"İşte gidiyorum anne...
Gidişim Afrikalı bir çocuğun yediği ekmek,
Filistin'de demir yığınlarına atılan bir taş, yüz yıldır direnen Kürdistan gibi helal anne...
İşte gidiyorum anne, gidişim erkeğin baba olma hayali, genç kadınların düşleri,gelinliği,
Önce dokunulmazlığını kaldırdılar. Sonra chp-yeni parti sürekli övgü siyaseti ile onu içerde tutmanın tuzağını ördüler. Akp’den bağımsız hareket etmiyorlar. Bu tür manipülasyonu da bu oyunu gizlemek için kullanıyorlar.
Ne Kürt siyaseti ne S.Demirtaş size bu lokmayı yedirmez.
✒️Kürt siyaseti bölünüyor, Demirtaş bunun neresinde?
DEM, bugün Siyasi Partiler Yasası’ndan kaynaklanan mecburiyet nedeniyle 5’inci kurultayını topluyor. Sadece delegelerin katılacağı bu kurultayda sadece prosedür yerine getirilecek. Mevcut yönetim aynen oylanarak yoluna devam edecek.
Aslında DEM’in bu kurultayı hayli önemliydi. Takvim yetişseydi Abdullah Öcalan’ın partisine bu kurultayda start verilecekti. Ama yetişmedi. Çok anlam yüklenilen kurultay 2027 yılının mart ayında toplanacak. Sürece ilişkin yasal düzenlemeler ve uygulamalar o zamana kadar gerçekleşirse yurtdışından gelen ve cezaevinden çıkan isimlerin de yer alacağı parti yönetimi o kurultayda gerçekleşecek.
Yurtdışından gelerek parti yönetiminde yer alacak isimler arasında Osman Baydemir’in de adı geçiyor. Selahattin Demirtaş’ın böyle bir parti yönetimde yer alıp almayacağı ise belirsiz. Öcalan partisinde Demirtaş için genel başkanlık düşünülmüyor. Eş kadın Genel Başkan belli; Pervin Buldan.
Öcalan’ın partisini ilk olarak buradaki 1 yıl önce “Öcalan partisi yolda” başlığı ile okumuştunuz. Artık bu hayata geçiyor. Partinin programı bizzat Öcalan tarafından yazılıyor, tüzükte değişiklik olmayacak. Mart ayındaki kurultayda sadece yönetimi değişmeyecek DEM’in adı da değişecek.
Sedat Bozkurt ( @sedattbozkurtt ) yazdı...
https://t.co/abGIvxRBU3
"Aleviler" adına yazıldığı iddia edilen bildirgenin organizatörü Av. Cihan Söylemez'in kim olduğuna bakarsak durumu daha iyi kavramış olacağız
1- Cihan Söylemez, "Dersimcilik" bayrağı ile KÖH'e saldıran Hüseyin Aygün'ün avukatlığını yaptı
2- Hüseyin Aygün ile Kemal Kılıçdaroğlu ayrılığında merkezden yana tavır aldı
3- CHP'den milletvekili adayı oldu
4- Munzur Festivali’ni boykot girişimi örgütlemeye çalıştı
5- Tarihçi olduğunu iddia ediyor ve Şeyh Sait ile ilgili yazıları var. Yazılarının tamamında Şeyh Sait'in idamını meşrulaştırmış ve klasik Kemalist tezleri tekrarlamıştır.
12 yıl boyunca Şengal, YBŞ-YJŞ’yi ablukada tutmuş, Şengal özerk yönetimin feshi için Irak’ı zorlamış ama bir filmi de aday göstertip direniş mirasına çökme hevesini örgütlemiş. Basını süikastleri canlı veriyordu. İşte film budur. Bu filme “Oscar” kılıfı ile meşruiyet verilmemeli.
Bu arada diaspora da hüdapar, ihanetçileri ve enks’yi sürece karşı propaganda gücü olarak örgütleyen Şifa Barzani. Hepsi piyon. Kesenin ağzı, güney halkının hiç yararlanmadığı petrol borusundan sonuna kadar açılmış.
12 yıl boyunca Şengal, YBŞ-YJŞ’yi ablukada tutmuş, Şengal özerk yönetimin feshi için Irak’ı zorlamış ama bir filmi de aday göstertip direniş mirasına çökme hevesini örgütlemiş. Basını süikastleri canlı veriyordu. İşte film budur. Bu filme “Oscar” kılıfı ile meşruiyet verilmemeli.
Ali Kenanoğlu: Aleviler ile Kürt hareketinin yan yana gelmesini istemiyorlar
HDK Eş Sözcüsü, Aleviler üzerinden yürütülen son tartışmaların Kürt hareketini sol, sosyalist ve demokratik güçlerden uzaklaştırma çabasından bağımsız olmadığını söyledi.
https://t.co/ERPsszz22o
Komutan Delal Amed yoldaşın 2017 yılında şehadete ulaşmasıyla birlikte Delal yoldaşa ve tüm şehitlere olan derin bağlılığıyla Botana geçmiştir
Botan Saha Komutanlığı görevini üstlenmiştir
En son Besta’da girdiği çatışmada beraberindeki 6 kadın yoldaşıyla birlikte şehit düşmüştür
Öcalan’dan yeni mesaj:
“Kültür Konferansı’na; değerli dostlar, sevgili katılımcılar,
Bugün yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Geçmişin çatışmalarını ve acılarını geride bırakırken, o yaşananlardan ders çıkararak önümüzde yeni bir yol açmak zorundayız. Bu yolun temelinde demokratik toplum, demokratik siyaset ve halkların özgürce bir arada yaşayabilmesi vardır.
Genel ilkedir; toplumlar yok olmaz. Kimlikler, diller ve kültürler baskıyla ortadan kaldırılamaz. Meselemiz farklılıkları birbirine karşı konumlandırmak değil, her halkın kendi kimliği ve kültürüyle özgürce var olabildiği, birlikte yaşamanın mümkün olduğu demokratik bir düzen kurabilmektir.
Geliştirdiğimiz Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni de bu tarihsel çerçevede değerlendirmek gerekir. Bu süreç yalnızca yeni bir siyasi tutumun açıklanması değildir. Aynı zamanda eski bir mücadele biçiminin geride bırakılması ve yeni bir dönemin başlatılması yönünde ortaya konulan bir iradedir.
Peki, eski olanın yerine ne koyacağız? Bizim ulaştığımız temel yaklaşım demokratik entegrasyondur. Demokratik entegrasyon, herhangi bir toplumun kendi kimliğinden, kültüründen ya da toplumsal varlığından vazgeçmesi anlamına gelmez. Tam tersine, insanların kendi kimlikleriyle toplum içinde özgürce var olabilmeleri ve toplumsal yaşamlarını demokratik yollarla örgütleyebilmeleri anlamına gelir. Sürgüne gönderilmiş ya da yasadışı ilan edilmişlerin topraklarına geri dönmesi, demokratik siyaset yapabilmesi ve kendi geleceğinin kurulmasına katılabilmesi önümüzdeki temel görevlerden biridir. Bunu özgürlükten vazgeçmek olarak görmek doğru değildir. Böyle bir yaklaşım, yaşanan tarihsel deneyimin ve bugün önümüzde duran ihtiyaçların doğru okunmadığını gösterir. Aksine, burada söz konusu olan, kendi tarihsel deneyimini değerlendiren, şiddet ve savaş yerine demokratik siyasetin gücünü esas alan barışçı bir dönüşümdür. Bundan sonra daha fazla siyasete, daha fazla örgütlenmeye ve daha güçlü bir demokratik mücadeleye ihtiyaç var.
Bugün Avrupa'daki gençlere, Türkiye'deki ve Ortadoğu'daki bütün demokratik güçlere ve mücadele eden herkese söylenmesi gereken şey şudur: Önümüzde daha kolay değil, daha zorlu bir mücadele var.
Fakat bu mücadele artık esas olarak silahların değil; siyasetin, ��rgütlenmenin, kültürün, ekonominin ve toplumsal dayanışmanın mücadelesidir. Bir dönemi geride bırakırken demokratik mücadelenin alanı genişlemelidir.
Geliştirdiğimiz sürecin niteliğine ve teorik boyutlarına dair elbette eleştiri ve itirazlar olabilir. Ancak bu durum yan yana gelmemizin ve omuz omuza mücadele yürütmemizin önünde bariyer oluşturmamalıdır. Eleştirilerle yeni dönenim eksikliklerini hep beraber tamamlayalım.