Bazı insanlar hayatınızın belli bir
döneminde yolculuğunuza eşlik ederler. Ve bir vesile ile hayatınızdan çıkarlar. Sonra o insanlardan nasibiniz kesilir. İnsan bu bağı ömürlük sanır ve hiç gitmeyecek gibi bağlanır ama onunla yürünecek yol, oraya kadardır. Ötesi yoktur. Vazifesini tamamlamış, çıkıp gitmiştir. Zaten mevla razı gelseydi, fıtratlarınız uyuşsaydı ve hayırlısı olsaydı kalırdı. ama kalmadı. Bu yüzden hayatınızdan çıkan insanlar için endişe etmeyin, çünkü allah sizi hak etmeyenleri sizden uzaklaştırır.
Hayat, insanı daima zıttıyla sınar. Cesursanız korkaklarla, merhametliyseniz zalimlerle, sadıksanız vefasızlarla, fedakârsanız nankörlerle karşılaşırsınız. Çünkü iyiliğin değeri kötülüğün içinde, sabrın gücü taşlaşmış kalplerin arasında, ahlakın asaleti ise haksızlığa uğradığında ortaya çıkar.
Allah, kulunu üzmek için değil; bu dünyadan geçerken kendini tanıması için zıtlıklarla yoğurur.
fiiller değişse de tecelli etme hâli devam eder. Bu yüzden aynı ders, farklı insanlar ve farklı zamanlarla yeniden karşımıza çıkar. Kendimizden uzaklaştığımız her adım ise sessiz bir savaşa dönüşür. Ruhunuzun rızası olmadan çıktığınız her yol, sizi kendinizden biraz daha uzaklaştırır. En büyük arbedemiz de tam burada başlar.
İnsan kırıla kırıla inşa olur. Fakat en az kendi hatalarımıza sabrederiz. Oysa ne gece sonsuza kadar sürer ne de gündüz. Her dönüşümün bir vakti, her yaranın bir öğretisi vardır.
Geride kalanı değiştiremezsiniz. Ama ona yüklediğiniz anlamı değiştirebilirsiniz. Yol, geçmişte değil, anın içinde aydınlanır. İnsan ne zaman kendini tanırsa, işte o gün yeniden doğar; tıpkı güneşin her sabah karanlığı yararak doğması gibi.
#Güneştutulması
Dile getirdikçe hayat senden uzaklaştırır. Ne kadar anlatırsan o kadar uzak kalırsın. Kendini sır gibi değil su gibi saklamalısın. Sessiz, akışta ve berrak.
“Ne kadar uyumlu, ne kadar sorun çıkarmayan bir çocuktun…” derler.
Ama o çocuk aslında:
Evin huzuru bozulmasın diye kendi ihtiyaçlarını bastıran bir çocuktu,
Hata yapmaktan korkan çünkü sevilmenin kusursuz olmaktan geçtiğine inanan bir çocuktu,
Her şeyi düzeltmek zorundaymış gibi hisseden bir çocuktu,
Kendini kötü hissettiği için yargılanan, üzülmeye bile hakkı yokmuş gibi hisseden bir çocuktu,
Dışarıdan bakınca olgun bir çocuktu ama aslında erken büyümek zorunda bırakılmış bir çocuktu.
Ve o çocuk büyüdüğünde hala herkesi taşır, kendini ise hep ihmal eder.
Ve sana bir şey söyleyeyim mi? İlahi adalet hedefini hiçbir zaman şaşırmaz.
Ama senin beklediğin gibi bir anda, bir tiyatro sahnesi gibi pat diye gerçekleşmez genellikle. Kimse yaşattığını yaşamadan, birinin ahını alıp arkasında enkaz bırakıp sonsuza kadar huzurla yaşayamaz.
Dik duracaksın sevgili arkadaşım, çünkü etrafındaki insanlar sandığın kadar temiz ve iyi değil. Sen düştüğünde elinden tutmak için değil, senin zayıflığından beslenmek için fırsat kolluyorlar. Hepsi değil ama bir çoğu. Yaralarını, acılarını asla onlara göstermeyeceksin. Çünkü bu dünyada en derin darbeleri hep dost görünenlerden, en güvendiğin köşelerden alırsın. Herkes kendi çıkarının, kendi bencilliğinin peşindeyken kimseye hak ettiğinden fazla değer vermeyecek, sırtını kendinden başkasına yaslamayacaksın. İnsanların bu içten pazarlıklı hallerine, ikiyüzlülüklerine ve kötülüklerine inat, onlara tek bir açık bile vermeden, kendi gücünle dimdik ayakta kalacaksın.
İnsanlar sizi, sizin onları düşündüğünüz gibi düşünmüyorsa, zorlamayın. Bağ, tek taraflı olduğunda sadece yük olur. Bırakın gitsinler, çünkü gerçek yakınlık dengeyle var olur.
Henüz sınanmadığın bir konu için kendinden çok emin duruyorsun. Gittiğin bütün yolu geri koşmak isteyeceğin ama istesen de gelemeyeceğini fark ettiğinde hissedeceğin o hissi henüz tatmadın. Beni üzen hayat seni üzmez mi sandın…
Harika bir cümle okudum : “Bir şeyi reddetmek sizde suçluluk duygusu yaratırken, rıza göstermek ardında bir kırgınlık bırakacaksa, suçluluğu tercih edin. Kırgınlık ruhun intiharıdır.”
Kadın ahı diye boşuna demiyorlar. Bir kadının kalbini kırıp, gözünün içine baka baka canını yaktığınızda bunun bir bedeli oluyor. Belki hemen değil ama er ya da geç. Ben kadın ahı alıp gerçekten yükselen bir erkek görmedim. Kısa vadede kazanıyor gibi görünür, işleri yolunda gidiyor sanırsınız ama bir yerden sonra hayat hesabı önüne koyar. Para gelir bereketi olmaz, fırsat gelir tutunamaz, kalabalıklar içinde olur ama huzuru bulamaz. O yüzden sizi seven bir kadını kırmanın zafer olduğunu sanmayın.