Gazi Meclisimizde, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” 467 oyla kabul edildi.
28. Dönem 4. Yasama Yılı’nı, ülkemizin geleceği açısından tarihi bir adımla tamamladık.
Adına ne dersek diyelim, bu mesele Türkiye’nin kendisiyle imtihanıdır. Türkiye’nin sorun çözme yeteneğini ve kapasitesini artırma, demokrasimizin standartlarını yükseltme meselesidir. Bu nedenle bir devlet politikasıdır ve milletimizin geleceğini ilgilendirmektedir.
Bu süreci başlatan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a; süreçte öncülük eden ve sorunların aşılmasına büyük katkı sunan Sayın Devlet Bahçeli’ye, Sayın Numan Kurtulmuş’a, AK Parti Grup Başkanımız Abdullah Güler’e, Sayın Efkan Ala’ya, Milliyetçi Hareket Partisi, DEM Parti ve İYİ Parti gruplarına, tüm milletvekillerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Sürecin görünmeyen kahramanlarından, her zaman yapıcı rol üstlenen MİT Başkanımız Sayın İbrahim Kalın’a da ayrıca teşekkür ediyorum.
Artık yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Paradigma değişmiştir.
Komisyon kuruldu, adaya gidildi, rapor hazırlandı. Şimdi önemli bir eşiği daha geride bıraktık.
Şimdi daha ileri gitme zamanıdır.
Şiddetin son bulduğu bir dönemde Türkiye’nin konuşamayacak hiçbir meselesi yoktur. Siyasetin alanı genişledikçe, demokrasimizin standartları yükseldikçe Türkiye daha ileri adımlar atacaktır.
Adlarımız farklı olsa da soyadımız TÜRKİYE’dir.
Bu yasa; acılarımızı inkâr etmeden geleceği birlikte kurma iradesinin, kendi meselemizi kendi irademizle çözme kararlılığının ve Türkiye Yüzyılı’na bırakacağımız güçlü bir mirasın adıdır.
Milletimiz, ülkemiz ve Türkiye’miz için hayırlı olsun. 🇹🇷
#BirlikteTürkiyeyiz
TBMM Genel Kurulu’nda “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” üzerine söz aldım.
AK Parti, 2002’den bu yana önemli demokratik adımlara imza atmıştır. OHAL’den DGM’lere, eğitimden ana dilde görüşme ve savunma hakkına kadar yıllarca tartışılan pek çok mesele çözüme kavuşturulmuştur.
İsimlerin konulmasının, sanatçıların eserlerinin dinlenmesinin dahi yasak olduğu günlerden bugünlere geldik. Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nin müzeye dönüştürülmesi ve geçmişte yasaklanan eserlerin yayımlanması, yaşanan büyük dönüşümün somut göstergeleridir.
Şimdi çözümün zamanıdır. Paradigma değişmiştir. Geleceği birlikte kurma zamanıdır.
Sultan Alparslan’ın çocukları ile Selahaddin Eyyubi’nin çocukları yan yana geldiğinde, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle Adriyatik’ten Çin Seddi’ne bütün dünya yeniden ayağa kalkacaktır.
Bu yasa, Türkiye modelinin yazıya dökülmüş hâlidir. Acılarımızı inkâr etmeden, geleceği birlikte kurma iradesinin adıdır.
25 yıldır her sayfasını gururla okuduğumuz, her yeni sayfasını milletimizle birlikte yazdığımız en güzel kitap. @Akparti
AK PARTİ BİR TÜRKİYE KİTABIDIR 🇹🇷
#Hatay Büyükşehir Belediyesini ziyaret ettik.
Belediye Başkanımız Mehmet Öntürk'e ve tüm belediye çalışanlarımıza çalışmalarında kolaylıklar diliyorum.
2026 FIFA Dünya Kupası’nda şampiyonluğa ulaşan İspanya millî takımını yürekten tebrik ediyor; dost İspanya halkına ülkem ve milletim adına selamlarımı, muhabbetlerimi iletiyorum. 🇹🇷🇪🇸
Ey muhalif kardeşim,
Artık kendine şu soruyu sormanın vakti gelmedi mi?
“AHBAP’ı yönetenlere duyduğum öfkeyi İBB’yi yönetenlere neden duymuyorum?
Haluk Levent’in skandallarına gösterdiğim tepkiyi, Ekrem İmamoğlu’nun skandallarına neden göstermiyorum?”
Yardım paralarınızı alıp kumarda yiyenlerle, oylarınızı alıp yolsuzluk-hırsızlık düzeni kuranların, yatlarda gününü gün edenlerin arasında fark mı var zannediyorsun?
Emin ol, İstanbul’da rant ve yolsuzluk düzeni kuran, tehditle rüşvet toplayan, para kuleleri diken, CHP’yi satın almak için çuvalla para taşıyan Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel ve yardakçılarının Haluk Levent’ten hiçbir farkı yok.
Her “Mustafa Kemal’in askeriyiz” diyenin, her “İzmir’in dağlarında çiçekler açar”ı söyleyenin peşine takılmaktan hala usanmadınız mı?
Gelin bu olay sizin için de bir milat olsun…
15 Temmuz; iç vesayet odaklarının dışarıdaki mahfillerle iş birliği içinde gerçekleştirdikleri Sevr’i tekrar diriltmeyi, Türkiye’yi bir sömürge ülkesi haline dönüştürmeyi amaçlayan güncellenmiş bir emperyalist projedir.
“Beş dakikacık bir görüşme” için muhataplarına yalvaran zavallıların sırf gündeme gelebilmek için yaptığı eleştirilere sadece gülüp geçiyoruz.
Yabancılaşma kötüdür ama kişinin kendi ülkesine, kendi milletine yabancılaşması, hatta düşmanlaşması çok daha kötüdür.
Her zaman söylediğim gibi, Türkiye Cumhuriyeti hepimizin ortak devletidir.
Hangi partiden, görüşten, kökenden olursak olalım hepimiz bu devletin vatandaşıyız, bu aziz milletin ferdiyiz.
Türkiye için iyi olan hepimiz için iyidir, faydalıdır, hayırlıdır.
Türkiye’nin başarısı 86 milyonun tamamının başarısıdır.
Türkiye’nin sıkıntısı ise bilaistisna hepimizin sıkıntısıdır.
Millî meselelerin, ideolojik kavga ve siyasi polemiklerin aparatı yapılmasını biz doğru bulmuyoruz.
Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak.
15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek.
Birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece kimse bu milletin iradesine zincir vuramayacak.
İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak.
Demokrasimize kastedenler; millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacağını bilecek, bu millete kötülük yapmayı aklından bile geçiremeyecek.
15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında, vatanı, bayrağı, ezanı ve millî iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanımızı rahmetle, minnetle yâd ediyorum.
Darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğsünü siper eden gazilerimize Cenab-ı Allah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diliyorum.
15 Temmuz destanını iftiharla selamladığımız bu önemli yıl dönümünde, kahraman şehitlerimizin aziz ruhlarını hatmişeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlarıma teşekkür ediyorum.
Rabb’im cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin.
O karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan…
Okunan salaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan…
Esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum.
Milletimizin istiklali, devletimizin bekası, demokrasimizin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacak, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacağız.
Şunu gençlerimizin her zaman akıllarında tutmalarını rica ediyorum:
10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde.
Bugün dünya bize bakıyor, Türk milletine bakıyor; Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor.
Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor.
Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor.
Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz.
Bir olacağız, beraber olacağız; tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız; birbirimizi Allah için sevecek; her karışında barışın, huzurun, refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.
Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle, birlikle, dayanışmayla esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.
Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz.
Şu selalar, göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan edişinin sembolüdür.
Tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun... 🇹🇷