Çok öfkeliyim
Fatmanur Çelik ile 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler'in Zeytinburnu sahilinde cansız bedenleri bulundu. Fatmanur hanım ile 2023 yılında bir kafede görüştük, yaklaşık iki saat yaşadıklarını belgeleriyle anlattı.
Birçok haber yaptık ama seslerini duyan olmadı süreci belgeleriyle anlatıyorum. Çünkü Fatmanur Çelik, "Başıma bir şey gelirse intihar demeyin" demişti.
Sorumlunun kimler, hangi "makamlar" olduğuna siz karar verin +
Emekli eyleminde hayatına son veren Ali Şekeroğlu’nun toprağa verildiği gün AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın fon soygununda milyarlarca liralık vurgun yaptığı ortaya çıktı. Kaya aranıp sorulduğunda ‘Müsait değilim’ diyebiliyor. Halka hesap vermek zorunda bile değil. Demokrasinin katledilmesi işte bu soyguncuların işine yarıyor.
İddialar doğruysa; bu skandal çok farklı. Bu kez; AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya hazineden, halkın emeği ile var ettiği kaynaklardan çalmadı. İhalelerden götürmedi. Artık yeni bir aşamaya geçildi. Dolandırıcılıkla doğrudan insanların parasını aldı. Düşünün: İktidar partisinin genel başkan yardımcısı insanları milyarlarca lira dolandırdı. Ve saatlerdir AKP’den de Fatma Betül Sayan Kaya’dan da açıklama bile yapılmıyor. Parasını çaldığı insanlarla ilgili arandığı zaman ‘Müsait değilim’ diyebiliyor. Bu ülke bu kadar çürüdü işte.
Bir skandalı da ben ifşa edeyim.
AKP kurmayının vurgunla suçlandığı ve patronları tutuklananÖzata Denizcilik’in yönetiminde çok kısa süre önce bir değişim yaşandı. Tesadüfe bakın ki, şirketin yönetim kurulu üyesi İskender Balcı birdenbire istifa etti.
Sanki, filikaya binip gemiyi terk etme gibi… Tıpkı hisselerini satıp milyar kazanan Fatma Betül Sayan Kaya gibi…
Peki, kim bu İskender Balcı? Yazayım: Osman Çelik’in damadı. Osman Çelik mi kim? Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı!
Gördünüz mü?
Memleketin hazinesini emanet ettiğimiz insanların pek “akıllı” damatları nerelerden çıkıyor?
Sahi, Mehmet Şimşek yardımcısına “bu ne iş” diye soracak mı?
İşte KAP’ta yer alan o “istifa” 👇🏼
İBB davasında itirafçı olan Muzaffer Beyaz'ın şirketinin sahte satışlarla yabancı kişilerin usulsüz şekilde Türk vatandaşı olmasını sağladığı tespit edildi.
Muzaffer Beyaz, Ekrem İmamoğlu'nun kendisinden rüşvet istediğini ileri sürmüştü.
Mersinli çiftçi bir kadından Tarım Bakanına sitem: "Özellikle sana sesleniyorum, biz bittik! Elma düşük, limon düşük... Bize acıyın ya! Ziraatçılar, nayloncular, demirciler, komisyoncular, tırlar... Hepsi üstümüze binmiş! Mazot yüz lira olmuş! Anadolu toprağı burası; fındığı para etmez, fıstığı para etmez. Mersin bitmiş, bize yardım edin!
Eğer çiftçinin bakanı olsaydın, gerçekten bu çiftçinin içinden gelseydin bize merhamet ederdin. Yapmayın bunu bize, vicdan ya!"
Borsa üzerine yorumlar yapan bir Yusuf Benli isimli vatandaşın, Tera Yatırım ile ilgili yaklaşık 1 yıl önce uyarılarda bulunduğu ortaya çıktı.
25 Ekim 2025 tarihinde yapılan yayında Tera ile ilgili ifadeler dikkat çekiyor:
- Tera çok kişinin canını yakacak, haberiniz olsun.
- Bazen sizi suni bir şekilde büyütürler.
- Bu giderek saadet zincirine dönüşüyor.
- Ortada üretilen bir mal ya da ürün yok.
- Tera, fonlarda topladığı paralarla dandik hisseleri yükseltiyor, sonra sen daha çok para aktarıyorsun. Gün gelip parayı çekmek istediğinde sorun yaşayabilirsin.
(Aykırı / Haber merkezi)
Ece Üner'in fon krizine yorumu:
Biri tutmuş,
biri kurmuş,
biri göz yummuş,
Yüzbinler de mağdur olmuş
Fon halka açılmadan önce milyarlarca lira yurtdışına kaçırılmış
12 kişi önce değer yükseltti, manipüle etti, sonra halka açtı, o gizemli 12 kişi kim ?
Herkese selamlar,
Arkadaşlar dijital teknolojiyi kullanarak böyle bir video hazırlayabileceklerini söylediler. Biraz da ısrar ettiler, ben de kabul ettim.
İzlediğiniz bu görüntü Silivri Cezaevi’ne ait değil. Zaten ben de aradan geçen dört yılın ardından artık buradaki gibi görünmüyorum.
Her ne olursa olsun, dört yıl sonra yeniden aranızdaymış gibi konuşma fikri bana da iyi geldi.
Hakkımın, hukukumun ve adil bir yaşam umudumla sözlerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Özgür günlerde buluşmak üzere…
Mahkeme “dur” dedi.
TÜMAD durmadı.
Kirazlı’da ÇED’e 45.650 ağaç yazıldı.
Bilirkişi: 230.314 ağaç kesildi.
Yürütmeyi durdurma kararına rağmen faaliyet sürüyor.
Hukuk kimin için işliyor? ⚖️🌲
#TÜMADKirazlıyıTerkEt
📌 #SONDAKİKA | 🗳️ CHP’den AKP’ye 1 gizli oy daha çıktı, seçim 4. tura kaldı.
♦️ Üsküdar Belediye Başkanvekilliği seçiminde 3. turda AKP’ye oy veren 1 CHP’liye bir yenisi daha eklendi.
♦️ Böylece 2 CHP’li, gizli oylamada AKP adayına oy verdi.
📊 AKP adayı 23 oyda kaldı. Seçimi 3. turda kazanabilmesi için 24 oya ulaşması gerekiyordu.
🗳️ Gerekli çoğunluk sağlanamadığı için seçim 4. tura kaldı.
“Dün Silivri’de dehşet bir şeye tanık olundu.
İddianamede İmamoğlu’nun kasası olarak görülen ve itirafçı olarak duyurulan Murat Kapki dün mahkeme salonunda adeta çığlık attı.
Dedi ki: ‘Savcılar beni karımla tehdit etti.’
Dedi ki: ‘Eşimi gözaltına alıp tutuklanacağını ima ettiler. Ben de karımı kurtarmak için ne derseniz evet diyeceğim dedim. Önüme konan her şeyi de imzaladım. Savcı o gün Roma’yı da sen mi yaktın deseydi yine evet diyecektim.
Halbuki değil Ekrem İmamoğlu’nun kasası olmak, değil suç örgütünde bulunmak, suç örgütünün yöneticisi olmak; Ekrem Bey’le hayatımda bir kere bile konuşmadım.’ dedi.
Evet İmamoğlu yargılamalarında en büyük dayanak yapılan Murat Kapki dün mahkemede bunları söyleyerek adeta iddianameyi paramparça etti, davayı bitirdi.
Şimdi anladınız mı İmamoğlu duruşmaları neden televizyonda canlı yayınlanmıyor?
Canlı yayın olsaydı ‘karımla beni tehdit etti’ ifadesi millet tarafından duyulup öğrenilecek ve büyük tepki yaratacaktı.
Bakın yakın tarih, yakın geçmiş ortada.
AKP’lilerin tamamının zulüm mahkemesi dediği 1960 Yassıada yargılamalarında bile o dönem televizyon olmadığı için radyodan naklen yayın yapıldı.
Evet, darbeciler bile mahkemede olanları milletten saklamayı düşünmediler.
Bugün ise tam tersi yapılıyor. Her şey saklanıyor. Çünkü orada edilecek sözlerden korkuyorlar.
Emin olun bilseler mahkemede İmamoğlu rezil olacak, AKP fayda sağlayacak; vallahi 15 kanal canlı yayın yapar.”
(Sabahattin Önkibar)
Türkiye’de artık vatandaş denize girmiyor…
Denize alınıyor…
Bir zamanlar sahiller kamunundu…
Şimdi kapısında fedai gibi duran görevlilerin…
Bir şezlong koyuyorlar…
Bir halat çekiyorlar…
Bir çit dikiyorlar…
Sonra denizi satmaya kalkıyorlar…
Deniz ne zamandan beri tapulu mal oldu…?
Kıyılar bu ülkenin insanınındır…
Üç beş işletmecinin değil…
Ama bugün Bodrum’da olan yarın her yerde olacak…
Önce küçük bir alan çevrilir…
Sonra “müşterilere özel” denir…
Sonra giriş paralı olur…
Sonra vatandaş kendi ülkesinde denize bakıp geri döner…
Adına da turizm derler…
Bu turizm değil…
Kamusal alan işgalidir…
Daha kötüsü ne biliyor musunuz…?
İnsanlar artık buna alışıyor…
Çünkü Türkiye’de en tehlikeli şey hukuksuzluk değil…
Hukuksuzluğun normalleşmesi…
Belediyeyi ararsın ulaşamazsın…
Bakanlığı ararsın cevap yok…
İşletmeye sorarsın “kurallar böyle” der…
Hangi kural…?
Kimin kuralı…?
Kıyı Kanunu diye bir şey var…
Ama belli ki bazı yerlerde kanundan daha güçlü olan şey kasa…
Para vermezsen kum yok…
Para vermezsen gölge yok…
Para vermezsen deniz bile yok…
Böyle ülke olur mu…?
Yavaş yavaş halk plajları dışında her yer küçük derebeyliklere dönüyor…
Bugün sahile zincir çeken…
Yarın sokağa da fiyat biçer…
Hukukun olmadığı yerde önce fırsatçılar gelir…
Sonra küçük mafyatik düzenler kurulur…
Ve en acısı…
Vatandaş kendi memleketinde misafir muamelesi görür…
💥En kısa zamanda halkın yüzme hakkına tecavüz eden otel lokanta ve bilimum yerleri isim isim yayınlamaya çalışacağım
Deniz Zeyrek: “Enerji Bakanı en ucuz elektrik anlaşmasını yaptık dedi
Meclise gelince iş değişti. Süre 5 yıl uzatıldı, fiyat 3 katına çıktı.
Türkiye’ye ek maliyeti 900 milyon $, bu para kimin cebine gidiyor, bu operasyon kimin için bilmiyoruz
İktidardan tek bir açıklama yok”
Adam %100 haklı. Kurallara uymayan insanlara nasıl ceza yazılıyorsa, şu çukurları doldurmayan belediyelere de ceza yazılmalı. Allah aşkına şu yollara bakın ya, bombalanmış gibi!