'el-Hak..!"
Atalar güzel demiş:
"Minnet altına bırakılmaksızın kaldıramayacağı,
dolayısıyla hak etmediği bir iyilik yapılan kişi,
en çok ve en insafsız düşmanlığı o iyiliği edene yapar."
Sûfîlerin dediği gibi:
"Vesileye teşekkürden âciz olanın
Kâdir'e hamd etmesi riyakârlıktır."
Söz verip sözünde durmayanlar bir kaç kez okusunlar!
Onlarca kez; söz vermenin ve verilen sözü yerine getirmenin dinî ve ahlakî yönünü yazdım. Ama ne kadar yazarsak yazalım, insanların en büyük zaaflarından birinin sözlerinde durmamak olduğunu görerek bu konuya tekrar tekrar dönme ihtiyacı duyuyorum.
Çünkü söz, basit bir cümle olarak algılanıyor; oysa söz, insanın karakterini, güvenilirliğini ve ahlakını ortaya koyan bir emanettir. Verilen sözü tutmak imanın, dürüstlüğün ve kul hakkına riayetin gereğidir. Sözünde durmayan kişi zamanla güvenini; güvenini kaybeden kişi ise itibarını kaybeder.
Özel hayatta, iş hayatında, resmi kurumlarda ve toplumsal ilişkilerde yaşanan birçok kırgınlığın, güvensizliğin ve çatışmanın temelinde yerine getirilmeyen sözler vardır. Bir toplumun ayakta kalması kanunlarla olduğu kadar güvenle de mümkündür. Güvenin temeli ise sözdür.
İnsan bazen yapamayacağı sözü vermemeyi, verdiği sözü de ne pahasına olursa olsun yerine getirmeyi öğrenmelidir. Çünkü söz vermek bir tercih, sözünde durmak ise imanî ve ahlakî bir sorumluluktur.
Demem o ki, söz edeptir… insanın ağırlığı, sözünün ağırlığı kadardır…
Geçmişi, gelecekte yakalamamız lâzım.
Geçmişi, gelecekte karşılamanın en güzel yolu, 'iş yapmak'tır, 'eylemek'tir.
Gelecek ufkumuz 'ne' ise, geçmiş ona göre, zaten bize katılır.
Unutmayalım ki, tarih, geçmiş ile gelecekte karşılaşmaktır.
İdrâkin üç ifadesi: Dil, Mantık ve Matematik'tir.
Dilin vaz'î ve isti'mâlî yapısından bi-haber,
denileni ve söylenileni anlamayana
mantığı, hele matematiği nasıl anlatacaksınız?
İdrâkin bir ifadesi daha var: Sükût.
Hiç değilse, anlamadığını anlayıp sükût eder insan.
'Edeb'tendir.
Yaşamın kendisi değil onurlu bir yaşam değerlidir. Sermaye sınıfı emeğin hakkını çalarken devlet göz yumduğu için yaşanıyor bütün bunlar.
Kapitalist AB ortalaması kadar emek üretimden pay alsa tüm emekçilerin geliri iki kat artar
"Allah'ı gücendirmeden Şeytan'ın hakkını verenler"
ile
"İyi'yi incitmeden Kötü'nün hakkını verenler"
arasında 'insan-oluş'umuzdan iğrendik.
Kader bu ya; Tarih'in düşen tarafına denk geldik.
Yine de şükür ki, iki ayaklı her yaratığın
artık insan olmadığını öğrendik.
Eyleme yönelik sahîh bir niyet
ile sarîh bir teşebbüs
kâinatı tahrîk eder;
o kadar ki,
çölde suyu aramaya başladığında
su da seni aramaya kalkışır.
Ümit ki, umudun ikiz kardeşidir;
birlikte ihlâsı inşâ ederler.
Eskiler, "hitâb, muhatâb ister" demişler.
Bu nedenle Yeryüzündeki en mutlu kişi
her türlü duygusuna ve düşüncesine
muhatâb bulabilen kişidir.
Muhatâb
yani dost;
yani birbirine 'sâhib' çıkabilmek;
yani susarak 'sohbet' edebilmek;
sükût içinde ve içre konuşabilmek;
hem-hâl olmak...
'nâ-merd'i tanımak işiyle...
"Etmek yiyüp tuz basmak ol nâ-merdler işidür
Etmek anı komaya tuzın hakkı varısa
Çok söz hayvan yükidür az söz erün görkidür
Bilene bir söz yiter cânda gevher varısa"
//-: Yunus Emre
Tarihin süzgecinden süzülmüş irfânı
ihmâl etmenin, dikkate almamanın cezası
'kafa ağrısı'dır.
"Şahsınıza karşı
haddi aşan,
hududu geçen,
küstahlaşanları,
altın olsa kesenizde,
bal olsa kâsenizde tutmayın..."
//-: Neşet Ertaş
[!]
Yeryüzündeki en tehlikeli kişi,
aklı-ile, hesap ederek ahlâksızlık yapan kişidir.
Çünkü;
Ahlâksızlık kişinin 'mizâcından' kaynaklanıyorsa
terbiye edilebilir;
'aklından' kaynaklanıyorsa,
o kişi insanlığını tatil etmiş demektir.
Anadolu'da bu kişiler 'besmelesiz' diye çağrılır.
Artık farkına varalım:
Hemşerilik iyidir, hemşericilik kötüdür.
Akrabalık iyidir, akrabacılık kötüdür.
Bizi birbirimize bağlayan bağları başkalarına adaletsizlik yapmak için kullanmayalım.
İnsanların zamanına önem gösterin. Emeğine, alın terine, özel hayatına zaman ayırmasına saygı duyun. Çaresizliklerinden faydalanmayın. Faydalanmak isteyenlere saygı duymamayı normalleştirin.
Diyorlar ki, "bu kavgayı kim kazanacak?"
Diyoruz ki, "elbette biz kaybedeceğiz.
Zira iyi insanlar daima kaybeder.
Çünkü âdil dövüşürler."
//-: Kǒng Fūzǐ
Dostlarla yola çıkmak; yol almak; hatta yol olmak;
bulmayı değil bulunmayı dert edinmek...
Ne demiştik;
"Yürürken yolun sonuna odaklananla dostluk etme;
çünkü kestirmeyi bulduğunda seni yüzüstü bırakır;
zîrâ dostluk sona değil, yola nisbetledir."