Trilyonları yurtdışına kaçıran Melih Gökçek’in
*Sabah 05’de evine baskın yapılmayacak mı
*Donuna kadar ev aranmayacak mı
*Kasadan çıkan para görüntüleri olmayacak mı
*Yandaş medyada bunlar yayınlanmayacak mı
*Gazeteci troller TV’de höykürmeyecek mi
*Kelepçeli video nerede
Her bokla ilgili fikri olan zat, konu babasının yaptıklarına gelince fena kıvırmış…
Soru: Babanız Melih Gökçek’le ilgili yolsuzluk iddiaları hakkında ne söyleyeceksiniz ?
Osman Gökçek: O konunun muhatabı ben değilim ama…
30 Ağustos sadece bir zafer değildir.
Türk milletinin karakteridir.
Bazı şeyleri gerçekten hissedebilmek için sadece tarihe değil, o gün yaşananlara bakmak gerekir.
Bir ülke işgal edilmiş…
Yokluk var.Yoksulluk var.Silah yok, para yok, imkân yok.
Ama bir şey var:
Teslim olmama iradesi.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının en büyük gücü de buydu.
Bu milletin başına ne gelirse gelsin yeniden ayağa kalkabileceğine inandılar.
Ve kalktılar.
30 Ağustos, bana göre tam olarak bunun adıdır.
“Artık yapacak bir şey yok” diyenlere karşı,
“Hayır, var” diyebilmenin zaferidir.
Bugün bu ülkede başımız dik yaşayabiliyorsak, kendi bayrağımızın altında nefes alabiliyorsak, kendi geleceğimize kendimiz karar verebiliyorsak; bunun arkasında o büyük mücadelenin insanları vardır.
Onlara borcumuz, sadece yılda bir gün hatırlamak değildir.
Bu ülkeye sahip çıkmaktır.Cumhuriyet’e sahip çıkmaktır. Bağımsızlığa sahip çıkmaktır.
Çünkü 30 Ağustos bize şunu gösterdi:
Bu millet yenilebilir sanılabilir.Yorulabilir. Yoksul bırakılabilir.Kuşatılabilir.
Ama teslim alınamaz.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu toprakları bize vatan bırakan bütün kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
Giyimlerine, yaşantılarına baksanız hepsini laik, seküler falan sanarsınız. Kendi hayatlarında gerçekten de öyleler ama aynı zamanda dinci, muhafazakar bir rejimin de en büyük destekçileri.
Bir çelişki yok elbette. Zenginler rahat etsin diye halka dincilik ve muhafazakarlık lazım.
Şu fotodan çıkamıyorum bir türlü. Seksenine dayanmış adam; hiçbir siyasi başarısı yok, hep kaybetmiş ve kaybettirmiş. Sonra kaybetmeye devam etsin diye yeniden CHP’nin başına atanmış.
Çevresi itibarını kaybetmiş, siyaseten bitmiş döküntü tiplerle dolu.
Palyaço gibi giydirmişler. Elinde sopa, kafasında kasket, üstünde rengarenk şal gibi bir şey…
Yüzünde hep aynı yapmacık bir sırıtış hali. Belli ki utanmıyor, 50 kişiye de olsa konuşmaktan çok memnun.
“İktidar olduğumuzda” diyor, dalga mı geçiyor gerçeklikle bağı tamamen mi kopmuş bilmiyoruz.
Acınacak bir halde ama acımamak lazım.
Trajik olan bu çapta adamların eliyle partimizin çalınmış, cumhuriyetimizin tehlikeye düşürülmüş olması.
Milli Eğitim Bakanlığı yayınladığı “2026 - 2027 Eğitim Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” genelgesinde; okullarda öğretmenlerin öğrencilere pkklıları cezaevinden çıkaran Çerçeve Yasa’yı anlatmasını istemiş. pkklıları nasıl affettiğinizi okullardaki çocuklarımıza mı anlatacaksınız? Okullar sizin yanlış politikalarınızı topluma kabul ettirmek için kullanacağınız propaganda merkezleri değildir. Bu genelgeyi derhal iptal edin ve aklınızı başınıza alın!
-Kılıçdaroğlu ihanetinin bir belgesi daha:
-İzmir Menderes Belediyesi, biraz önce CHP’den AKP’ye geçti.
-Çünkü, CHP’de kalan meclis üyeleri, seçimde Yeni Parti’ye değil AKP’ye oy verdiler.
-Bunu da Kılıçdaroğlu istedi.
-İşte Kemal Kılıçdaroğlu budur.
O, 1970’lerden itibaren tıpkı Bahçeli gibi, tıpkı Perinçek gibi bu görev için yetiştirilmiştir.
-Kılıçdaroğlu 6 Ok’a da Atatürk’de kökten düşmandır ve Alevilerin gözünde de tam bir düşkündür.
-İşte onun eline verilen şu anki CHP de budur.
-Bu CHP Atatürk’ün değil Tayyip Erdoğan’ın partisidir.
-Hedef, AKP ve MHP ile birlikte Amerika’nın PKK’ya yönelik planını gerçekleştirmek ve yine Türkiye’de ABD’ye bağlı mezhepçi bir din devleti kurmak, Erdoğan’ı başında tutmaktır.
-Hala bu CHP’de kalanlara soruyorum:
Vicdanınız Saray’a ve ABD’ye böyle açıktan hizmeti kabul ediyor mu?
-Siz susun vicdanınız konuşsun…
Hem YENİ Parti’ye hem de Butlan CHP’sine tavsiyem şudur:
İlkeli ve tutarlı olmak adına, Atatürk fotoğrafını kullanmayın, Altı Ok’u yakanızdan çıkarın…
Çünkü, Atatürk’ün milliyetçilik anlayışını elinin tersiyle iten, ulus devlet yapısını aşındıracak adımlar atan bir siyasi anlayışın, Atatürk’le ve onun devrimleriyle barışık olması mümkün değil…