Arada sırada böyle önemsiz isimleri gözaltına alarak “bakın yargı herkese eşit” algısı yaratmak istiyorlar.
Hepsi muhalefet üzerindeki baskıyı görünmez kılmak için.
Bütün eşyaları, ilaçları dahil ailelerine teslim edilmiş...Yanlarında hiç bir eşyaları yok...Para ödeyip aldığımız küçük buz dolabı, çamaşır makinası. Vantilatör vb...Giysileri yanlarındaymış ama verilmemiş...Aileler kara kara nasıl ulaşım sağlayacaklarını düşünüyor...Zulüm sadece zulüm...Anayasa mahkemesi kararları ile bile suçsuzlukları, adil bir yargılama yapılmadığı ortada olduğu halde... Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater ve Mine Özerden
şu pisliğin içinde inci taneleri gibi tertemiz, boyun eğmeden ve gülümsemelerini çaldırmadan gerçek adaleti bekliyorlar...
Halâ tutuklu olmaları yeterince zulûm değilmiş gibi bir de aileleri ile görüşmeleri kısıtlanıyor...
#GeziOnurumuzdur
#GeziTutsaklarınaÖzgürlük
#TümSiyasiTutsaklaraÖzgürlük
Bomba haber…
Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’daki üye katılım törenine farklı cast ajanslarından yüzlerce figüran 950 lira karşılığında taşınıp CHP Gençlik Kolları yeleği giydirilmiş.
BirGün muhabiri Ebru Çelik o figüranların arasındaydı, bizzat tanık oldu👇
Türkiye’yi perişan eden Gülen Cemaati’ne inanıp yanılmak sorun değil.. Haluk Levent hakkında iki cümle kuran savcılığa ifadeye.. “Nasıl kefil oldunuz” diye sorguya.. Öyle mi!!!
Tema gönüllüleri ve Yıldız Tar’ın bırakılmasına kalpten sevindim. Neden tutuklandılar anlayamamıştık.
Söylediklerimiz artık evrene bile gitmiyor, uzay boşluğunda yankılanıyor ama yine de söylemekte fayda var, tutuklama norm olmamalı. İnsanların özgürlüklerini ellerinden almak çok ağır bir tedbirdir. İnsanların hayatları, itibarları oyuncak olmamalıdır.
2 yıldır yapılmadık operasyon kalmadı. Büyük ihtimalle Özel ve ekibinin kuracağı yeni partiye de operasyonlar yapılacak. Yine gözaltılar ve tutuklamalar gelecek. Konforlu yerinden muhalefete ders veren Cüneyt Özdemir de o zaman yine bunları söyleyecek. Çünkü bunu bilerek yapıyor. Çünkü iktidarın aparatı olmak böyle bir şey.
Nasuh Mahruki sadece düşüncelerini ifade ettiği için cezaevinde. Onun bu ülke için, insanlar için yaptıklarını hayal bile edemeyecek olanlar şimdi onun hakkında atıp tutuyor. Adaletsizlik altında eziliyor bu ülke.
Sayın Adalet Bakanım,
Sabrım artık taşmak üzere. Aylardır sizinle görüşebilmek için bekliyorum. Her defasında "Tamam Yasemin Hanım, inşallah" denilerek umutlandırılıyor, ancak somut bir adım göremiyorum.
Bir anne olarak artık sesimin duyulmasını istiyorum. Adalet beklemek bu kadar zor olmamalı. Bu yaşadığımız belirsizlik ve sessizlik, acımızı her geçen gün daha da büyütüyor.
Lütfen bu zulme son verin. Ben yalnızca evladım ve tüm çocuklarımız için adalet istiyorum. Mücadelemden vazgeçmeye hiç niyetim yok. Hukuk ve adalet içinde, sesimi duyurmaya devam edeceğim.
Saygılarımla.@abakingurlek
İmamoğlu’ndan nefret edebilirsiniz. İmamoğlu’nun suçlu olduğunu da düşünebilirsiniz. İmamoğlu şeytanın ta kendisi bile olabilir. Ama yargılamada savunmasını almak durumundasınız.
Erdoğancı olabilirsiniz, CHP’li, MHP’li veya DEM Partili de olabilirsiniz.
Fark etmez, en temel hukuki değerlerin yanında durmak durumundasınız.
Ekrem İmamoğlu gerçekten yargılanıyor mu, yoksa önceden verilmiş bir kararın uygulanması için bir sahne mi kuruldu? Biz ne izliyoruz Allahaşkına!
Adil yargılama hakkının bu kadar ayaklar altına alındığı bir yargılama çok enderdir. Türkiye yurttaşlarının en temel haklarını nasıl bu kadar rahatlıkla yok sayabiliyor. Trump’ın sırt sıvazlamasıyla ve NATO toplantısı nedeniyle Ankara’ya gelen ve dillerinden demokratik değerler tekerlemesini düşürmeyen o ikiyüzlü liderlerin sessizliğiyle mi bu zulüm yapılıyor bize? Bize diyorum. Çünkü Ekrem İmamoğlu şahsında bizler yargılanıyoruz. Elinden hakları alınan Ekrem İmamoğlu değil, bizleriz.
This morning at 08:10, in my prison cell, I was notified of the court’s arbitrary decision: I am barred from attending my own trial.
The indictment bears my name. The case was built around me. Yet the court blocks me and restricts the defense of those facing the gravest charges, and their lawyers.
This is not a trial. It is a severe violation of the most basic right of defense, the pinnacle of what jurists call “enemy criminal law.”
A panel redesigned after the case was filed, in open defiance of the principle of the natural judge, can claim neither independence nor impartiality. As of today, it has abandoned even the appearance of judicial process. The “lawlessness of the century” has collapsed into a pile of extrajudicial execution.
And all this happens while Türkiye hosts the leaders of the democratic world in Ankara. The elected Mayor of Istanbul and the Presidential candidate of the democratic opposition is silenced in a courtroom he is not allowed to enter.
I am exposing this lawlessness.
Ekrem İmamoğlu ''susma hakkını'' kullanmadı.
Konuşmak istedi.
Savunmasını yapmak istedi.
Hakkındaki iddialara tek tek cevap vermek istedi.
Ama susturuldu.
Savunma hakkının engellendiği yerde adaletten söz edilemez.
#SavunmaHakkıEngellenemez