@turc35 Siyasete girmiyorsan esprisini de yapma, espri yapınca hoşuna gidiyormuş tarafmış gibi oluyorsun yine de, tercihin böyleyse sen bilirsin, kaç yaşındasın bunları anlayacak kadar akıl sağlığının yerinde olduğu da ortada, insanlar da salak değil haberin olsun.
TÜRKİYE NATO MASKESİ ALTINDA KUŞATILIYOR
1. İstanbul'da Anadolu Kavağı'nda kurulacak NATO Deniz Unsur Komutanlığı komşumuz Rusya için kurulmaktadır ve Türkiye için yaşamsal derecede önemli olan Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni aşındırmaya ve süreç içinde yok etmeye yöneliktir.
2. Adana'da kurulucak NATO Kolordusu İran ve Ortadoğu içindir ve İsrail'in güvenliğine ve bölgede kurmaya çalıştığı hegemonyanın hizmetine yöneliktir.
3. Planlama budur, icracı kararları Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi'nde alınacaktır.
4. Bu hamleler Türkiye'nin güvenliği ve çıkarları için tehdittir.
5. Trump'ın methiyeleri bu kapsamdadır.
6. Trilyonlarca dolarlık varlığı yöneten, bu konuda dünyanın en büyüğü olan, dev şirketlere, bankalara ve devletlere yatırım yapan BlackRock'ın Başkanı Yahudi kökenli Larry Fink'in Türkiye ziyareti bu zamanlama içinde gerçekleşmiştir.
İstanbul Boğazı’nın kalbinde, Anadolu Kavağı’nda bir NATO Deniz Unsur Komutanlığı kurulacağı haberi; Güneydoğu’da NATO Müşterek Kolordu Karargâhı planının hemen ardından gündeme geldi.
Buna, iki gün önce Boğaz yaklaşma sularında 1.500.000 varil ham petrol taşıyan Türk sahipli bir tankere, Ukrayna taktik ve teknikleriyle örtüşen insansız hava ve deniz araçlarıyla müdahale edilmesi eklendi.
Aynı dönemde küresel finansın en büyük aktörlerinden BlackRock’un Ankara ziyareti de tabloyu tamamlıyor.
Tüm bu gelişmeler, birbirinden bağımsız değil; aksine aynı jeopolitik baskı hattının parçaları olarak görülmelidir.
İran-ABD-İsrail çatışmaları sürerken ve İran sahada direnç göstermeye devam ederken, Türkiye’nin Karadeniz’de Rusya’yı doğrudan karşısına alabilecek bir NATO deniz unsurunu İstanbul Boğazı girişine konuşlandırması, stratejik denge açısından son derece riskli bir adımdır.
Bu hamle, sadece askeri değil, aynı zamanda siyasi ve ekonomik sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.
Dört yılı aşkın süredir devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı boyunca Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 19. maddesini uygulayarak dengeli ve tarafsız bir politika izlemeyi başarmıştı.
Bugün ise bu dengeyi zedeleyebilecek bir kararın gündeme gelmesi ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Türkiye bu kararı hangi koşullar altında almıştır? Yoğun bir dış baskı mı söz konusudur?
Yoksa ülke, NATO’nun bölgesel hamlelerinde ön cepheye sürülen bir araç haline mi getirilmektedir?
Daha da önemlisi; bu adım, Karadeniz’de başta Romanya olmak üzere bazı aktörlerin oldubittilerine ve olası “sahte bayrak” senaryolarına zemin hazırlayacak bir sürecin kapısını mı aralamaktadır?
Bu soruların cevabı, yalnızca bugünü değil, Türkiye’nin önümüzdeki dönemdeki jeopolitik konumunu da belirleyecektir.