Hukuk güçlü olanın değil; haklı olanın güvencesidir.
Adaletin herkese eşit tecelli ettiği, hukukun güven verdiği bir Türkiye için mücadelemizi sürdürüyoruz.
10 Temmuz Dünya Hukuk Günü’nü kutluyor; adalet için emek veren tüm hukukçularımıza çalışmalarında başarılar diliyorum.
Türk Devleti, Dünya’nın en kadim diplomatik geleneklerine sahip ülkelerden biri.
NATO Zirvesi marjında ülkemizin ve bölgemizin menfaatine doğacak menfaatler başka bir bahis. Aleyhimize olabilecek gelişmelerin önlenmesine vesile kılınabilecek mi buna mukabil asimetrik tavizler mi verilecek gibi konular da detaylı ve teknik analize muhtaç.
Önce milletimizin mutlu, müreffeh, güvende ve huzurda olması gerektiğini; bunun zaten bizatihi devletin itibarı olduğunu düşünürüm.
Bu alıntıdaki arkadaş gibi ezik ve aşağılık kompleksli olmanın ise başka patolojilerin sonucu olduğu aşikar.
İzlanda; tarihi 9. Yüzyıla kadar bile varmayan, nüfusu 350 bin civarında olan bir ada ülkesi. Başbakanının hayreti ve kendi makam binası gibi kıyaslamalar hayli komik.
Tam 9 yıl önce A Milli Futbol Takımımız, Avrupa Şampiyonası Elemeleri kapsamında yani resmi maç için İzlanda deplasmanına gitmişti. Futbolcularımız havalimanında saatlerce bekletilmiş, eşyaları tekrar tekrar aranarak açık bir nezaketsizlikle karşı karşıya bırakılmıştı.
Kendi zihinsel üstünlüğümüzde Bolu Belediye Başkanına denk gördüğümüz insanları böyle alay-ı vala ile yere göğe sığdıramamayı, müstemlekeci yaklaşımların tezahürü gibi algılarım.
Türk Milleti, “İzlandalıların” yaşadığı gelişmişliğin ötesinde standartları hak ediyor. Bunu elde etmeye gücümüzün, enerjimizin ve vizyonumuzu da yeteceğine inanıyorum. Bunu başaracak olanlar ama bu Cemilgiller olmayacak.
Büyük bir Millî Mücadele vererek, imparatorluğumuzun başkenti İstanbul başta olmak üzere, Alparslan'ın 1071'de kapılarını açtığı aziz yurdumuz Anadolu'yu yedi düvelin işgalinden kurtardık.
Osmanlı da Selçuklu da Türkiye Cumhuriyeti de Türk devletidir. Göktürklerden bugüne kadar kurduğumuz bütün devletleri aynı tarihî yürüyüşün halkaları olarak görür; hepsini Türk devleti kabul ederiz. Hepsini sever, sayar ve ortak tarihimizin şerefli mirası olarak sahipleniriz.
Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne uzanan süreç bir kopuş değil, tarihimizin devamlılığının ve milletimizin değişen şartlara uyum sağlayabilme iradesinin en güçlü örneğidir. İmparatorluktan ulus devlete geçiş, dönemin siyasi ve tarihî şartlarının ortaya çıkardığı bir dönüşümdür. Bu dönüşümün temelinde ise Millî Mücadele'yle vatanı işgalden kurtaran millet iradesi vardır.
Doğru olan; Türk tarihini parçalayarak değil, bir bütün olarak okumaktır. Osmanlı ile Cumhuriyeti birbirine rakip değil, birbirinin devamı olarak görmektir. Şanlı tarihimizin devletlerini ve kahramanlarını birbirine karşı konumlandırmak yerine, aynı milletin ortak yürüyüşünün farklı dönemleri olarak değerlendirmektir.
Türk tarihi, bir bütündür. Türk milletinin bugüne kadar kurmuş olduğu devletleri birbirleriyle kıyaslamak veya yarıştırmak asla doğru değildir.
Yedi düvele karşı verdiğimiz mücadelenin bir kurtuluş mücadelesi olduğu milletimizin ortak kabulüdür.
Sayın Milli Eğitim Bakanı’nın, milletimizin bu topraklarda bağımsız yaşamak adına vermiş olduğu kurtuluş mücadelesi ile ilgili yaptığı yeni tanımlamaya asla katılmadığımızı belirtir;
Milli Eğitim Bakanı’nın Türk milli eğitim sisteminin acil çözüme kavuşması gereken sorunlarına daha fazla mesai harcamasının çok daha yerinde olacağını hatırlatmak isteriz.
Tarih bilmemek ne acı.
Bu köprünün iki yakasını birbirine bağladığı boğazda demirleyen işgal kuvvetleri arasında ABD Donanmasının da gemileri vardı.
Hadi böyle bir tarihsel arkaplanı görmezden gelip bir “müttefiklik jesti” diyelim yapılana.
Beyefendiler, Amerikan Bağımsızlık Savaşını Kurtuluş Savaşı gibi bir şey zannediyor herhalde.
George Washington doğrudan dedesi kolonileştirilen Virginia’ya gelmiş bir özbeöz İngilizdir. Sonrasında bağımsızlık dedikleri şeyi de İngilizlere karşı kazanmıştır.
Dünyanın en kurumsal ve kadim haydut devleti Amerika nüfusu içerinde, sistematik bir soykırma uğrayan yerli halk Kızılderililerin oranı ise bugün %1 civarındadır…
SABUN VE KÖPÜK
Zeytinden yağ çıkarma işleminin ardından kalan tortu tekrar tekrar preslenir ve artık tamamen katı halde kuru bir posa kalır elinizde. Ama gıda işlevini yitiren bu kalıntı atılmaz. Bundan da sabun yapılır. Her şeyinden faydalanıp artık kullanılmaz hale getirmek anlamındaki “posasını çıkarmak” tabirini boşa düşüren cinsten bir iştir. Çünkü posadan da faydalanılabileceğini kanıtlar.
Mecazi anlamda, denetim ve raporlama faaliyetleri de dahil bilumum proje işleri yapan mimarlar gibi meslek gruplarının kullandığı “sabunlamak” diye de bir deyim vardır. Şişirmek, abartmak, kalabalık göstermek, gereksiz ve anlamsızsa çoğaltmak gibi bir anlam taşır, kullanıldığı yere göre.
Posanın bile işe yarayıp sabun olduğu yerde, bu sabunlama hiç kimsenin bir işine yaramaz ama.
Geleneksel sabun yapımında, kalıplardan çıkarılan sabunlar estetik bir biçimde üst üste konularak kule gibi dizilir.
Kuru sabunu böylece üst üste koyabilirsiniz, ama ıslak sabun kayar. Kuru zeminde ıslak sabun da kayar, “ıslak zeminde” kuru sabun da kayar.
Kuru sabunun üstüne basıp boyunca yükselebilirsiniz de hatta. Altan biri su koyuvermediği sürece.
Ancak;
köpüğün üstüne çıkamazsın. Köpükten kule de yapsan, oldu ya patlatmadan üstüne çıkıp başın arşa da değse saltanatın bir üflemeye bakar.
Mucizattan diyelim üstte bir süre kaldın.
Kaldın kaldın, nereye kadar;
“sûra üfürüldüğü vakit
yer ve dağlar yerlerinden kopartıldıkları
birdenbire parçalandıkları zaman
denizler taşıp kaynağında
mezarlar içindekileri dışarıya attığında
güneşle ay bir araya getirildiğinde
gök yarılıp size ait hiçbir sırrın gizli kalmadığı zaman” -a kadar da kalamazsın ya.
Çok çok Merhum başkanın dediği gibi “ruh bir saniyelik. Küff dedi mi gitti.”
Hayatını kendi kazanmayanların, variyeti babasından, anasından, kocasından, karısından olanların, bir türlü tek başına kendi ismiyle anılamayanların, varlık sebeplerini başkasına borçlu olanların, kaç yaşına gelirse gelsin müstakil karakter inşa edemeyenlerin, statülerini ve itibarlarını(!) ilişkilerine borçlu olanların, takdim edilirken dahai ikinci bir isme muhtaç olanların durumu da bu sabun köpüğüne benziyor.
Demem o ki; Yüce Rabbimizin Kur’an-ı Azimüşşan’da buyurduğu üzere:
“Doğrusu insanın sa'yinden başkası kendinin değildir.”
Yola çıkarken,
"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" dediniz.
Bugün ise milleti,
hayat pahalılığıyla baş başa bıraktınız.
Bir zamanlar "Simidi bile çok görüyorlar" diyerek iktidara geldiniz.
Bugün emekliye de asgari ücretliye de aynı simidi çok görüyorsunuz!..
ROTA BELİRLENDİ!
‘Anahtar’ın Rotası: Millet!
Yaz boyunca Türkiye’nin dört bir yanındayız.
81 ilimizde vatandaşlarımızla buluşacak; esnafımızı, çiftçimizi, emekçilerimizi dinleyecek, kadınlarımızın ve gençlerimizin beklentilerini doğrudan kendilerinden dinleyeceğiz.
Milletimizin sesine kulak vermek, sorunlarını birlikte değerlendirmek ve çözüm önerilerimizi paylaşmak için 1 Temmuz’da yola çıkıyor; 1 Ekim'e kadar memleketimizi karış karış geziyoruz.
Özümüz, sözümüz, yönümüz millet!..
#RotamızMillet
Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu
🗓️ 2 Temmuz Perşembe
⏰ 13.00'te
Parti Genel Merkezimizde ülke gündemini değerlendirmek için basın toplantısı yapacaktır.
Canlı Yayının Verileceği Hesaplar:
https://t.co/wENJg17Nv0
https://t.co/I1ttnZ0H9t
https://t.co/MiEyFa2nFh
Anahtar Parti Lideri Yavuz Ağıralioğlu, Yücel Bulut adına söylenmiş gibi kesilip montajlanan videoyla ilgili açıklamalarda bulundu:
“Yücel Bey’e videoyu gönderdim. ‘Ben bunu yeni gördüm’ dedim. Yücel Bey de yeni gördüğünü söyledi ve ‘Abi, montajlanmış’ dedi.”
Ağıralioğlu, Yücel Bulut’u da videonun montajlı olduğunu kamuoyuna açık şekilde ifade etmeye davet etti.
Evlatları için gece gündüz çalışan; emeğin, fedakârlığın ve sessizce omuzlanan sorumluluğun en güçlü temsilcisi olan, sabırları ve karşılıksız sevgileriyle çocuklarına güç veren tüm babaların Babalar Günü kutlu olsun.
NATO, Türkiye’nin stratejik tercihi olup zaman zaman çeşitli aksaklıklar ve görüş ayrılıkları yaşansa da, caydırıcılık etkisi ve güvenliğimizin sağlanması adına önemli bir konumdadır.
Türkiye NATO üyesi olmakla beraber aynı zamanda bulunduğu coğrafyanın tarihi, kültürel ve siyasi sorumluluklarını taşıyan bölgesel bir güçtür. Bu yönüyle NATO içerisinde sorumluluğu en yüksek üye konumundayız.
Bölgesel hassasiyetlerimiz, güvenlik kaygılarımız ile tarihi ve kültürel sorumluluklarımız göz ardı edilerek, coğrafyamıza dışarıdan, kendi güvenli alanlarından bakanların bölgedeki stratejik konumumuzu zora sokacak birtakım mesuliyetler yükleme teşebbüsleri, gerekçesi ne olursa olsun asla kabul edilemez.
Müttefiklik anlayışı, karşılıklı saygı ve hassasiyetlerin gözetilmesini gerektirir. Bunu göz ardı eden talepler karşısında siyasal iktidarın azami dikkat ve hassasiyetle hareket etmesi büyük önem taşımaktadır.
Temmuz ayında Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi ve bu kapsamda yapılacak görüşmelerde, söz konusu hususların titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor; hükümeti bu konuda dikkatli ve kararlı bir duruş sergilemeye davet ediyoruz.
Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu
🗓️ 25 Haziran Perşembe
⏰ 13.00'te
Parti Genel Merkezimizde ülke gündemini değerlendirmek için basın toplantısı yapacaktır.
Canlı Yayının Verileceği Hesaplar:
https://t.co/wENJg17Nv0
https://t.co/I1ttnZ0H9t
https://t.co/MiEyFa2nFh
İstikbalin şehri İzmir’den, annelerin duasına…
Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu ile İzmir’in sokaklarında; Hasan Tahsin’in cesaretini, Zübeyde Hanım’ın aziz hatırasını, esnafımızın samimiyetini ve hemşehrilerimizin yarınlara dair umudunu gördük.
Ege’nin mavisinde Alsancak’tan Karşıyaka’ya uzanırken bu şehrin ruhunu, milletimizin sevgisini ve memleket sevdamızın gücünü bir kez daha hissettik.
Milletimizin umudu ve memleket sevdasıyla yürümeye devam ediyoruz.
Var ol İzmir…
Bir evin direği, bir evladın güvencesi, hayatın en sağlam omuzlarından biridir baba…
Sevgisiyle yol gösteren, emeğiyle ailesine güç veren, varlığıyla evlatlarının arkasında dağ gibi duran bütün babalarımızın Babalar Günü’nü kutluyorum.
Başta aziz şehitlerimizin emaneti olan şehit babalarımız ve fedakârlıklarıyla milletimize örnek olan gazi babalarımız olmak üzere; hayatta olan tüm babalarımıza sağlık ve huzur, ebediyete irtihal eden babalarımıza ise Allah’tan rahmet diliyorum.