bilmem nice zamandır, şarkıda bahsi geçen ve kendisine “gel gidek burdan uzaklarda kalak” diye seslenilen gönlümün yârini ben kaybettim. olur da yine bulursam eğer, o zaman görün siz bayramların hasını…
#bayram möbarek efendim…🧚♀️
https://t.co/RJtawdeVw3
Gülten Akın, Yitikler Gecesi:
Şimdi dünya boşlukta yavaş
Sen bütün canlılardan uzaksın yalnızsın
Rüzgâr uslandı doruklarda
Dağ çiçekleri uykuya vardı
Ay bacadan aştı uyumaz mısın
Bir ıslak serinlik yürüdü
Kara sokaklardan içeri
Çıtırdadı durdu bütün gün
Ayaklarının altında bir şeyler
Bütün gün ölüler gibi sustun
Bilsen ötesi aydınlık çizginin
Delice yakardın eski şiirlerini
Bir tutam bulut iki damla yağmur için
Yeniden sevinirdin içten içe
Bilsen ötesi aydınlık çizginin
Bu hal senin halin değil
Bütün gücünü yitirmiş
Bu hal senin halin değil
Yaşamanın kendisini yitirmiş
En insan yanıyla sana dönük
Dost dediğin ne gün içindir
Unut uzağı olduğu yere
Kaldır yatağından vakitsiz
Kaldır başucuna getir
Şimdi dünya boşlukta yavaş
Sen bütün canlılardan uzaksın yalnızsın
Rüzgâr usandı doruklarda
Dağ çiçekleri uykuya vardı
Ay bacadan aştı uyumaz mısın
Bir ülkenin karanlığı gecelerinden değil, kayıplarına verdiği yanıtlardan anlaşılır. Gülistan'ın adı, bu karanlığın içinde hâlâ söndürülemeyen bir sorudur.
“Vasat” sözcüğünü “ortalamanın altında kalan” zannediyor bazı “aydın arkadaşlar”
Vasat, orta anlamına gelir. (Sözlük kullanalım.)
“Vasatın altında kalanlar çöplüğü” derseniz, anlamlı olur.
İnsan, ancak yalnızlıkta bilgeleşir halkım. Öz sevgisizliğiyle kendinden başlayarak her şeyi kurutan meyve haşeresi gibi olduğun için anlamazsın. Şurada iki satır yazarken bile beni kendine kurdun. Bravo umarsızlık makinası halkım sana. Çok tebrikler. (Umar, çâre demektir; çâre.)
"Felan" diye bir kelime bulunmamaktadır.
Günlük dilde sıkça duyulan bu kelime aslen "falan" (veya içeriğine göre "filan") olarak kullanılmalıdır.
"Falan" kelimesi Arapça kökenli olup "herhangi bir kişi veya şey" anlamında kullanılır.
Yumuşak g (ğ) " a - ı " sesleri arasında yer alıyorsa, "a" sesi genellikle bir değer uzun söylenir.
Doğru örnekler: ağır (a:r), bağır (ba:r), sağır (sa:r), bağış (ba:ş), yağış (ya:ş), kâğıt (kâ:t), dağıt (da:t)
Bugüne de (O’na ne ara derinleştiğini bilemediğim) özlemimi, bin yıllık kırgınlığımı, amansız tutkumu yaşamın o pek “sıkıcı” seyrine mütenasip hale getirmeye çalışarak başladım. Kutnudan bir kumaş el bezi oldu. Senin suçun halkım. Senden sebep.
Kamunun yapacağı büyüklükte bir işi, onun vereceği büyüklükte bir hizmeti müptezelin teki eyleyemez demiştik halkım. Bıyığım yok diye beni yine dinlememiştin. Gerçi, her şey ammenin artık yalnızca davalara indirgenmesiyle ilgilidir belki de. Bir komedyenin şakasındadır büyü.
“Panik yapmak” çok saçma ve berbat bir uydurma.
"Paniklemek", geçişsiz fiildir (< panik+le-mek) argodur, "paniğe kapılmak" daha doğru bir söyleyiş.
Panik yaratmak: Korku uyandırmak, dehşet vermek.
Paniğe kapılmak: Büyük bir korku ve telâşa düşmek.
Paniğe vermek: Dehşete düşürmek.