İnsan ilişkilerinde değişmez bir kural vardır:
Birinin hakkını yersen,
Birini ezmeye çalışırsan,
Birinin yaşam sevincini elinden alırsan,
Birini aldatırsan,
Karma yaratırsın.
Zaman geçtikçe canı yanmış insanların üzüntüleri, birer dert olarak sana gelir, peşini bırakmaz.
Camus'ya göre, “Bir insan söylediği şeylerden çok söylemedikleriyle insandır.” Zahirde görünen, bir kanıya neden olsa da, insan, içinde tuttukları ile insandır; onun özü, söyleyemediklerinde saklıdır.
"Kederin varl��ğınızda açtığı oyuk ne kadar derin olursa, taşıyabileceğiniz sevinç o kadar büyük olur. Sevinç ve keder birlikte gelir; biri sofranıza sizinle birlikte otururken, diğerinin yatağınızda uyumakta olduğunu hiç unutmayın."
(Halil Cibran, Ermiş)
Gelecekteki sevgiliye not; yorgun varsayımları, ümitsiz ihtimalleri kenara itip sadece ikimizin kavuştuğu bir düş biriktiriyorum; mevsim güz ya da bahar fark etmez; belki sessiz bir koy belki eski bir sahafın kallavi kahvesi ya da sahilde balık ekmek; gel de kaçalım bu yüzyıldan.
Sabır; katlanılması zor durumlar karşısında umutsuzluğa kapılmayıp şikâyet etmeden, sızlanmadan dayanmak, tahammül göstermek demektir. Dilimize Arapçadan girmiştir.
"Sabır hiçbir şey yapmadan beklemek değildir aksine mücadele etmektir.”
Kaygıları ve korkuları yönetmeyi öğrenmemiz gerektiği bir dönemdeyiz. Erişkinlerin hem kendi ruh sağlığını koruması hem de öncelikli grup olan çocukları adına kaygı yönetmeyi öğrenmek gibi önemli bir sorumluluğu almaları mühimdir. Kaygılı ebeveynlerin kaygılı çocukları olur.