Ülkede savurganlık son sürat. Cari açık verilmesin diye 30 euro gümrük limiti kaldırılıyor ama zabıtaya BMW motor dağıtılıyor. Bakanlar askeri helikopterle iftar açmaya gidiyor. Bizim muhalifler de faiz artışı savunuyor enflasyonu bahane edip. Ulan sallayan mı var enflasyonu?
Bakın Tefal tava bu tavanın aynısını Türkiye'den alırsanız fiyatı 850 TL.
İpsala'dan çıkıp Yunanistan'a geçer ve oradan alırsanız fiyatı 160 TL
Tamamiyle halkını soymak üzere kurgulanmış bir sistemin içinde yaşıyoruz.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın @a_uraloglu ’na milletimiz adına soruyorum:
Avrupa Komisyonu’nun uluslararası dolaşım (roaming) önerisini reddetiniz mi?
Türkiye’yi dünyadan koparan, vatandaşımızın pahalı veya kalitesiz hizmet almasına yol açan her adımın karşısına dikileceğiz
Avrupa Komisyonu ayağımıza kadar gelip "gelin iletişimde sınırları kaldıralım" diyor, bizim operatörler "yok, biz vatandaşı kendi içimizde yolmaya devam edeceğiz" deyip kapıyı kapatıyor.
Düşünün ki uçağa biniyorsunuz, Berlin'e veya Roma'ya iniyorsunuz ve telefonunuzu tıpkı Kadıköy'de, Kızılay'da geziyormuş gibi hiçbir sürpriz fatura korkusu olmadan kullanıyorsunuz. İşin asıl can alıcı kısmı ne biliyor musunuz? Roaming sisteminin çift yönlü çalışması. Yani sınırlar kalktığı için, elin Avrupalısının ayda üç beş Euro'ya kullandığı o devasa, sınırsız ve ucuz GSM paketlerini burada, kendi ülkemizde şebeke sorunu yaşamadan kullanma şansımız olacaktı.
Peki bu devasa fırsat neden elimizin tersiyle itildi?
Çünkü bu topraklarda sıradan vatandaşın herhangi bir hizmete kolay, ucuz ve dünya standartlarında ulaşmasına karşı inanılmaz bir alerji var. Sizin sınırları aşmanız, cebinizden daha az para çıkması, fatura derdi düşünmeden internete girmeniz birilerini fena halde rahatsız ediyor. Kurulmuş bir sömürü çarkı var ve yerli operatörlerin o astronomik kâr marjları düşmesin, tekel düzeni bozulmasın diye 85 milyonun dünyayla arasına bir kez daha duvar örüldü.
Mesele sadece yurt dışına çıkınca harita açmak, fotoğraf atmak değil. Mesele halkın en ufak bir refah kırıntısına ulaşmasına sermaye sahipleri tarafından duyulan o derin tahammülsüzlük. Bize reva görülen tek senaryo belli: Her şeyin en kalitesizine, dünyanın en yüksek bedellerini ödemeye mahkum edilmek.
Bugünü tarihe not düşün. Sırf siz ucuza ve özgürce iletişim kurmayın diye Avrupa'nın altın tepside sunduğu fırsatı göz göre göre çöpe attılar. Kendi insanına reva görülen bu düzeni ve bugün alınan bu kararı asla unutmayın.
Bir kadın, Ramazan ayı için evi süsleyenler hakkında konuştu:
"Madem Ramazan'da ev süsleyecektiniz milletin yılbaşı süsüne niye karıştınız?
Biri yazmış ki 'Şimdi ev süsleme sırası bizde.' Sürekli bir gönderme var. Sen evini süsle de yılbaşında evini süsleyene niye tahrik edici, göndermeli paylaşım yaptın?
İstediğimiz şeyleri nefret veya ötekileştirme amacı gütmeden yapamıyor muyuz?"
Airtag mantigiyla calisiyor. Uygulama internet olmadan su sekilde calisiyor :
100 metre icinde baska verum kullanicisi varsa onla iletisim kurup senin mesajini chain mantigiyla gonderdigin kullaniciya gidene kadar kullanicilar arasi atlaya atlaya goturuyor. 100 m yaninda baska bir verum kullanicisi yoksa internetsiz calismiyor. Temel amaci internetsiz kullanmak degil.
Afetlerde yasanan kesintide yakinda baska verum kullanan varsa iletisimi saglayabilmek.
Bizim millet yine cok bildigi icin ne sistemi arastirmis, ne calisma prensibini anlamis. Ama yorum yapmaktan da geri kalmamis.
Teror diyen olmus, yok sarj cok yer guvenli degil diyen olmus.
Ulan hanginiz telekomunikasyonda security alaninda tecrubeniz var da bu kadar her boku bilerek yorum yapiyorsunuz ya.
30 euroluk gümrük muafiyetinin kaldırılmasını sağlayarak vatandaşların yurt dışından alışveriş yapmasını engelleyen, İstanbul Ticaret Odası yönetimi hala tatmin olmamış. İTO Başkanı Şekib Avdagiç şimdi de vatandaşların yurt dışına çıkmasından ve orada alışveriş yapmasından dolayı duydukları rahatsızlığı dile getirmiş.
Anlaşılan o ki, milyonlarca vatandaşın görevi bir grup sermaye sahibini zengin etmekten, onlara para kazandırmaktan ibaret. Vatandaşlar yaşadıkları hayatı bu yüzden yaşıyorlar. Şekib Avdagiç ve etrafındaki tüccarlar, kimleri zengin etmemizi, bu hayatı hangi firmalar için yaşamamızı istiyorlarsa bunları bir liste haline getirip kamuoyuyla paylaşsınlar. Vatandaş da günlük hayatını bu beyefendilerin keyfine göre düzenlesin.
Bu konuşma aynı zamanda Türk vatandaşlarının çektiği vize sıkıntısının kaynağını da açık ediyor. Meğer Türkiye’de bir vize kısıtlaması varmış. AB ülkelerinin Türk vatandaşlarına vize vermemesinin nedeni anlaşılıyor ki bizzat bizim hükümetimizin ve bizim tüccarlarımızın isteğiymiş.
Hürriyet Partisi’ne göre Türkiye, vatandaşını içeride tutarak değil; özgür dolaşan, karşılaştıran ve talep eden bireylerle, çalışan, rekabetten çekinmeyen, üreten, yasakçı değil özgürlükçü girişimcilerle güçlenir. Ekonomi, mecburiyetle değil tercihle; refah, yasakla değil rekabetle büyür.
Hürriyet Partisi olarak bu hürriyet düşmanı ve rantçı zihniyetin tam karşısında, vatandaşın yanındayız. Türkiye’yi adım adım Kuzey Kore’ye dönüştürmek isteyenler, karşılarında Hürriyetçi gençleri bulacaklar.
Trafik polisiyle çarpışıp yaralı halde yatan motorsikletli gencin ‘ulaşmamız gereken birisi var mı?’ sorusuna verdiği cevap duygulandırdı:
“Annem var sadece, kimsem yok başka.
Anneme haber vermeyelim, yaşlı kadın başka da kimsem yok.”