A Millî Takımımız için, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda, AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı tarafından hazırlanan “Siz Hepiniz Biz Türkiye” marşı sizlerle.
Millî Takımımızın Dünya Kupası yolculuğunda birliğimizi, beraberliğimizi ve ortak heyecanımızı yansıtan bu anlamlı çalışma; milyonlarca vatandaşımızı ay-yıldızlı formamızın etrafında buluşturan güçlü bir mesaj taşımaktadır.
Bu kıymetli eser için başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Ak Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı’na, katkı sunan, emeği geçen herkese teşekkür ederiz.
Yarıştığı tüm kulvarlarda son ana kadar mücadele eden; sakatlıklara ve zorluklara rağmen formasını son saniyeye kadar terleten takımımıza…
Sezon boyunca armanın olduğu her yerde yanımızda olan, desteğini her maçta hissettiren büyük Beşiktaş taraftarına…
Sonsuz teşekkürler. 🖤🤍
Hile hurda, katakulli bu iktidarın alametifarikasıdır ama bu kadarına da pes artık! İktidar milletvekillerini, yurttaşın oyuyla Meclis’e gelip Saray’ın talimatları doğrultusunda el indirip kaldırmaktan başka bir şey yapmadıkları için eleştiriyorduk, artık onu bile yapmıyorlar.
Yoklama yapılırken sahte pusula verdiklerini görmüştük, bu defa doğrudan sahte oy kullanmışlar. Pervin Hanım’ın dikkatinden kaçsa kanun maddesi sahte oylarla kabul edilmiş olacak!
Kanun oylamasına gelip oy bile kullanmayacaksanız, istifa edin. Sizin yerinize temsil etme sözü verdiğiniz herhangi bir vatandaş gelip otursun, memlekete sizden 100 bin kat daha faydalı olur!
Pelin Gümüşdağ Boğaziçi Üniversitesi tarih bölümünü birincilikle bitirdi ama yüksek lisansa girişi engellendi
Açtığı davayı kazandı ancak Boğaziçi Üniversitesi hala kaydını yapmıyor
Gümüşdağ: Temel bir hak olan eğitim hakkını gasp ediyorlar
@tugbatekerek
T24’de değerli basın emekçilerinin konuğu olarak gündeme ilişkin soruları yanıtlamaya, tutumumuzu ifade etmeye çalıştım. Karşı karşıya olduğumuz medya ambargosu koşullarında bu imkanı veren gazeteci dostlara teşekkür ediyorum.
Bu vesileyle, röportajda düşüncelerimi tam olarak aktaramamış olduğum bir kısmı da düzeltmek isterim.
Anadil konusundaki hassasiyeti kamuoyunca malum bir devrimci olarak şöyle başlayayım:
“Birîndar birîna xwe dizane.”
Belki sözümün maksadını yeterince anlatamamışımdır, bu nedenle varsa incinen Kürt emekçi kardeşlerime üzüntümü ifade etmek isterim. Ancak bu memlekette herkesin şahidi olduğu; birlikte yaşam, barış ve özgürlük mücadelesindeki ısrar ve kararlılığımızı uzun uzun anlatmayı da zul sayıyorum. O nedenle kastımı açmakla yetineceğim.
DEM Parti ile alakalı soruya verdiğim cevapta söylemek istediğim şudur: Kürt hareketi, önümüzdeki seçimlerde özel olarak kendi özgün siyasal perspektifini ve programını temsil eden bir aday çıkarma tercihinde bulunabilir. Bu az veya çok bir olasılıktır ve elbette meşrudur.
Bununla birlikte; pek çok başlıkta dayanışma içinde olduğumuz DEM Parti’den siyasal program ve hedefler yönüyle farklı bir konumda bulunan partimizin de gerekli gördüğünde kendi perspektifiyle daha uyumlu bir seçeneği araması veya yaratması da en az o kadar meşrudur.
Sözlerimin kastı bundan ibarettir.
Ülkemizin sorunlarına bütünlüklü yaklaşan, tüm yurttaşlarımızı kucaklayan ortak bir adayın inancının, etnik kökeninin veya anadilinin partimiz açısından en ufak bir önemi yoktur, olamaz.
Bu söyleşiyi vesile olarak görüp, Türk ve Kürt emekçilerinin mücadele birliğini bozmaya çalışanlara ise söyleyecek tek sözüm var:
Denizler’in “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi” dediği yerdeyiz, bir milim sapmayız.
2000-3000 oyla seçilemeyen TİP adayları yerine stratejik oy safsatasıyla kandırıp seçilen ve AKP'ye geçen vekil sayısını saymayı bıraktım ama 15'i falan buldu sanırım. Kampanyayı yürütenlerden Nezih Onur Kuru yerel seçimlerde CHP'nin kampanyasını yürütmekle ödüllendirildi.
Erkan Baş:
"TİP’e verilen oylar boşa gider söylemi vardı. Peki şimdi onun sonucu ne oldu? Vatandaş bunu görmüyor mu?
Mesela Antalya'da biz 2 bin oyla bir turizm işçisi arkadaşımızı seçtiremedik. Onun yerine kim seçildi? Serap Yazıcı. AKP'de şimdi. Doğru mu?
İstanbul'da 1000 oyla belediye işçisi seçilemedi. Onun yerine seçilen Nedim Yaman AKP'de.
Eskişehir'de motokurye arkadaşımız seçilemedi. İYİ Parti’ye taktik oy verildi. Şimdi AKP'de. Söylediğimiz şeyin doğru olduğu, TİP’in tek başına da milletvekili çıkartabildiği, bunların görülmesi elimizi kuvvetlendiriyor."
Boğaziçi'ne polisin girmesinden, özel güvenlik şiddetinden, akademisyen kıyımından, tutuklanan öğrencilerden tabii ki haberi var; ancak bunlara bir eleştiri getirirse zaten paraşütle, kayyım rektörün desteğiyle atandığı koltuğunu kaybedeceğini biliyor. Türkiye'deki zulüm ve baskı karşısında suspus olup Avrupa'yı eleştirerek yapılmaya çalışılan bu hesaplı ve kurnazca olduğunu düşündükleri aktivist modeli, yeni tür bir rejim aparatlığı yaratmaya başladı. En ucuz örneklerinden biri de bu. 🔽
Bu sırrıcı ifadesindeki politik ilkellikte bir drama görüyorum. İnternette çok fazla vakit geçirdiği için bu konularda güvenli bir kamusal refleks geliştirmek zorunda hisseden ama bu konulara da kafası pek basmayan aptal çocukların hayat sancısını ifade ediyor gibi geliyor bana…
Verilen sözler tutulana kadar Yıldızlar SSS Holding'in önünden ayrılmayacağız!
Tüm kamuoyunu bizimle dayanışmaya, sesimizi duyurmaya davet ediyoruz! Birlikte kazanacağız!
#MadencilerAyakta
Vize işleme tekeli VFS ve Türkiye ortağı Gateway’in faaliyetlerini ele aldığımız sansürlenen “Vize imparatorluğu” yazı dizisinin arşivlenmiş linklerini paylaştığım tweet’e de biraz önce mahkeme kararıyla erişim engellendi. Gerekçe aynı: “Milli güvenlik ve kamu düzeni”
Erkan Baş, “Ne sağ kaldı ne sol” söylemimizden rahatsız olmuş. Sağcıyım demekten utananların bunu söylediğini iddia etmiş.
Erkan Baş için Türkiye, Kadıköy’den ibarettir. Başkenti Boğa Heykeli olan bu ülkeye kendisini kapatmış ve dar zihniyetiyle siyaset yapmaktadır.
Erkan Baş solcu da değildir; geçmişte gerçekten sol üzerinden siyaset yapanların isimlerini kullanan bir figürdür.
Türkiye İşçi Partisi’ne oy veren bir işçi olmadığı gibi, partinin yönetiminde de işçi yok. İşçi hakları üzerinden oy devşirmeye çalışmış ancak başarılı olamamış bir partidir.
Gelelim “utanma” konusuna... Kendisini hâlâ 68 kuşağında zannediyor. Siyasal İslamcılarla milliyetçileri aynı kefeye koyuyor. Yeni nesil Türk milliyetçileri muhafazakar değil; hatta içlerinde deist veya ateist olanlar da var. Emin olun Erkan Baş bunu algı yapmak için söylemiyor, gerçekten bilmiyor. O kadar cahil.
Bir Türk milliyetçisi kendisine neden “sağcıyım” desin? Türk milliyetçiliği gibi bir yaşam tarzını neden dar siyasi kalıplara sıkıştırsın?
Kendi ülkesinden (Kadıköy) çıkıp yurt dışına (Anadolu’ya) gitmediği için, oralarda insanların solculuğa nasıl baktığını bilmiyor. Sürprizi kaçmasın bir gün giderse ne demek istediğimizi kendisi de anlayacaktır.
Basit ve kullanım süresini doldurmuş kavramlar üzerinden siyaset yapma devri bitti. Bu yüzden inadına:
Ne sağ kaldı ne sol…
40 yaşına geldim. Yaşımız ilerledikçe güvenceli işten, ortalama bi muhitte barınmaktan, sezonda kendime elbise almaktan, fiyatına bakmadan kitap almaktan, senede birkaç konsere ve tiyatroya gitmekten, arada bi meyhaneye gitmekten, yurtdışına çıkmaktan men edildik.
Bugün mezunu olduğum, kayyumun ve paraşütçülerinin usulsüzlüklerini ortaya çıkardığım @UniBogazici'de öğretim üyeliğinden "geliştirdiğim yazılımı paraşütçüye kullandırmayı reddettiğim için savunma hakkı verilmeden" çıkarıldım. +++
*TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞ'A AÇIK ÇAĞRI*
Sn Numan Kurtulmuş, geçtiğimiz günlerde “Can Atalay Olayı üzerine artık konuşmak istemediğini” açıkladı.
Gerçekten de artık üzerine yapılacak bir konuşma kalmamıştır.
Yapılması gereken TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’un bir imzası ile Meclis listesine yazılmamdır.
TBMM Başkanlığına, Mart ve Nisan aylarında iki ayrı dilekçe ile başvurdum. İkisine de bir yanıt alamadım.
Soruyorum: Sn. Numan Kurtulmuş'un bağlılık yemini ettiği Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın halen yürürlükte olduğunu hatırlaması için daha kaç mahkeme kararı yazılması gerekiyor?
AYM kararlarının uygulanmaması konusunda Danıştay, yakın tarihli bir kararında;
*'AYM kararlarının gereğini yerine getirmeyen kamu görevlilerinin, devlete sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiş olacağını'* vurgulamıştır.
Bir milletvekilinin Anayasa’nın hükümlerine ve AYM’nin kararlarına karşın hapiste tutulması TBMM için varoluş nedeniyle apaçık bir çelişkidir. TBMM, 106. Yılında yurttaşın oyuyla seçilmiş bir vekilin “fiilen” rehin tutulmasına göz yumamaz.
*Mart ve Nisan 2026’daki dilekçelerimde belirttiğim üzere TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’u bir kez daha görevini yapmaya davet ediyorum.*
Bir kez daha sesleniyorum:
Sn. Kurtulmuş; Anayasa ve AYM Kararları gereği, Seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay’ı bir imza ile Meclis Kütüğüne kayıt işlemini gerçekleştirmeniz, bağlılık yemini ettiğiniz Anayasa uyarınca göreviniz ve sorumluluğunuzdur.
“Üç beş ağaç” değil; doğa, adalet ve özgürlük meselesi: Gezi Direnişi 13 yaşında.
Biber gazıyla, copla, şiddetle yenemedikleri Gezi ruhu; meydanlarda süren adalet mücadelesinde, özgürlük ve emek kavgasında yaşıyor.
Gezi’de ölümsüzleşenleri saygıyla anıyor, Can Atalay ve tüm Gezi tutsaklarına özgürlük istiyoruz.
Karanlık gidecek, Gezi kalacak!
“Gezi Ruhu” 13’üncü yılında, bizlere toplumsal muhalefetin nasıl güçlü bir demokratik dalgaya dönüşeceğini söylüyor: Her toplumsal ve siyasal hareketin kendini göreceği özgürlükçü ve çoğulcu bir aradalık…
Bu günleri dayanışmayla hep birlikte aşacağız. Anayasa’yı askıdan indirip, hukuku ve kurumları yeniden ayağa kaldıracağız. Cumhuriyetimizi demokratikleştirerek eşit ve özgür bir Türkiye yürüyüşümüzü sürdüreceğiz.
Gezi’de yitirdiklerimize milyonlarca Gezicinin sözü olsun.
Gezi hakkında "ilk 3 gün biz de destekledik" minvalinde konuşan Engin Altay 1 ay geçmeden 26 Haziran 2013'te meclis grup başkanvekili olmuş. Gezi'den sonraki ilk yerel seçimlerde de İBB başkan adayı Sarıgül'dü. Halkın ve zamanın nabzını tutmak deyince de CHP'dir be.