Üniversite mescidinde ibadet etmek için herhangi bir rektörden güç almaya gerek de yok. İnanmak yetiyor.
Ama hem inanmayıp hem de konunun cahili olunca ortaya böyle bir haber çıkıyor.
Türk solu mescidin işlevini, tevhidin anlamını bilmediği gibi ibadet özgürlüğüne de tahammülsüzdür. Bu büyükleri 68 kuşağı zamanında da böyleydi, şimdi de böyle.
Salt nefret, katı bir bağnazlık, pervasız bir cehalet… Allah selamet versin.
Şule Yüksel Şenler, Altay Cem Meriç, Samsun Müftüsü ve MFÖ
1960’lı yıllarda Türkiye’de ağır bir başörtüsü zulmü yaşanıyor.
Şehirli, mütedeyyin kadınlar görünür değiller, görünemiyorlar.
Şule Yüksel Şenler’in gazete yazılarından etkilenen Samsunlu hocalar onu bir konferansa davet ediyor.
Şule Hanım:
“Tamam gelirim ama bir şartım var: Sadece kadınlara konuşurum.”
Hocalar:
“Efendim nasıl olur, haremlik–selamlık yapamayız. Laiklik gereği tepki çekeriz.”
Şule Hanım’ın cevabı:
“Zeki Müren kadınlar matinesi yapmıyor mu? Ben de sadece kadınlara konuşurum.”
Samsun’a gittiği gün salon taşmış, insanlar sokaklara dökülmüş.
Organizatörler Şule Hanım’a hoparlörle sesini sokağa verip veremeyeceklerini soruyorlar; vermezlerse tepki büyüyecek.
Şule Hanım:
“Hayır. Bir Müslüman kadının sesi sokaklarda yüksek sesle yankılanamaz.”
Hocalar derhâl Samsun müftüsünü arıyor. Durumu anlatıyorlar.
Ve müftü, Türkiye tarihinde iz bırakacak o fetvâyı veriyor :
“Müslüman bir mahallede yangın çıksa ve bir Müslüman kadın ‘YANGIN VAR’ diye bağırsa, o ses mahalleliye helaldir. O kızımıza söyleyin: MEMLEKET YANGIN YERİ. Çıksın konuşsun.”
Bu fetvadan sonra Şule Hanım bütün Anadolu’yu 3,5 kez dolaşıyor.
Her gün 3 konferans veriyor. Yazıyor, anlatıyor, hapse giriyor, bedel ödüyor…
Ama bir neslin uyanışına vesile oluyor.
Peki bunu şimdi neden anlattım? Başlıkla ne alakası var?
Altay kardeşimizi seversiniz veya sevmezsiniz; tarzını beğenirsiniz veya hoşlanmazsınız.
Ama şunu bilin:
MEMLEKET YANGIN YERİ.
Gençler dinleriyle, hayatlarıyla, memleketleriyle ilgili ciddi sorgulamalar içinde.
Ve sizi dinlemiyorlar. En azından bir kısmına ulaşma ihtimaliniz sıfıra yakın.
Bir adam çıkıyor, Freud’dan İbn Haldun’a, ADHD’den ekonomiye kadar pek çok konuda Müslümanca içerikler üretiyor.
Şule Hanım’ın yıllarca uğraşarak eriştiği kitlelere iki videoyla ulaşabiliyor.
Sosyal medyada ateistiyle, evrimcisiyle, İrancısıyla uğraşırken bir de sizinle uğraşmak zorunda kalıyor.
Onunla uğraştığınız her dakika, hayrına mani oluyorsunuz.
Bu küçük bir mesele değil.
Yüzbinlerce genç için sağlıklı içerikler üreten bir adamı kendinizle uğraşmak zorunda bıraktığınız her an, o gençlerin hakkına girmiş oluyorsunuz.
Bu vebali hafife almayın.
“Neymiş? Programında kızlarla erkekler yan yana oturuyormuş.”
Gerçekten şu an bunu mu konuşuyoruz?
Altay’ın programı olmasa o gençler amfide, kafelerde yan yana oturmayacak mı?
Oturmuyorlar mı?
Hangi dünyada yaşıyorsunuz?
Eğer o gençlere sizin tarzınızla ulaşmak mümkün olsaydı zaten bugün bu problemleri yaşamıyor olurduk.
“Sizin tarzınız yanlış” demiyorum;
herkes davanın başka bir yerinden tutacak, diyorum.
Siz davanın sahibi ve tek bayrak taşıyıcısı değilsiniz.
Endişelenmeyin: Altay sizin “müşterilerinizi” çalmıyor.
Pastayı büyütüyor.
Sizin zaviyenizden bakarsak, Mazhar Alanson hiçbir zaman Müslüman kalamazdı;
Özkan Uğur zikirlerle uğurlanmazdı.
Rock yapan, içki içen, konserler veren insanlar bunlar.
Ama bir Muzaffer Özak çıkıyor,
15 dakikada Mazhar Alanson’u bambaşka bir insan yapıyor.
Alanson’un yaşam tarzı sizin istediğiniz gibi mi?
Hayır.
Ama Özak sayesinde Allah dostu oluyor.
Yapabildiği kadarını yapıyor.
Altay'ın durumu da pek farklı değil. O konferanslara daha fazla gitmeli ve gençler oturma düzenlerine "kendileri" dikkat etmeli.
O konferanslara "İslami hassasiyeti olmayan, az olan" gençler de gelmeli, gelebilmeli. Onlar da sorularına cevaplar bulabilmeli. (Mevcut sorunları düşününce bu konuştuğumuz konuya inanasım gelmiyor gerçekten. )
Tüm bu açıklamaları da "iyi niyetliler" için yapıyorum. Yoksa bazılarının niyetlerini görmüyor değiliz. Dertlerinin kız erkek oturma olmadığını, kimisinin itikadi sebeplerle, kimisinin müşteri kaybetme kaygısıyla, kimisinin tamamen eziklikten böyle şeyler yazdıklarını biliyoruz. Vesselam.
Siyasetini halkın gözlerinin içine bakarak yapan siyasetçi makul ve makbul olandır. İstişare kültürünü yaşatma gayretiyle çeyrek asırdır milletin kalbinde yer edinen bir davanın neferi olmak bunu gerektirir. @tepebasiakparti ve @M_Alikaya26 bu işi çok doğru yapıyor. Tebrik ederim
📌Tepebaşı’lı hemşehrilerimizi AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanlığımızda misafir etmeye devam ediyoruz.
Milletimizle gönül gönüle olmayı, onların görüş ve taleplerini dinlemeyi en büyük vazifemiz biliyoruz.
Kapımız her daim açıktır, gönlümüz her daim sizlerledir.
Birlik ve beraberlik içinde Tepebaşı’mız için, Şehrimiz için çalışmayı sürdürüyoruz. 🇹🇷
#AKPartiTepebaşı
#AKParti
#Tepebaşı
#Eskişehir
#2028Hedef
#BirlikteGüçlüyüz
#AkPartiSeninleEskişehir
#TürkiyeYüzyılı
@GurhanAlbayrak@fatih_donmez@ProfDrAGurcan@NebiHatipoglu@nbciftcioglu@abuyukgumus
📌 AK Parti Tepebaşı İlçe Teşkilatı Olarak Haftalık Olağan Toplantımızı Gerçekleştirdik
Birlik, beraberlik ve kararlılıkla yürüdüğümüz bu yolda; Tepebaşı İlçe Teşkilatı olarak haftalık olağan toplantımızı gerçekleştirdik.
Toplantımızda, sahadaki çalışmalarımızı değerlendirdik; Tepebaşı ilçemiz ve milletimiz için atacağımız yeni adımları konuştuk.
Gündemimizde ayrıca, şehrimizde yaşanan orman yangınları da yer aldı. Yangınla mücadele ederken şehit düşen emekçi kardeşlerimizi rahmet ve minnetle andık.
🇹🇷 Teşkilatımızın azmi ve milletimizin duasıyla, birlikte daha güçlü yarınlara yürüyoruz.
#AKParti
#Tepebaşı
#Eskişehir
#2028Hedef
#BirlikteGüçlüyüz
#AkPartiSeninleEskişehir
#TürkiyeYüzyılı
@GurhanAlbayrak@fatih_donmez@ProfDrAGurcan@NebiHatipoglu@nbciftcioglu@abuyukgumus
ESKİŞEHİR ORHANGAZİ'DE BAŞÖRTÜSÜNE, DİNE DEVLET BÜYÜKLERİNE SALDIRIYI LANETLİYORUZ!
Başörtülü bir kardeşimize sadece inancından dolayı küfredip saldıran, Allah’a, dine ve Cumhurbaşkanımıza ağız dolusu hakaret eden alçakları lanetliyoruz.
📍 AK Parti Seninle Eskişehir Çadırımıza Saldırıyı Şiddetle Kınıyorum!
Bugün ESPARK önündeki “AK Parti Seninle Eskişehir” çadırımıza yapılan saldırı, hizmetten rahatsız olan bağnaz bir zihniyetin ürünüdür.
📌 Biz o çadırda Eskişehir'e yapılan yatırımları anlatıyor, vatandaşlarımızı bilgilendiriyor ve partimize gönül verenleri üye yapıyorduk. Dün sadece bu çadırda 48 yeni üyemiz oldu.
🔍 Gerekli şikayetimizi yaptık. Emniyet süreci başlattı. Bu saldırının sonuna kadar takipçisi olacağız.
⚠️ Siyaset, şiddetle değil fikirle yapılır. Bu tarz provokasyonlara asla boyun eğmeyeceğiz!
✅ Hizmetlerimizi anlatmaya, milletimizle buluşmaya devam edeceğiz.
#AKParti #Eskişehir #ŞiddeteHayır #AKPartiSeninleEskişehir #DemokrasiKazancak
Türkiye, olası tüm senaryolara karşı hazırlıklıdır. Stratejik konumu, güçlü ordusu ve kararlı liderliğiyle tehditlere geçit vermez.
#MilletimizMüsterihOlsun
Şunu isleyebilmek için Tayyip Erdoğan mı gelmeliydi? Yok muydu bu memlekette şu meseleyi kendine dert edinecek 100 bin adam. En basitinden bir balistik füzeyi bile şu memlekete çok gördüler nefret ediyorum aw kemalistlerinden her türlü sembollerinden,fikirlerinden efendilerinden
Kızlarının hangi okullarda okuduğuna kadar bildiğimiz bu sünepe vesayet takımı aynı yıl Dağlıca’da, ülkesinin sınırları içinde baskın yiyen bir karakola 18 saat ulaşamadı, 200e yakın pkklı 18 saat hududunda karakol tararken bunlar namaz kılan subay fişliyordu
Hepsi mi aynı olur?
Maalesef çoğu böyle!
Ak Parti İlçe Başkanımız Muhammed Ali Kaya @M_Alikaya26 gerçekleri bir kez daha doyurmaya çalışıyor.
Eskişehir Tepebaşı Belediyesi hakkında yürütülmekte olan bir soruşturma var.
Belediye ciddi bir borç yükü altına sokulmuş.
Mevcut Belediye Başkanı Ahmet Ataç döneminde işçi maaşları son 3–4 aydır eksik ödeniyor,yaklaşık 10 aydır da geçmişe dönük maaş farkları ödenmiyor.
Bütün unlara rağmen Belediye Başkanı kamuoyuna sürekli;
-"Proje üreten" bir yönetim algısı oluşturma çabası içerisinde.
Yine reklam belediyeciliği.
Öte yandan belediyede neredeyse her gün düzenlenen etkinlik ve organizasyonlarla da yaşanan ekonomik gerçeklerin üstü örtülmeye çalışılıyor.