En önemli mi bilmem, ama bence çok önemli bir şey var. İnsan çocukken tek bir "aile" veya "büyüme ortamı" görüyor. O yer ihmallerle dolu olsa bile, o bunu bilmiyor ve yaşadığı strese kendince uyum sağlıyor. Ne zaman ki büyüyor, yaşam koşulları iyileşiyor...
Olamadım şöyle pohpohlayan bir psikolog... Sorumluluk ver, sınır koymayı öğret, yaşadığı şeyde kendi payını da göster, ama çok zorlama, diye diye ömrüm gitti 😭 Halbuki iki reels çeksem, mağduru övsem, ne izlenir ama degil mi 🤭 Neyse ben etikten devam...
Karşınızdaki kadın bugün sizinle rahatça tartışabiliyorsa, bu sizin güven veren bir erkek olduğunuzu gösterir 🙂 Çoğu kadın alacağı tepkiden, şiddetten korkup susuyor. Malum, öfkeli erkek 20 sene sonra yaşlanıp bir tık sakinleşince, kadın da ancak bastırdıklarını dökebiliyor.
Benlik organizasyonu kırılgan ve ego işlevleri zayıf kişi çoğu zaman eleştiriyi kaldıramaz, savunmaya geçer, açık iletişim kuramaz, pasif agresiftir, ima eder, küser, biriktirir, sonra da orantısız tepkiler verir.
Doğru psikolog nasıl seçilir? (Bence)
1. Terapide kendinizi rahat hissetmeniz önemlidir. Karşı cins, hemcins, genc, yasli... tercihinize göre secebilirsiniz.
2. Dış görünüşe takılmayın. Iyi bir uzman kendi dini, siyasi ve kişisel değerlerini size dayatmaz.
3. Diplomasını göstermeyen uzmana gitmeyin.
4. Süpervizyon almış/almakta olan uzmanları tercih edin.
5. İşini seven bir uzmana gidin. Bunu size gosterdigi ilgiden ve referanslarindan anlayabilirsiniz.
dogru psikolog nasl secilir?
1) asla yaslilara gitmeyin
2) hangi okuldan mezun oldugu cok onemli asla ÖZEL OKUL mezununa gitmeyin
3) okul olarak da nitelikli okul mezunu secin
4) Herhangi bir dine mensup oldugu belli olmayanlara gidin
5) kadinsaniz erkeklere gitmeyin
Huzursuz bir evde büyüyen, bunun yaralarını taşıyor. Aklı başında ebeveynle huzur içinde büyüyen de hayata hazırlıksız yakalandığından yakınıyor. Ben mutlu olan bir taraf göremedim hocam 🫣
Ticari bir kaygısı olmadığı halde, beğeni almadığı için paylaşımını kaldıranlar... Bir hikaye paylaşıp, olumsuz bir yorum geldiği için silenler... Gerçekten başkalarının ne düşündüğü bu kadar önemli mi?
Psikolojik destek alan birine nasıl yardımcı olacağını bilemeyen kişilere genelde şunu öneririm: Biraz ilgi, sevgi, sabır gösterin. Ona yalnız olmadığını göstermeniz yeterli... ve her şeyi çözmeye çalışmayın. Bu sizin işiniz değil. Ona iyi geleceğim derken, kendinizden olmayın.
Randevu icin website ve whatsapp var. Bunlarin hepsi linkedinde de var. Yine de bazi kişiler linkedinden bana "randevu icin ofis hattiniza ulastim" diye on bilgilendirme mesajı atiyor ve bu kişiler cogunlukla ust duzey yönetici... Sizce neden bunu yapıyorlar?
İnsanlar işini ne kadar sevse de bazen instabil bireylerle çalışmak zorunda kalıyor. O yüzden hep söylerim: Karşımıza güzel insanlar çıksın. Özellikle de çalışanları azarlayıp eksik egosunu tamamlamaya çalışan, yetersizlik hissini astlarını küçülterek telafi edebilen, yüzünüze gülüp fesatlığıyla arkanızdan iş çeviren bireyler sizden uzak, psikologlarına yakın olsun. 🌿
Sık duyduğum bir danışan yalanı var: Ben bunu aştım. Yahu koca koca insanlarız, kolay mı öyle bir iki seansta kendimizi değiştirmek... Olsa olsa duyuguyu regüle etmeyi veya otomatik davranışı değiştirmeyi öğreniriz. Bu aşmak mıdır yoksa entegrasyon mu, tartışılır.
13 senelik psikoloğum. Haliyle bircok kez "sen psikologsun, şöyle böyle olmalısın" cümlesini farklı kişilerden duydum. Benim cevapsa hep aynı "ben senin psikoloğun değilim" 🤭 Psikolog olduğunuz icin belli bir kalıpta davranmanızı bekleyen insanlar, psikologluğu bir meslek olarak göremiyor. Aksine, bunu herkese anlayışlı olmasi gereken bir karakter özelliği gibi tanımlıyor. Siz onlara bir konuda sınır koyduğunuzda veya istemedikleri bir tepki verdiğinizde bunu kaldıramiyorsa, size mesleğinizi hatırlatıyor ve durumu mesleki bir kusurmuş gibi sunuyor. Bu bana biraz şöyle geliyor: Ben narsisistik incinmeyi tolere etmeyeyim, ama sen mesleğin gereği beni idare et...
“ama sen psikologsun” cümlesinin verdiği rahatsızlık… Psikologum diye üzülemem, sinirlenemem, alınamam galiba. Özel hayatımızı ayırıyoruz arkadaşlar, mesai dışında psikolog kimliğimi askıya alıyorum
7 yaşındaki çocuğum da koşulsuz anlaşılmak istiyor, 70 yaşındaki büyüğüm de, 40'ina yaklaşmış olan ben de... İnsanız, büyüyoruz, roller değişiyor, savunmalar güçleniyor, ama içimizdeki görülme ihtiyacı son bulmuyor. Nihayetinde en temelde hepimiz yalnızız hocam... Belki de bu nedenle görülmek bu kadar kıymetlidir 🥲
Kişilik bozukluklarının C kümesi, kaygılı ve korkulu örüntülerin daha belirgin olduğu gruptur. Bu kümede kaçıngan, bağımlı ve obsesif kompulsif kişilik bozuklukları yer alır. Kaçıngan kişilik bozukluğunda eleştirilme ve reddedilme korkusu, bağımlı kişilik bozukluğunda başkalarının desteğine yoğun ihtiyaç duyma, obsesif kompulsif kişilik bozukluğunda ise kontrol, düzen ve mükemmeliyetçilik öne çıkar. Farklı şekillerde görünseler de üçünün ortak noktasında güvende hissetme ihtiyacı ve kaygı vardır.