; barış için demokratik adımlar derhâl atılsın.
Emek Partisi Genel Merkezi
Üniversitelerde faşist saldırılara geçit yok!
Kampüslerde öğrenci mücadelesine ve öğrencilerin haklı taleplerine gölge düşürmek için ellerinden geleni yapanlara izin vermeyeceğiz! Arkadaşlarımıza saldıran faşist çetelerin atanmış rektörler ve iktidar tarafından bizzat desteklendiklerini biliyoruz!
Bütün sıra arkadaşlarımızı da bu saldırılara geçit vermeden acil taleplerimiz etrafında birleşerek en temel haklarımızı gasbetmeye çalışan iktidar ve işbirlikçilerine karşı demokratik üniversite mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz!
Evladını kaybeden her anne gibi, Yasemin Minguzzi de derin bir acı yaşıyor. Bu acının ağırlığını paylaşıyoruz.
Hiçbir annenin bir daha böyle bir acı yaşamaması için toplumsal sorumluluğun gereğini yerine getirmek, hepimizin görevidir.
Çocukların suça sürüklendiği her durumda asıl sorumluluk çocuklarda değil, onları koruyamayan düzende aranmalıdır.
Yoksulluğu, şiddeti, istismarı önlemek; çocuklara eğitim, barınma ve psikolojik destek sağlamak devletin görevidir. Ancak sosyal devletin bu sorumluluklarını yerine getirmediği, ailelerin ve çocukların kaderine terk edildiği bir düzende bu tür acıların yaşanması tesadüf değildir.
Gerçek adalet yalnızca en ağır cezaların verilmesiyle değil; yaşamı koruyan, eşitliği ve insan onurunu esas alan bir sistemle mümkündür.
Adalet, yalnızca yaşamını kaybedenler için değil, çocukların yaşam, eğitim ve gelecek hakkı güvence altına alındığında anlam kazanır.
Toplumsal vicdanı güçlendiren şey intikam değil; eşitlik, dayanışma ve insan onuruna dayalı bir adalet anlayışıdır.
#AhmetMinguzzi
🟥 Emek Partisi'nin (EMEP) gençlik örgütü Emek Gençliği Türkiye genelinde 200’ü aşkın MESEM öğrencisinin katıldığı bir anket yaptı.
Sonuçlara göre katılımcıların;
🔻%56’sı 10.000 TL’nin altında ücret alıyor. Yalnızca %26’sı 14.000 TL’nin üzerinde kazanıyor.
🔻%66’sı günde 10–12 saat, %19’u 12 saatten fazla çalışıyor.
🔻%64’ü yıllık izin hakkını hiç kullanmamıştır.
🔻%84’ü koordinatör öğretmenlerin işletmelere ya hiç gitmediğini ya da ayda iki kez uğradığını belirtmiştir.
🔻%75’i işe başlamadan önceki ruh hâlini “yorgun, halsiz, çok kötü” olarak tanımlamıştır.
🔻%83’ü son bir ayda hiçbir kültürel etkinliğe katılmamıştır.
🔻%72’si emeğinin karşılığını alamadığını; %94’ü başka bir mesleki eğitim sistemi bilmediğini söylemiştir.
🔻%50'si en az bir kez iş kazası geçirdiğini ifade ederken, %61’i bu durumda nereye başvuracağını bilmemektedir.
Zahiri aklınızla Bâtıni inancımızı yargılayamazsınız !
Munzur Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Sayın Doç. Dr. Yalçın Çakmak’ın, inancımızın mihenk taşını oluşturan “Kırklar Meclisi” konulu paylaşımı üzerine kendisi hakkında Rektörlük tarafından inceleme başlatılmıştır.
Söz konusu paylaşımda, Alevi inancının Cem ibadetinin başlangıcı olduğuna inandığımız Kırklar Cemi’ne ithafen “Kırklar, Muhammed peygambere şöyle seslendiler: Git peygamberliğini ümmetine yap. Aramızda peygambere yer yok.” ifadelerini başka bir inanca karşı yapılmış bir saygısızlık gibi görmek, Alevi inancındaki “Cem’e makam ve mertebe ile girilmez; herkes yalnızca candır.” öğretisini yok saymaktır.
Bu öğretiyi Peygambere yönelik bir saygısızlık olarak yorumlamak ise Alevi inancına yönelik bir saldırıdır.
Öğretide, peygamberin Bâtıni ruhu anlayarak kendisinin de aynı hale büründüğü anlatılır. Peygamberin göstermediği benliği, günümüz zahirilerinin göstermesi; akıl ve gönül süzgecinden geçirmeyenlerin işidir.
Sayın Doç. Dr. Yalçın Çakmak’a yönelik saldırılar ve soruşturmalar, aslında şahsına değil, Alevi inancına yöneliktir. Bu durum, hiçbir makam ve mevki ile girilmeyecek Cem ibadetimizin eşitlik düsturuna yapılan bir saldırıdır.
Hiç kimse ve hiçbir makam, inancı kendi tekelinde göremez; kendi zahiri aklıyla bizi mahkûm edemez!
Cem ibadetimize yönelik, tarihten bugüne gelen saldırılara bir yenisinin daha eklenmesine asla izin vermeyiz!
Alevi inancını, söylencelerini, kültürünü; hâsılı dolaylı olarak bütün Alevileri hedef göstermeye kapı açan bu durum, Alevilere yönelik nefret söylemlerinin de önünü açacaktır. Asıl bu şekilde hedef gösterenler, halkı kin ve nefrete yönlendirmektedir.
Bazı haber sitelerinin ve sosyal medya trollerinin hedef göstermesiyle, Munzur Üniversitesi Rektörlüğü’nün akademik kimliğe yönelik bu saldırılara prim vererek inceleme başlatması, akademik etikle bağdaşmamaktadır. Rektörün bu tutumunu iyi niyetli bulmuyor ve kendisine yönelik inceleme talep ediyoruz !
Bu nedenle, Alevilik açısından önemli bir merkez olan Dersim’de, Alevilik çalışmaları yürüten bir akademisyenin, basın ve CİMER yoluyla hedef gösterilmesinin ardından herhangi bir izaha gerek duyulmadan incelemeye muhatap kılınmasını kınıyor, Rektörü istifaya davet ediyoruz!
Şu iyi bilinsin ki biz Aleviler, Sayın Yalçın Çakmak’a bu nedenle yöneltilecek her uygulamayı Alevi inancına yönelik bir saldırı olarak kabul ediyor ve sonuçlarını bu gözle takip edeceğimizi ilan ediyoruz!
Alevi Bektaşi Federasyonu,
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu,
Türkiye Alevi Federasyonu,
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı,
Alevi Kültür Dernekleri,
Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri,
Avustralya Alevi Federasyonu
@alevibektasi_f@AvrupaAleviKonf@turkiyealevifed@psakd1988@AKD_GenelMerkez
Üniversitelere OHAL yazısı!
İstanbul Valiliği, İçişleri’nin talimatıyla rektörlüklere “güvenlik tedbirleri artırılsın” yazısı gönderdi.
KYK bursu yetmiyor; yurt–yemekhane zamları ve barınma krizi öğrencileri en ağır ve güvencesiz işlerde çalışmaya zorluyor. Kulüpler kapatılıyor, etkinlikler yasaklanıyor.
Öğrencilerin taleplerine sıfır çözüm, ama tam güvenlik kalkanı...
“Güvenlik” kılıfı altında hedef, öğrencilerin demokratik–bilimsel-özerk üniversite talebidir.
Belediyelere yargı eliyle yapılan operasyonların bir eşi, şimdi sarayın @TC_icisleri üzerinden kampüslere taşınmak isteniyor!
📍Valilik yazısı derhâl geri çekilsin.
📍Kampüslerdeki polis varlığı son bulsun.
📍Yurt ve yemekhane zamları geri alınsın.
📍Kulüp/etkinlik yasakları kaldırılsın.
19 Mart sürecinde kampüsleri dolduran, demokratik hakları için mücadele eden öğrencilerin talepleri ne soruşturmayla ne de zorbalıkla bastırılamaz! @gul_davut