Kamu malına kim göz diker, kim yolsuzluk yaparsa; parti, makam ve kişi ayrımı yapılmaksızın hesabı sorulmalıdır.
İBB davasında yüzlerce kişi rüşvet ve yolsuzluk iddiasıyla yargılanıyor. Bazı suçlamalar ise hâlâ “miş, mış” boyutundan ileri dahi gidebilmiş değil.
Seçilmiş Belediye başkanları hakkındaki iddialar henüz iddia düzeyindeyken tutuklandılar ve görevden alındılar.
AK Partili Kırıkkale Keskin Belediye Başkanı Ekrem Cönger, rüşvet suçlamasıyla yargılandığı davada dün 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Rüşvet iddiasıyla yargılanan müteahhit ise 6 yıl 3 ay hapis cezası aldı.
Ekrem Cönger, tutuksuz yargılandığı gibi, hakkındaki iddiaları değerlendiren ağır ceza mahkemesi hapis cezası vermesine rağmen hâlen görevinin başında.
AK Partili Mesudiye Belediye Başkanı Cengiz Koçyiğit Cinsel saldırı suçundan 5 yıl hapis cezası aldı .Halen görevinin başında.
Adalet herkese eşit değil mi? İktidar partisinin temsilcileri mahkeme kararlarının sonuçlarından muaf mı?
📢 ''Kemal Bey beni aradı ve yaşananlar hakkında kendisine sorular yönelttim. Benim oradan çıkardığım sonuç:
Kemal Kılıçdaroğlu bu sürecin tam merkezinde, hem belediye başkanlarının tutuklanması hem de mutlak butlan meselesinin bizzat içinde."
Prof. Dr. @orsanoymen1965
Bu kesitin tamamını izleyin:👇
📹https://t.co/d1YOa6Udj6
Partimizde herhangi bir diyalog zeminine gerek yoktur. Parti hukukumuz yani tüzüğümüz açıktır. Parti hukukunun dışına asla çıkılamaz! Tedbir kararı olağanüstü kurultay yapmamıza engel değildir.
Partimiz 103 yıllık tarihinin en ağır günlerini yaşıyor. Parti olarak olağanüstü zamanlardan geçiyoruz ve bu olağanüstü sorunların çözümü "olağanüstü" kurultayı toplamaktan geçer. Bunun için partimizde yeterli imza toplandı. Olağanüstü kurultay talebi göz ardı edilemez, uygulanmamazlık yapılamaz!
Partimiz bir çukurun içine itilmiştir ve bu çukurdan çıkışın tek yolu olağanüstü kurultaydır. Olağanüstü kurultaya gitmeme gerekçeleri asla kabul edilemez.
Silivri'de 9 no'lu infaz kurumunun kayıtların alındığı kısmında (Ziyaretçi Merkezi denir, bir nevi bekleme odasındadır), doğduğundan beri sağolsun infaz memurlarıyla ve avukatlarla el birliğiyle büyüttüğümüz bir kedi vardı. Adını "Tahliye" koymuştuk. Bir köşede küçük bir evi, mama-su kabı vardı. Genelde evrak dolabının üzerinde uyurdu. Tuvaletini dışarı gider yapardı. Fındık farelerini bazen yakalar, bazen de onlarla oynardı. Çok sevecendi, ziyaretçi merkezini evi olarak benimsemişti. Özetle, yaklaşık 1,5 yıldır merkezin maskotu, hepimizin neşesiydi. Geçtiğimiz hafta bir baktım Tahliye yok. Eşyaları da yok. Ziyaretçi merkezinde avukatlar saatlerce bekledikleri için birkaç koltuk koymuşlardı, onları da götürmüşler, yerine sandalye koymuşlar. “Ne oldu? Tahliye nerede?” diye sordum panikle memurlara. “Bilmiyoruz, biz de çok üzgünüz” dediler. Başladım ağlamaya. Çünkü biliyorum ki onları götürüp çorak yerlere atıyorlar. Tahliye ev kedisi gibi büyüdü ve kediler yaşadıkları kişilerden ziyade yeri benimserler. Ne yapar dışarıda, nasıl yaşar, diye hüngür hüngür ağladım. Aslında yalnız buna değil, hepimize iyi gelen bir kediye bile tahammül edemeyecek kadar kötü olmalarına, asla idrak edemeyeceğim kadar kötü olabilmelerine, bu kadar kötülüğün dibimize kadar sokulmuş olmasına ağladım. Vallahi o gün her şeye birden çok ağladım.
Ben somut adalet için çalışırım ama ilahi adalete de inanırım. Dualiteye, aydınlıkla karanlığın dengesine, karmaya yani insanın ne ederse onu eninde sonunda bulacağına inanırım. Bu kadar kötülüğü yapanların karşılığını bulacağı günleri sabırla bekliyorum. Çok büyük bir sabırla. Biz göremesek de veya bu dünyada değilse de başka bir zamanda yaşayacaklar bu karşılığı. Umarım şahitlik etme şansına nail oluruz. Umarım.
Parti kurultayında para karşılığında oy vermek yasalarımıza göre suç değildir. Dolayısıyla var olmayan bir suç nedeniyle vatandaşların özel hayatlarını ve finansal sırlarını içeren deliller keyfi şekilde toplanıyor. Tekrar ediyorum eğer CHP kurultayında parayla oy verme iddiası varsa böyle bir eylem yasalarımıza göre suç teşkil etmiyor. Nitekim bu eylem TCK’daki rüşvet tanımına girmiyor, Siyasi Partiler Kanunu'da böyle bir suç yok, 298 Sayılı Yasa ise parti içi seçimlerde uygulanmıyor. Yabancı ülkelerde seçim rüşveti adı altında düzenlenmiş suçlar var ama bizde yasal boşluk nedeniyle böyle bir suç yok.
İkincisi eğer mevzuatta böyle bir suç olsaydı bile savcı yine böyle canının istediği herkesin hesap hareketlerini ve finansal raporlarını isteyemezdi. Bir suç işlendiğine dair şüphe oluşturan deliller varsa yalnızca hakkında suç şüphesi olan kişiler hakkında yalnızca o suçla ilgili olabilecek deliller toplanabilir. Hakkında suç şüphesi olmayan yani şüpheli sıfatı taşımayan üçüncü kişilerle ilgili özel hayat ve banka sırrı niteliği taşıyan finansal belgeler toplanamaz. Dolayısıyla hakkında suç iddiası olmayan delegelerin hele ki akrabalarının finansal bilgileri istenemez.
Cezaevindeki muhabirimiz İsmail Arı, bir ay önce Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisine yaptığı ziyareti anlattı:
"Mutlak butlanı kabul edeceğini açıkça bana söyleyen Kılıçdaroğlu’nun anlattıklarından anladığım şu: "Kurultay satın alındı" diyerek kurultayı kaybetmeyi hiç beklemediğini ve bu yenilgiyi hâlâ sindiremediğini anladım. Yıllarca milletvekilliği, belediye başkanlığı yaptırdığı isimleri "hırsızlıkla" suçlayıp kendisi hakkındaki "olumsuz" değerlendirmeler içeren haberleri "asla okuyup takip etmediğini" söylüyor"
https://t.co/B0dMA6cWTw
Butlanın baskın sabah.
Sabah 07.30
“5-6 CHP milletvekili geldi.
Arabalarından indi.
Bize günaydın dedi.
Biz de defolun gidin dedik”
Bu olay böyle olmuş gibi anlatanlar yalancıdır.
Gerçeği şu (videolardan izleyin)
Vekiller kolkola girmiş.
Arkasında 8-10 partili
Kalanı onlarca pavyon fedaisi (her birine 8.000₺ verilmiş)
Baskına gelir gibi geldiler.
Onun içindi ki ilk tepkimizde çekip gittiler.
Gönüllü olsa, CHP’li olsa git deyince gider mi?
Sonra polis içeri girsin diye Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatınca 2 kere valiliğe dilekçe verildi. Nihayetinde Kılıçdaroğlu’nun talebi üzerine polis genel merkeze girdi.
Bu olay böyle olmamış gibi anlatanlar da yalancıdır.
CHP vekilleri genel merkeze alınmadı lafları hep uydurma laflar.
CHP’de tartışmanın merkezinde ne var?
“Şaibeli delegeler” iddiası.
Kılıçdaroğlu ekibi, en az 6-7 ay sürecek bir delege yenilenme takvimi öneriyor.
Peki delegeleri kim seçiyor? Üyeler.
CHP’nin bugün yaklaşık 2 milyon üyesi var. O zaman ne 40 gün bekleyin ne 7 ay: Bayram sonrası sandığı doğrudan 2 milyon CHP üyesinin önüne koyun.
İsteyen aday olsun, gerçek CHP’liler liderini seçsin.
Bu yöntem dünyada da kullanılıyor. Örneğin Fransa’da Sosyalist Parti’nin 2011’deki ön seçimine yaklaşık 3 milyon kişi katılmıştı.
Kaç kişiye duyurabilirim bilmiyorum. Bu kurultay pazarlığı, CHP tüzüğünün emridir. Tüzük partinin anayasasıdır.
CHP'yi seçimli kurultaya götürmek için,
1-Kurultay delegesinin %51'inin noter kanalı ile talebini bildirmesi
2-Genel Başkan veya Parti Meclisinin kararı ile yapılması
Şunu iyi bilelim her hangi bir asliye hukuk mahkemesi bir siyasi partiye genel başkan tayin edemez. Kendisini seçim kurulları yerine koyarak karar alamaz. Bu çok ağır bir yetki gaspı ve anayasa ihlali olur. Kısaca butlan kararı yoklukla malüldür. Hiç doğamaz. Biz yoklukla malül bu kararı tanımayız seçim yargısının verdiği mazbatalar iptal edilemez. Biz de o mazbata kimdeyse onun yanında dururuz!
Bir insanın kedisi köpeği hayvanı için o benim yavrum, kızım, oğlum demesi, ben onun annesiyim - babasıyım demesi kişiyi “deli, anormal, psikolojik olarak rahatsız” yapmaz. Kişinin o canlıyla bir bağ, bir sevgi, şefkat, merhamet, bakım ilişkisi kurduğunu gösterir ve bu hitaplar bu ilişkinin sözlü ifadesidir.
İnsanlar zaten evlerine aldıkları, bakımını üstlendikleri canlılara böyle bir yakınlık duydukları için bunu yapıyorlar. Bu insanlar delüzyonda değil, bu hitapları bir başka canlıya bir bakım - sorumluluk ifadesi olarak söylüyorlar.
Biri ben köpek annesiyim deyince kendini köpek sanmıyor. Ya da biri sen benim çocuğum var deyince cevap olarak benim de köpeğim var deyince senin çocuğuna köpek demiş olmuyor. Benim de bir bağ - bakım verme ilişkisinde olduğum bir varlık var diyor. Bu senin çocuğunla ilişkini değersizleştirmiyor, çocukla köpeği bir hiyerarşiye koymuyor.
İnsanların çocuk yapacağı varsa yaparlar, köpekleri kedileri var diye çocuk yapmamazlık etmezler zaten. Yok ben zaten çocuk istemiyorum kedi köpekle mutluyum diyene de zorla hayır kedi köpekle olmaz diye çocuk yaptırmayın zaten?
Ben evdeki kedime köpeğime oğlum - kızım demesem, müdür desem ne yapacaksınız çalışma bakanlığından inceleme mi başlatacaksınız o müdür değil, müdürse nerde iş kontratı diye. İdrak seviyemizi 7 yaş üstüne çıkarmaya gayret edelim. İnsanları rahat bırakalım.
Tüm İzmirlilerin ve yolu İzmir’den geçenlerin dikkatine!
Çok yakında, İzmir Çevre Yolu artık ücretsiz değil, paralı olacak!
Karayolları Genel Müdürlüğü’nün ücretsiz olarak işlettiği İzmir Çevre Yolunun 25 yıllığına özelleştirilmesinin planlandığını tespit ettik.
Yap-İşlet-Devret modeli otoyolların fiyat tarifeleri baz alındığında;
Özelleştirildikten sonra İzmir Çevre Yolunda uygulanacak araç geçiş ücret tarifesini paylaşıyorum⬇️
🔴Balçova-Gaziemir: 33 TL
🔴Gaziemir-Otoyol Ayrımı: 31 TL
🔴Otoyol Ayrımı-Üniversite Ayrımı: 40 TL
🔴Üniversite Ayrımı-Karşıyaka: 33 TL
Bağlantı yolları dahil toplam 51 km❗️
2025 yılında İzmir Çevre Yolundaki araç geçiş sayısı: 141 Milyon 298 Bin adet❗️
2010 yılındaki özelleştirme paketinde de yer alan İzmir Çevre Yolunun, 2026 yılı itibariyle özelleştirilmesi gerçekleşirse⬇️
Şirket, bu otoyolları, Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılan otoyolların ortalama kilometre başına araç geçiş fiyatlarıyla işlettiğinde;
🔴Şirketin bir yılda vatandaştan tahsil edeceği geçiş ücreti en az 4 Milyar 326 Milyon Lira olacak❗️
🔴25 yıllık özelleştirme sürecinde şirketlerin kasasına girecek tutar: 108 Milyar Lira❗️
🔴Güncel kurla en az 2 Milyar 402 Milyon Dolar❗️
Maliyeti yıllar önce vatandaşın vergileriyle ödenmiş olan çevre yollarını özelleştirmek vatandaşa ihanettir!
Derhal bu özelleştirme planından vazgeçin!
Kaynak: KGM 2025 Trafik ve Ulaşım Bilgileri Raporu, CİMER, 2010 Yılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı, Çevre Otoyolu Haritası
Yaşlılar kandırılmasın diye bankacılık uygulamalarına girerken 40 takla atıyoruz. Ne yüz ne parmak izi verisini kabul ediyorlar. İlla şifre gireceksin, onu da sürekli değiştireceksin.
Fakat aynı yaşlı bir siteye giriyor, tıklıyor ve yanlışlıkla ok tuşuna bastığı zaman mobil abonelikle bilmediği, asla kullanmayacağı bir şeye abone edilebiliyor.
Bu nasıl iş? Bankaları sürekli güvenlik zorlarken, operatörlerin bu mobil aboneliklerinin bu kadar başıboş bırakılması normal mi?
Kim bilir kaç kişi hiç kullandığı, abone olduğunu bile bilmediği servislere para ödüyor.