BİR OTEL ODASINDA ÖLÜMÜ BEKLEMEK...
Yahya Kemal Beyatlı hayatının Son 19 Yılını Bir Otel Odasında Geçirmiştir. 19 yıl boyunca Park Otel'de yaşamıştır.
Tanpınar, hocasının otel odasındaki halini şu sözlerle ifade eder:
"Zavallı Yahya Kemal. Bir insanın bir insanda bu birbiri ardınca değişen çehreleri ne garip ve hazin oluyor ve nasıl en son çehre hepsini siliyor, bitiriyor. Park Otel’in barında gördüğüm küçük, dar, takatsiz adımlarla ancak yürüyebilen bîçare ve acınacak ihtiyar".
Şairin ziyaretçileri arasında bulunan arkadaşı Sermet Sami Uysal,Yahya Kemal'in yalnızlığını şöyle anlatır:“Otel odası dağınık, Gömme dolabın hemen yanında üst üste konulmuş bavullar göze çarpıyor. Bavulların tepesinde kitaplar, gazeteler ve boş pasta kutuları.Şairin karyolası odasının ortasındadır. Yahya Kemal hep karyolada oturur. Ufak bir sehpada gelişigüzel duran Birinci sigarası paketleri, kibrit kutuları, paslı çakı, kalemler, cep saati. Tam bir savruluş içinde. Telefonun az berisinde dolu ve boş maden suyu şişeleri, reçeteler, ilaçlar… Tuvalet masasında bir dolu küçük makas, kolonya şişeleri, fırçalar… Şurda bir radyo…
Şurda Yahya Kemal’in eski bir fotoğrafı…
Ne yaman bir yalnızlık”
Peki çektiği fotoğrafla dereceye giren Tokatlı kardeşimizin suçu neydi? Paris değil miydi sanatın başkentlerinden biri. Sanata vize verme yakışıklıya vize ver. Bütün değerlerin alt üst olduğu bir zaman. Değerli olan hiçbir zaman bu kadar ucuz olmamıştı.
18 yaş altına sosyal medyayı yasakla. Televizyonlardan şiddet içeriklerini temizle. Televizyona it gibi çemkirenleri, ahlaksızca konuşanları değil, insanca konuşabilen, tartışabilenleri çıkar. Bekçileri okul önlerinde sabit tut. Öğretmenin değerini koru. Suçluyu affetme.
İsrail, uzun yıllar özellikle de sinema ile inşa ettiği mazlum topluluk öğretisini zalim haydut figürüne dönüştürdü. Filmler, romanlar romantik dramlar olarak kalacak, katledilen çocuklar hakikat olarak tarihe geçecek.
Bir savaş başlatacaksın ve ilk vurduğun yer çocuklarla dolu bir okul olacak. Artık tüm dünya biliyor sizin derdinizin özgürlük, demokrasi vb olamadığını.
Trump’ın bu her yere saldırma, her istediğimi alırım, yakarım, yıkarım tavırları, saldırganlığı tıpkı Hitler,e benzemiyor mu? Belki de onun da sonu tarihsel abilerinin sonu gibi olacak.
İsmet Özel, nihayetinde kendisini, kendi istedigi yere konumlandırmıştır.
"linç edilmem için artık bütün deliller elde
kazandım nefretini fahişelerin
lanet ediyor bana bakireler de."