Ruhu Tanrı Dağlarında…Şiir,tiyatro ve internet bağımlısı,sosyal medya hastası,vestern ve felsefi sinema tiryakisi,gamer,tam zamanlı insan part-time öğrenci…
Bidaha denk gelemeyiz belki ama artık Esad rejiminin nasıl çöktüğünü, Sünnilerin neden Hizbullah'a olumsuz baktığını, Baasçılığın ne olduğunu ve İran'ın uzun vadeli asimetrik caydırıcılık stratejisini biliyor.
Lisede “tarihçi” olarak tanımlıyorlardı beni.Ya kardeşim ben sadece araştırmayı seviyorum.Ünide de şimdi felsefe daha çok ilgimi çekiyor.Kronolojiden ontolojiye geçiş.
"Sana yaşamak düşer çarkların gövdesinde
Bin demir kapıyla hesaplaşmaktan omzun çürümelidir
Bin çeşit güneşle ovulmalıdır gaddar ellerin
yürü yangınların üstüne, kendi alevini de getir"
Şair 82 yaşında
#ismetözel
Bir kitap fuarında karşılaşmıştım.Kitap imzalarken rahmetli Rasim Özdenören gelmişti.”Nasılsın İsmet Özel?” Dedi. İsmet Bey de “Tüm dostlarım beni iyi adam olarak bilir.”
Bir nehir gibi çaresiz ve yorgun
Umarsız yol almaktır
yaşamak dedikleri
Hırçın rüzgarlar beni
sürüklerken meçhule
Yalanlarla hüzünlerle savrulmak
bu nehirde
Bil ki acılar örseler yüreği
Karanlık gece değil yaşamın ta kendi
Korkar ellerim tutmaz ellerini
Sanma umutsuzdur kaçar bu deli
Rüzgara inat ve yaşamak
Umutla bir başına
Bir nehir gibi çaresiz ve yorgun…
Hazineler diyarı dünya,görürsen heyhat
Denklemleri sonuca bağla ama çözümler bin part
Damarlarım da nükleer sızıntı,
İnsan inat
Doğa çöktü pişmanız,tükür yüzümüze tabiat
Bulunur mu yasanızda kardeşlik hukuku?
Hangi madde değişti de haksız ölümü durdurdu
Bir canlıyı sevmekle başlayacak her şey…
Çeşmeden çamur gibi su akıyor, içemiyorsun, hazır su almak zorundasın. Kitap okuyayım desen toplatılmış, haber izleyeyim desen sansürlü, dizi izleyeyim desen yasaklı. Tatile gitsen otel yanıyor, otel yanmasa teleferik düşüyor ! BİZ BUNLARI HAK ET-Mİ-YO-RUZ !
Adalet desen, kiminin umurunda değil, terazi yanlış tartıyor. Yurt dışına gitmişsin üstünüz, vize yok. Çalışıyorsun ama kazandığın parayla ancak günü kurtarıyorsun. Maç izliyorsun, şike var. Biraz maneviyata yönelirim desen, camide önüne bağış kutusu koyuyorlar. Hastaneye gidiyorsun izdiham var.
Yediğin içtiğin de güvende değil. Döner yiyorsun, zehirleniyorsun; et alıyorsun, at mı eşek mi belli değil. Markete gidiyorsun, tarihi geçmiş ürünler, sahteleri... Sınava giriyorsun, sorular torpilli. İş bulacaksın, dayı-amca yok.Hadi buldun diyelim, yabancıları alıyorlar çünkü daha ucuza çalışıyorlar.
Yola çıksan trafik, trafiği aşsan yol parası. Her şeyin fiyatı uçmuş, maaşlar yerinde sayıyor. Zamlar desen, maaşa yüzde yirmi, kiraya ve faturalara yüzde elli. Biriktirdiğin para da pul olmuş, hiçbir şeye yetmiyor. Çocuk doğursan, mama ve bez fiyatları altınla yarışıyor.
İçki desen sahte, sigara desen kaçak. Ev alsan çürük, araba alsan hasarlı. Yolda yürürken yol çöküyor, yağmurda elektrik çarpıyor. Otobüse biniyorsun, klima bozuk; ayakta gitmek zorundasın. Taksiye binsen yurttaşsın diye almıyorlar, alsalar da kazıklıyorlar.
"Gözlerim nemli değil, gözlerim namlu."
Aynı Adam şiirinde böyle seslenen İsmet Özel, Mazot şiirinde ise şöyle diyor:
"Dikkat et hiçbir şey ıslatmasın namluları."
Bu, bir şairin en nahif "ağlatma beni" serzenişi...