Düşünün: Bugün adliyeye ifade vermeye gideceğinizi savcılığa bildirmişsiniz. Ama siz daha uyuyorken evinizi polis basıyor, gözaltına alınıyorsunuz.
Çünkü Timur ve Murat gazeteci. Çünkü bu hukuksuz düzene kalemleriyle itiraz ediyorlar. Yazık, çok yazık!
Boykot, Anayasa’nın düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile toplantı gösteri yürüyüşü hakkı kapsamında değerlendirilebilecek bir protesto biçimidir.
Anayasamızın 25., 26. ve 34. maddeleriyle güvence altına alınmıştır.
85 milyon emekçinin alın teriyle zenginleşiyorlar ama güçlerini işçiye, emekçiye, gençlere, kadınlara hayatı dar etmek için kullanıyorlar. Yok öyle yağma, gücün kimde olduğunu hep birlikte gösterelim!
2 Nisan Çarşamba günü memleketi bir günlüğüne tüketimi durdurmaya çağırıyoruz. Para harcamıyoruz, ürün satın almıyoruz, dayanışmayı ön plana çıkarıyoruz. Dışarıda vakit geçirmek isteyen yurttaşlarımız için TİP il ve ilçe örgütlerimizde çayımız ve kahvemiz hazır olacak.
Şişli Belediyesi kayyumu Kaymakam Cevdet Ertürkmen, Kent Lokantalarını kapatma kararı aldı. Gezici yemek arabasını da garaja çektirmiş. Üniversitedeki öğrencilerimden biri geçen dönem şöyle demişti: Hocam bu lokantalar olmasa ailem beni okuldan alacaktı.
Yazıktır. Günahtır.
Erdoğan, "Cesaretiniz varsa bırakın hukuk işlesin" dedi...
"Anayasa Mahkemesinin verdiği karara uymuyorum, saygı da duymuyorum" da demişti...
Yani ne yapacağız şimdi?
Korkunun ecele faydası yok!
Öyle de yenileceksin! Böyle de yenileceksin.
Haklılığımıza, cesaretimize, tevazumuza, güler yüzümüze yenileceksin!
Aziz Milletim;
Asla üzülmeyin, mahzun olmayın, umudunuzu yitirmeyin.
Demokrasimize yapılan bu darbeyi, bu kara lekeyi el birliğiyle söküp atacağız.
Bu süreci yöneten insanların, hem bu dünyada hem de ahirette yüce Yaradan huzurunda hesap vereceği günler yakındır.
86 milyon vatandaşımı sandığa koşmaya, demokrasi ve adalet mücadelesini tüm dünyaya duyurmaya davet ediyorum.
Dimdik ayaktayım, asla eğilmeyeceğim.
Her şey çok güzel olacak…
Yeter be yeter!
Siz insanlığınızı kaybetmişsiniz. Sen “Ayşe Ateş, kocası öldükten sonra 20 milyona 4 daire aldı” yalanını ortaya atan, “Ayşe Ateş’in sosyal medya hesabını 5 kişi kullanıyor, 3’ünü çözdüm” palavrasını sıkan, “Sinan Ateş’i yanındakiler öldürdü” kepazeliğine imza atan; FETÖ’ye yataklık ettiği yargı tarafından hükme bağlanmış bir müfterisin.
İki kız çocuğumu “Baban terörist olduğu için öldürülmüş”, “Annen ajanmış” sözlerine muhatap kılan, onların ruhunda ilelebet kapanmayacak yaralar açılmasına sebep olmuş bir canisin.
Sen ve o üç beş çapulcu arkadaşın insanlığa dair bir emare taşımıyorsunuz.
İnsanların ailelerine, çocuklarına değecek, dokunacak iftiraları mabadınızdan çıkarıp ortalığa saçarken zerre ar etmiyorsunuz.
Siz ne biçim canlılarsınız!..
Açık ve net “hodri meydan” diyorum:
Benim herhangi bir belediyeden, belediye çalışanından veya siyasetçiden doğrudan ya da dolaylı herhangi bir şekilde finanse edildiğimi ya da para aldığımı ispatlamayan şerefsizdir, namussuzdur, haysiyetsizdir.
Emrah Bağdatlı’yı tanımam; yüz yüze ya da telefonla hayatım boyunca hiçbir iletişimim olmadı.
Çeteler değişiyor, yöntemleri değişmiyor.
14 yıl önce FETÖ eliyle hapse tıkıldığım Ergenekon kumpasındaki gibi gizli tanıklar bugün yine ortaya saçıldı.
Gizli tanığa önce itibar suikastı yaptırılıyor. Yargı tek bir soru sormadan, tek bir delil aramadan, bu alçakça iftiraları önce kayda geçirip sonra da medyaya servis ediyor.
Bu “gizli tanık” denilen operasyon çocuğunun yalanlarını yayan herkesle tek başıma da kalsam mücadele edeceğim. Dün nasıl bu hukuksuzlukları bedeli ne olursa olsun sadece kalemimle deşifre ettiysem, kimsenin kuşkusu olmasın yazdım, yazıyorum ve yine yazacağım. Beni aşağılık iftiralarınızla susturamazsınız.
Siz de iki paralık şerefiniz kaldıysa yazdıklarınızın arkasında durun 👇
https://t.co/Ef5iZmYOcM