Bütün ömrüm boyunca biz iyi olalım, çocuklar iyi olsun, öğretmen iyi olsun, aileler iyi olsun, okullar iyi olsun diye uğraştım; ne yazık ki, ruhumuzun derinliklerinde kök salan, göstermeye çalıştıkça görmezden gelinen o devasa çürümenin altında kaldı bütün uğraşlarım, uğraşlarımız. Yine de durmadık. Biz öğretmenler hep yeniden başlarız, her yıl, her hafta, her ders yeniden başlarız. Buna alışkınız. Kolay kolay düşmeyiz, derdik. Bugün öyle olmadı. Fatmanur Öğretmenin haberini aldığımda onunla birlikte düştüm yere. Sadece ben değil, bütün öğretmenler, bütün meslektaşlarım hiçbir silginin toplumsal hafızamızdan silip atamayacağı bir yükle yüklendik, çöküp kaldık olduğumuz yere. Öğretmen kelimesi yeniden tefekkür edilmedikçe, öğrencinin tanımı yeniden yazılmadıkça, “öğretmeni say” cümlesi milyonlarca kez söylenmedikçe evlerde, okullarda, kalplerde, dudaklarda; kalkamayız ayağa. Çok üzgünüm. Bütün öğretmenler adına, bütün öğrenciler adına, bütün veliler adına çok üzgünüm.
“Seks aşk değildir. Flört aşk değildir. Haftanın yedi günü günün 24 saati biriyle konuşmak aşk değildir. Birisi için bütün gece uyanık kalmak aşk değildir.
Aşk, zor tarafınızı gören ve yine de sizi sevmeyi seçen kişidir. Siz yapamadığınızda sizin için bir şeyler yapan kişidir. Gözyaşlarınız yüzünüzden aşağı akarken size sarılan ve sizi sakinleştiren kişidir. Sizin tek gördüğünüz kötülükken sizin hakkınızdaki tüm iyi şeyleri ifade eden kişidir. Senin iyi olduğundan emin olan kişidir.
Her gece ve her gün seni düşünen kişidir.
size sadakatle bağlı olan kişidir. İşte aşk budur.”
@yasarustaemek Çocuklarımızın okudugu bir lisede öğrenciye katkısı yeterli olmayan,velilerin de muzdarip olduğu öğretmenler gönderilmiş duyunca mutlu olduk
Yaklaşık on yıl önce bir fuar programı için İngiltere’ye gitmiştik. Bu ziyaret sırasında, İngiltere’nin en başarılı okulu olan Eton College’a gittik. 1441 yılında Kral VI. Henry tarafından kurulan okulda sadece erkek öğrenciler vardı. Ve hepsi yatılı okuyordu.
Okula girerken, çimenlere uzanmış geyik yapan veya gitar çalan gençler göreceğimi zannetmiştim. Çünkü yurt dışı eğitim firmalarının gönderdiği broşürlerde hep böyle manzaralar görmüştüm. Ama okula girdiğimizde hiç böyle bir ortamla karşılaşmadık.
Öğrenciler asker gibiydi. Teneffüs saatinde bile alçak bir ses tonuyla konuşarak etrafta geziniyorlardı. Hepsinin yüzünde büyük bir ciddiyet vardı.
Okul müdürüne bir ders gözlemi yapmak istediğimizi söyledim. Adam çok net bir şekilde itiraz edip, “Dersleri bölemeyiz” dedi. “Hayırdır, içeride atomu mu parçalıyorlar?” diyecektim ama demedim.
Daha sonra Abbey School’a gittik. Bu okul da 1887 yılında kurulmuş bir kız lisesiydi. Ortam yine benzerdi. Okulun geneline büyük bir ciddiyet hâkimdi. Kütüphanede onlarca kız hiç konuşmadan ders çalışıyorlardı. Okul müdürü ülke genelinde not ortalaması en yüksek öğrencilerin o okuldan çıktığını büyük bir gururla anlattı. Bu okulda da sınıflara giremedik.
Okul müdürüne, “İngiltere eğitim broşürlerinde, hep bir parti havası var. Ama burada hiç öyle bir ortam yok” dedim gülerek.
Kadın, “O broşürler genelde yabancı öğrenciler için hazırlanıyor. Dışarıdan gelen öğrenciler öyle bir ortam istiyorlar demek ki” dedi. Sonra da “Biz bu okullara zaten pek yabancı öğrenci almıyoruz. Burası Birleşik Krallığın geleceğine önemli insanlar yetiştirmek için var” diye de ekledi.
Hasıl-ı kelam, bazı gelişmiş ülkeler, kendi ülkelerini yönetecek insanları işte böyle ortamlarda yetiştiriyorlar. Ama diğer ülkelerden eğitim için gidenlere bol partili ve bol kahkahalı ortamlar sunuyorlar.
Küreselleşmenin özünde zaten bu var. Dışarıya eğlence ihraç et. Bol bol eğlensinler. Ama sen kendi elit grubunu büyük bir ciddiyetle yetiştir.
Sonra ciddiyetle ve derin tarih bilinciyle yetiştirdiğin bu insanlar, eğlenceyi bir ihtiyaç olarak gören ve geçmişinden kopuk olanları yönetsin.
Onların eğlencesi de bu demek ki!
Dünyanın dört bir yanından 5 bine yakın peynir çeşidinin yarıştığı Dünya Peynir Ödülleri yarışmasına Türkiye’den katılım olmamış, üzücü.
Oysa şu yarışmada Divle Obruk peyniri, Kars kaşarı, Ezine peyniri, Erzincan tulumu, Diyarbakır örgü peyniri olmalıydı.