Milli takım kaptanı bir başkanın seçim propagandasına alet olursa, futbolla alakasız şekilde parti propagandası yapılan reklam filmleriyle halk ile millî takım arasındaki bağ koparılırsa, millî takım hocası menajerlerin oyuncağı olursa Avustralya maçındaki fiyasko normal.
Evlenirsen pişman olursun. Evlenmezsen de pişman olursun. Çocuk yapsan da yapmasan da pişman olursun. Kierkegaard bunu 200 yıl önce şöyle söylemiştir:
"Neyi seçersen seç pişman olursun. Çünkü sorun tercihlerinde değil yaşanmamış bir hayatı romantize etmendir. İnsan her daim gidilmemiş bir yolu cazibeli ve gizemli bulur. Bu yüzden mesele en doğru seçimi yapman değil. Hangi pişmanlıkla yaşayacağını seçip karar vermendir."
Sen neye karar verdin?
2017’de The Lancet Psychiatry’de yayımlanan ve 3.200’den fazla katılımcıyla DEHB üzerine yapılmış en büyük beyin görüntüleme araştırması, DEHB’li beyinlerde bazal ganglia adlı bölgenin farklı çalıştığını ortaya koydu. Bu bölgenin görevi, tekrar eden davranışları otomatiğe bağlamak. Diş fırçalamak, kahve yapmak, mesaja dönmek gibi işleri beyin normalde bir süre sonra düşünmeden yapar hale gelir. DEHB’de ise bu sistem aynı şekilde işlemiyor. Yani salı sabahki kahvaltı, beyin için neredeyse ilk kez yapılan kahvaltı kadar yorucu. En basit iş bile her gün sıfırdan çaba istiyor.
Hiperfokus ise tam tersi. Bir şey yeterince ilginç ya da acil olduğunda beyin dopamin salgılıyor ve iş kendiliğinden akıyor; 2 günlük iş 2 saatte, zahmetsizce bitiyor. Aynı beyin, farklı koşullar. İşte bu uçurum bu yüzden bu kadar can yakıyor: Koşullar uygunken olağanüstü işler çıkarabilen biri, sıradan bir çarşamba sabahı dişini fırçalayamıyor. Ve herkes — kendisi dahil — bunu tembellik sanıyor. Değil. Bu, “otomatiğe bağlama” sistemi farklı çalışan bir beyin.
Bu yüzden çözüm daha fazla motivasyon değil, beynin kendiliğinden kurmadığı düzeni dışarıdan kurmak: Aynı işi her gün aynı yerde ve saatte yapmak, görevin yapılacağı yere göz önüne hatırlatıcılar koymak, tek başına başlanamayan işlerde yanında biri varken çalışmak. Amaç işi eğlenceli hale getirmek değil; beyine, kendi üretemediği “başla” sinyalini dışarıdan vermek.
Nihal Yalçın:
"Doğarken sana bir nefes veriliyor, nefesin sayılı. Tibetli rahipler o yüzden konuşmuyorlar.
Biz 45 dakikadır boş boş konuşuyoruz, büyük ihtimalle birkaç seneyi yedik."
Timur Soykan'dan Kılıçdaroğlu'na tarihi füze
*Yaptığınız ihaneti anlatacak kelime arıyoruz
*Siz tek adam rejiminin en büyük hamlesinin piyonusunuz
*Siz Türk demokrasinin kalbine saplanmış bir hançersiniz
*Sizi ve yanınızdaki hainleri tarih yazacak
*Bunları kimse unutmaz
Bugün Çorum’dan Nevşehir’e uzanan yolumuzda gördük ki…
Adalete duyulan inanç; kurulan tüm hesapları boşa çıkaracak güçtedir.
Bir yolu yürümeye başladık.
Yeni mücadelemizin parolası yürüyüştür.
Pusulası millettir.
Rotası 86 milyondur.
Damla damla, köy köy, belde belde, şehir şehir kazanacağız!
Güvenpark'a giderken bindiğim takside taksici, "Chp genel merkezine mi abi?" diye sordu.
"Yok Genel Merkez, Söğütözü'nde" diye hatırlatınca itiraz etti, "Orası artık Akp/ Ek Bina, biz öyle diyoruz" dedi!