Bu konuların hala "ülkeye yatırımcı gelmeyecek" bağlamıyla değerlendirilmesi gerçekten inanılmaz.
Yani dış yatırım akışında problem olmasa hatta diyelim ki farklı gelişmelerle artsa, seçme ve seçilme hakkının kaybolma tehlikesi sineye mi çekilecek...
Bu kararla....
Ülkede artık diploma, tapu, ev, arsa, araba, hisse senedi, banka mevduatı hatta evlilik cüzdanınız bile sizin için bir garanti değil…
Adalet mülkün temelidir!
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı seçimi adayı Sn. Ekrem İmamoğlu'nun diploması iptal edildi. Bu konuya dair hukuki değerlendirmem soruluyor. Bu konuda hukuki değerlendirmede bulunmak, bu işlemin hukuki temelde yürütüldüğü tiyatrosuna aktörlük etmek olur.
Yenidoğan Çetesi konusunun hukuk fakirliğiyle ilgisi, vatandaşların hukuk güvenliğine sahip olmamalarının bugünkü tüm emareleri kadar bariz.
Herhangi bir devlet sahip olduğu kamu gücünü kamu adına bir insanda toplayıp o insana ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu adına dava açma sorumluluk ve yetkisi verdiğinde, kanunla emrine verilmiş olan adli kolluk güçlerine sözlü emir dahi verebilecek olan bu kişiye, "savcı" diyoruz.
Bir devletin bu konumdaki kişileri makamında öldürülüyor, sokakta yumruklanıyor ve makamında tehdit edilebiliyorsa, o devletin vatandaşları için hukuk güvenliğinden söz edemiyoruz.
Düzgün işlemeyen bir hukuk sistemi suça teşvik eder. Hukuk, huzurlu ve emniyet içinde yaşamanın teminatı ve ülkenin sigortasıdır. Kişiye göre, zamana ve zemine göre hukuk olmaz. Evrensel hukuk normlarına dönmedikçe; bu kısır döngüden çıkmamız, güven içinde yaşamamız mümkün değil.
Instagram yasağını savunurken, "Burası Türkiye, kurali kanunu var. Burası babanızın çiftiliği değil" diyen milletvekillinin torpil yapıp kızını Mecliste işe aldırdığı bir ülkedeyiz.😁🤦 Yani demek istiyor ki, sizin babanızın çiftligi değil, bizim babamızın çiftligi!
Eşcinsel ve trans bireyler konusunda durduğum yer beni takip edenlerin çok iyi bildiği üzere pek tabi ki eşit yaşam haklarından başka bir yer olamaz. İnsanların her türlü cinsel kimlik ve yönelimleri nedeniyle hayattan ve toplumdan dışlanması benim için faşizmdir, ırkçılıktır ve nefret suçudur.
Bununla beraber trans ya da doğuştan XY kromozomuna sahip hiperandrojen kadın atletlerin doğuştan XX kromozomuna sahip kadın atletlerle özellikle boks, yüzme gibi fiziksel özelliklerin ön plana çıktığı dallarda karşılıklı yarıştırılması -trans veya XY kromozomlu atletlerin doğuştan gelen fiziksel avantajları nedeniyle- kesinlikle hakkaniyetli bir durum olmadığı gibi dünyada benzer durumdaki diğer bireylere yönelik artan nefret söylemlerini körüklemekten, onları iyice hedef haline getirmekten başka bir işe de yaramaz.
Olimpiyat Komitesi’nin trans veya XY kromozomlu kadın sporcuların katılabileceği dalları genetik fiziksel özelliklerin bu kadar belirleyici olmadığı -okçuluk, atıcılık vb gibi- belli başlı kategorilerle sınırlaması hem bu sporcuları olimpiyattan dışlamayan kapsayıcı bir tavır olur, hem de diğer dallarda yarışan doğuştan XX kromozomlu kadın sporcuları dezavantajlı bir konuma sokmaz.
Homofobi ve transfobiyle mücadele bu fobileri körükleyecek haksız uygulamalarla yapılamaz.
+ Ha bu arada sevgili @mommysharkMD ehliyet almak için girilen sınavı ve trafik kurallarını denetleyen kurumları konudan sorumlu tutmayı düşündünüz mü? Gerçi eğitimli ve suv aracı olan biri olarak mutlaka siz daha iyisini bilirsiniz.
Çalışan bir kadın olarak harika çözüm bulmuşsunuz eğitiminize sağlık @mommysharkMD . Kocalarına da eğitim verin isterseniz kadınlar çıkarken en azından izin kağıdı imzalasın.