MİLYON DOLARLIK KRİTİK, YAKICI VE YIKICI SORULAR!
Bilim, Hastaneler, Sağlık Sistemi Neden Bebeğin Topuğuna Mahkum?
Bu Israr Neden?
Topuk Kanıyla Aslında Neyi Alıyorlar?
Topuktaki O Damla Aslında Nereye Sızıyor?
Çocuk mu Korunuyor, Sistem mi?
Bebeğin Üstün Yararı !) mı Küresel Veri Havuzu mu?
Bebeklerin Topuk Kanı Üzerinden Kimler Para Kazanıyor?
SMA Teşhişi Koyan Doktor, Bu Teşhişten Para Kazanıyor mu?
Kazanıyorsa Ne Kadar Kazanıyor?
Zolgensma İsimli 2 Milyon Dolarlık SMA İlacı'nın Fiyatı Üzerinden Çok Ama Çok Yüksek Prim Aldıkları Duyumu Geliyor!
Bu Doğru mu? Hakikati Var mı?
Yine Topuk Kanı ve Aşı Üzerinden ve Takibinden İlgili Doktor ve Hemşirelerin Prim Aldıkları Konuşuluyor Dışarıda!
Acaba Bunlar Doğru mu?
Eğer Doğru İse; Bebeklerin Kanı ve Aşıları Üzerinden Prim Almaları Ne Kadar Doğru ve Ahlaki?
Şu Durumda "Ne Kadar Topuk Kanı ve Ne Kadar Aşı, O Kadar Yüksek Prim ve Kazanç" İse, Topuk Kanı Ve Aşılardaki ISRARLI Takibin Bir Sebebi de Bu mu Yoksa?
Topuk Kanı ve Aşıların Israrla ve İnatla Savunulmasının Bir Sebebide; Bu mu Yani?
Eğer Öyle İse, Bu Durum;
TIP mı TİCARET mi?
Şu Durumda, Milleti ve O Masum Bebekleri Bu Hâle Düşüren; Sağlık Sektöründa Uygulanan PERFORMANS-PRİM Sistemi mi?
Milleti Yakan Bu Mu Oldu?
TOPUK KANI İLE SADECE KAN ALMIYORLAR, (Topuğu üç yerinden üçken uçlu iğneler ile delerek ve topuğu sağarak)
DNA haritasının çıkartılmasında ve uygun organ-doku-kök hücre eşleşmesinde kullanılan KAN VE DOKU ÖRNEĞİ ALIYORLAR...
Yoksa topuk kanı alınmasının bahanesi olan 6 hastalığık; ter, idrar, tükürük ile de taranabiliyor, venöz (Damar içi) kan ise fazlası ile yeterli...
Evet, şimdi Lozan Anlaşması maddelerinin Sevr'den alıntı çıkmasını sakin biçimde değerlendirmeye başlasak mı?
Zira tüm zihinsel yazılımı güncellemeyi gerektiren bir durum bu.
"Baraj Patladı" dezenformasyonu konusu acilen ele alınmalı...
Bu yalanla oluşturulan arbede esnasında bölgeden sahipsiz çocuklar, insan organları ya da başka şeyler kaçırılmış olabilir.
"Baraj patladı" yalanı askeri/istihbari seviyede bir "diversion" çalışması.
AHBAP sokakta başıboş köpek beslemek için kurulmuştu. Bu sadece buzdağının görünen kısmı. Mama lobisi çökertilmelidir.
Köpek yem firmaları belediyeleri soyuyor.
Avukat @aslihan_ercan:
"Bir tane çocuk parçalanarak ölecekse itlaf zorunluluktur. Bir çocuğun tırnağı için milyonlarca köpeği harcarım. Sivrisinek bataklığını kurutunca üzülmüyoruz. Bir inek kesilince üzülmüyoruz.
Sokağında köpek olmayan Almanya, Türkiye'de sokakta köpek olmasını savunuyor. Neden? Tüm Avrupa ve Amerika'da köpekler uyutulur.
Bir çocuğa verilmeyen hizmetin köpeklere verilmesine ben karşıyım. Kaç tane bakanlığın bütçesinden fazla biliyor musunuz?"
ABD'li bir kadın:
-İsrail, babasından bilgi almak için 10 aylık bebeğe işkence yaptı.
-Tahliye ettikleri hastanede ölü bebekler bulundu.
-Bütün orduları, toplumları hasta. Sonra bize İran'dan korkmamız gerektiğini söylüyorlar.
🔴 "Biz ölürken siz Dünya Kupası izliyorsunuz. Size yazıklar olsun."
İsrail'in bugün bir oyun alanını vurmasıyla şehid edilen çocukların başında Gazzeli adam bu sözlerle sitem ediyor:
Nusaybin'de 🇹🇷 Türk bayrağını indiren terörist Diyar Koç, tahliye edildikten sonra davulla zurnayla karşılandı.😏
Türk bayrağına uzanan her el, bu milletin birliğine ve devletimizin onuruna yapılmış bir saldırıdır.
Bu topraklarda ihaneti övenlere değil, vatanı için can veren kahramanlara saygı vardır.
Terör örgütlerini ve onların propagandasını yapanları asla kabul etmiyoruz.!!!!
Hesap elbet sorulur…..!
@1Sehitoglu
🇹🇷 TÜRKİYE NASIL "SAĞLIKLI" HASTA EDİLDİ?
Hastane koridorları neden bu kadar kalabalık herkes ilaçla geziyor?
Buna "sağlık başarısı" diyorlar.Ben buna operasyon diyorum.
📊 ÖNCE RAKAMLARA BAKALIM
▸ Hekime başvuru → 2002'de 3,1 - 2026: 12,2
(Dünya birincisiyiz. Gurur mu duyalım?)
▸ İlaç tüketimi → 1,1 milyar kutudan 2,7 milyar kutuya
(Hangi "sağlıklı" toplum bu kadar ilaç yer?)
▸ İlaç pazarı → 10 yılda 24 kat büyüdü → 431 milyar TL
(Biz hasta oldukça onlar büyüdü.)
Bu rakamlar bir başarı hikayesi değil.
Bu rakamlar bir pazar yaratma hikayesidir.
1️⃣ ÖNCE SOFRANA GİRDİLER
Marshall Yardımları'yla başladı.
Zeytinyağı "kalp düşmanı" ilan edildi.
Tereyağı sofradan kaldırıldı.
Yerine margarin geldi. Süt tozu geldi.
Anadolu'nun toprakları DDT ve Lindan ile işlendi.
Bugün yasaklı olan zehirlerle.
Doğal olan her şeye "hijyensiz" damgası vuruldu.
Endüstriyel olan her şey "modern" ilan edildi.
2️⃣ SONRA TOHUMUNA GİRDİLER
Hibrit tohum. Rafine şeker. Glikoz şurubu.
Binlerce katkı maddesi.
Bağırsak florası çöktü.
Et fiyatları sistematik olarak yükseldi.
Halk protein kaynaklarından koparıldı.
Yerine ne geldi?
Ekmek. Makarna. Karbonhidrat.
Ucuz, bağımlılık yapan, susturan.
Bir tür yavaş uyuşturucu.
3️⃣ HASTANEN PARA BASMA MAKİNASI OLDU
Hasta artık "dertli" değil —
ciro edilecek bir müşteri.
Tahlil. Görüntüleme. Reçete. Tekrar tahlil.
Ülkedeki her hastane zinciri borsada.
Sigorta şirketi büyüyor.
İlaç firması büyüyor.
Sen hasta kalıyorsun.
Su klorlandı. Doğal kaynaklar özelleştirildi.
İnsan biyolojik olarak savunmasız bırakıldı.
Sonra ona "kurtarıcı" olarak geri döndüler.
4️⃣ SONUÇ: KRONİK HASTALIK = KRONİK BAĞIMLILIK
Kanser patlıyor. Kalp hastalıkları patlıyor. Diyabet patlıyor.
Buna "çağın hastalıkları" diyorlar.
Ben buna "çağın kârı" diyorum.
✝️Hospitalier Şövalyelerinin stratejisi
Önce hizmet götür → güven kazan → bağımlı kıl → kurtarıcı ol → sömür.
Şu kaynak önemli.
Sevr Anlaşması'nın her maddesinin milletin canına kast olduğunu ifade eden ilk meclis tutanaklarından...
Lozan'ın tamamının Sevr'den alıntı olduğu bilgisi ile yanyana kullanılmalı.
Sahtekar tarihçiler kıvırmayı seviyor çünkü.
Sistemle Bozulan İstemle Düzelir Mi?
Bugün birçok insan, kötülükle mücadeleyi sadece bireysel nasihat seviyesinde düşünüyor. Elbette emr-i bi’l-ma‘rûf yapılacaktır. Bir Müslüman, bir gencin elinden tutacak, bir bağımlıyı kurtarmaya çalışacak, bir harama düşeni uyandıracaktır. Bu vazife küçümsenemez. Fakat modern dünyanın en büyük yanılsamalarından biri şudur:
Sistem eliyle yayılan bir fesadı, sadece bireysel gayretlerle durdurabileceğimizi zannetmek…
Bir tarafta sokak sokak dolaşıp birkaç kişiye ulaşmaya çalışan insanlar var; diğer tarafta ise tek bir ekranla milyonların evine giren bir medya düzeni..
Bir tarafta bir genci haramdan uzak tutmaya çalışan bir aile; diğer tarafta ise haramı "özgürlük", "eğlence", "modernlik" diye pazarlayan devasa bir kültür endüstrisi..
Hakikat ortadadır:
Kanun eliyle normalleştirilen bir fuhşiyatı, sadece bireysel çabalarla durduramazsınız.
Zira insan sadece vicdanıyla yaşayan bir varlık değildir. İnsan, maruz kaldığı ortamlardan etkilenen, gördüğüyle şekillenen, hasbihal olduğuyla hemhal olan bir varlıktır. Binaen aleyh, sürekli maruz kaldığı şey, zamanla ona normal görünmeye başlar.
Bir toplumun haram algısını bozan şey, çoğu zaman tek tek bireyler değil; o haramı görünür, ulaşılabilir, sıradan ve cezasız hâle getiren sistemdir.
İslam’ın hükümleri bu yüzden sadece bireysel takvâ çağrısı değildir. İslam, aynı zamanda toplum inşa eder. Sadece "içki içmeyin" demez; içkiyi yaygınlaştıran zemini de hedef alır. Sadece "zinadan uzak durun" demez; zinayı teşvik eden yolları da kapatır. Çünkü İslam, insan fıtratını bilen nizamdır.
Bugün ise tuhaf bir tutarsızlık sergileniyor:
Bir yandan toplumun ahlâkını tarumar eden diziler, reklamlar, uygulamalar, sosyal medya algoritmalarının önü açılıyor öbür taraftan da Müslümanlardan sadece bireysel mücadeleyle bu seli durdurmaları bekleniyor.
Bu, bir şehri ateşe verip sonra birkaç insana kovayla su taşıma görevi vermeye benziyor adeta..
Sistem bozsun, istem düzeltsin deniliyor Müslümanlara. Oysa herhangi bir kanunun önünü açtığı bir münker binlerce vaazla durdurulamaz.
Ekranlarla kirletilen zihinleri, birkaç konuşmayla temizlemeye uğraşıyoruz biz.
Sistematik şekilde teşvik edilen bir şehvet kültürüne karşı, bireysel gayretler tek çözüm gibi sunuluyor Müslümanlara..
Oysa İslam’ın tepeden tırnağa bir "nizam dini" oluşu tam burada ortaya çıkar.
İslam camide okunan ayetlerin hayatın her karesini düzenlemesi gerektiği şuurunu taşır.
Sokağa, ticarete, aileye, hukuka, medyaya müdahale eden bir nizamdır İslam. Çünkü kötülüğü sadece kalple reddetmek yetmez; ona güç veren zemini de kurutmak gerekir.
Bugün birçok insan "neden bu kadar bozulduk?" diye soruyor ama kimse şu soruyu sormuyor:
Bir toplum, haramın bu kadar ulaşılabilir olduğu bir ortamda nereye kadar temiz kalabilir? Harama bulaşanlar elbet suçlu ama bulaşılmasına ön açan düzene sözümüz yok mu?
Telefonunda bir tuşla fuhşa ulaşabilen, ekranlarında gün boyu ahlâksızlığı izleyen, reklamlarda bile şehvet kullanılan bir nesilden; Yusuf aleyhisselâm iffeti bekleniyor.
İslam’ın hükümlerinin uygulanma tarafını konuşunca rahatsız olanlar da şunu unutuyor:
Hiçbir medeniyet kanunsuz ayakta kalmaz.
Bugün seküler dünyanın kendi ideolojisini okuluyla, medyasıyla, yasasıyla, yaptırımıyla korumasına kimse "baskı" demiyor da; Allah’ın hükümleri bahis mevzuu olduğunda mı -hâşâ- baskıdan söz ediliyor?
Çünkü modern dünya, kendi ahlâk dayatmasını "özgürlük" diye pazarladı yıllarca..
Hâlbuki tamamen serbest bırakılmış bir toplum, en güçlü arzunun en zayıf vicdanı ezdiği bir ormana dönüşür. Ve bugün yaşadığımız kriz tam olarak budur:
Teknoloji büyüdü, ekranlar çoğaldı, erişim hızlandı; fakat nefis terbiyesi zayıfladı, aile çözüldü, utanma duygusu aşındı günden güne.
Artık mesele sadece bireysel günah meselesi değildir.
Mesele, günahın endüstrileşmesidir.
Ve endüstrileşmiş bir kötülükle mücadele, sadece bireysel çabayla değil; aynı zamanda hakikati merkeze alan İslâmî toplum nizamıyla mümkündür.
📌 Her bir kelimesi, her bir harfi ispatlı ve yüzde yüz doğru olmasına rağmen neden Siyonist lobinin Türkiye ayağı ile ilgili bu haberi neden sildiniz?
@yenisafak
Ülkenin sağlık bakanı bile önleyemiyorsa.
……
Gök yüzün böyle mi görünüyor?
Gökyüzünde izler ve güneşin önünü kapatan puslu beyaz örtüler.
Atmosferi sanki kendi özel laboratuvarlarıymış gibi püskürtüyorlar ve biz deneyiz.
Şeffaflık zamanı.
Gök yüzün nasıl görünüyor?