Hatırlar mısın sazlar çalınırdı Çamlıcanın bahçelerinde
Benim de arabanın teybini çalmışlardı
Şimdi de seni çaldılar benden
Ve şimdi içiyorum her gece, her gece başka bir işkembe
Paça, tuzlama, kokoreç, kelle,
He unutmadan ıı ebabil bir kuşsa saka daha kuştur
Saka kuş olarak kalacaktır kuştur kuş olacaktır
Kuştu, kuştunuz, kuştular, kuşarlar
Şiirime bur’da son verirkene bi' dakka doktor bey geliyorum
Şiirime bur’da son verirkene, seni çok sevdiğimi söylemek istiyorum
ama burada mesele başkalarına zarar verme ihtimaline rağmen kayıtsız kalmaktır.
Vicdan ile davranış arasındaki bağ kopmuştur. İçsel bir “dur” mekanizması çalışmaz.
Utanmaz insan; ahlaki öz-farkındalığı zayıflamış kişidir. Yani yaptığı eylemi sorgulamaz ya da sorgulasa bile önemsemez.
Toplumsal normlara karşı duyarsızdır. Başkalarının ne düşündüğünü umursamamak özgürlük olabilir,
Aşağılık hazlar için kullanılıp ölüsü bile rahat bırakılmamış gariban ailelerin masum kız çocukları.
"Bir ah ile bu alemi viran ederim ben!" demişti Nefi. Ahları arşa değsin.
"Ucu kime dokunursa dokunsun" düsturu ile dosyaları aydınlanıp aleme ibret, müstehak olsun. Yeter artık.
Mesele, geçmişe dönmek ve oradan kendimize bugün yoksun olduğumuz değerleri çıkarıp yapıştırmak değil, burada ve şimdide kalarak kendimizle yüzleşmek, “olmak cesareti”ni gösterebilmektir.
Heyecan her yaşta güzel bir şeydir
Ama her durumda sonu güzel bitmez
Tutkuyla atılan yanlış adımlar insanı felakete sürükler
Bazen anlık heyecanlar ömür boyu yük olur insanın sırtına
Pişmanlık olur, utanç olur
Vicdan azabı olur ki çekmesi çok zordur.