15 sene önce nereden baksan daha vizyonlu bir çocuktum. Makarnayı kremalı fesleğenli falan yapardım şimdi basıyorum salçayı hey gidi😂Çayı da şekerli içiyorum zaten. 😅
🔴 Fotoğraf çektirmeyi reddetmişti...
📌 Boğaziçili öğrencinin 'mezun kartı' iptal edildi, 5 yıl boyunca kampüse giremeyecek
Boğaziçi Üniversitesi mezuniyet töreninde, 'paraşüt' akademisyen Yasin Ramazan Başaran ile fotoğraf çektirmeyi reddeden öğrencinin mezun kartının iptal edildiği ve 5 yıl süreyle kampüse girişinin yasaklandığı öğrenildi.
https://t.co/ootyzBP85v
Kızım bütün koltuğu kırmızı rujla boyayınca artık tahammülüm bitti. Bağırdım, çağırdım.Kızım sen utanmıyor musun her yeri batırıyorsun diye.
Cevap: Her gün hata yaptıkça baştan öğreniyorum (Yaş 3)
"11 yıllık biyoloji öğretmeniyim, aylık 22 bin tl alıyorum, yazın kafede çalışıyorum"
Özel sektör öğretmeni Betül Koca açlık grevinin dördüncü gününde...
@acikradyo'da bu sabah çalışma koşullarını anlattı.
Podcast burada👇
https://t.co/trejCMDqRB @ogretmensendika
#SONDAKIKA
Kaçırılan İBB Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal,
Tuzla'da bir fabrikada elleri kolları bağlı işkence görmüş bir halde bulundu.
— Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık; iki kez atlattığı Lösemi, cezaevi sürecinde ameliyat edilmesine neden olan boyun kitlesi, anjiyo gerektiren kalp rahatsızlığı ve ciddi kas/kilo kaybı gibi sağlık sorunları yaşamasına rağmen TUTUKLU.
— 6 yaşındaki kızının ist*smar edilmesine olanak sağlayan bu mahlukat, Yusuf Ziya Gümüşel sağlık sorunları sebebiyle SERBEST!
Timur Soykan: “Bora Bey, 12 yaşında babasını kaybetmiş.
12 yaşında kaybettiği babasına ev aldığına dair bir gizli tanık ifadesi var.
Yani babasına 12 yaşındayken ev almış. Gizli tanık ifadesi böyle.”
İBB davasında yargılanan Taner Çetin, savcılıkta yaşadıklarını anlattı:
“İlk olarak, oğlum yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir savcı, ‘Gel bakalım Taner’ dedi ve içeri girdim.
Elindeki tespihi göğsünün üzerinde çekerek, ‘Sen 63-64 yaşına gelmişsin. Buradan çıkamazsın. Suçların belli, şansın yok. Gel, etkin pişmanlıktan faydalan; ben de seni çıkarayım’ dedi.
Sosyal medyada çıkan bazı kadın çalışma arkadaşlarımın isimlerini sorarak çirkin ifadelerde bulundu.
Ardından, ‘Sen ne mezunuydun? İlkokul mezunu muydun? Ne mezunusun, diploman yok galiba’ dedi.
Daha sonra da, ‘Zaten senin Ekrem’in de diploması yok. Senin gibi adamları doldurmuş buraya’ ifadelerini kullandı.”
(BirGün)
SMA'lı çocuğunun cihazının fişini çeken baba intihar etti
Kocaeli'nin Derince ilçesinde Soner Ata (44) evinde asılı halde ölü bulundu. Bağlı bulunduğu cihazın fişinin çekildiği belirlenen SMA hastası oğlu N.E.A. (12) ise hastanede tedaviye alındı.
https://t.co/odXNXgvbJ4
SON DAKİKA | Mutlak butlan kararıyla göreve döndürülen Parti Meclisi’nin 57 üyesinden 28’i istifa etti.
Böylece CHP Tüzüğü’nün 24/3. maddesi uyarınca Parti Meclisi ve onun içinden seçilen Merkez Yönetim Kurulu (MYK) resmen düşmüş oldu.
Parti tüzüğü gereği CHP’nin 45 gün içinde Olağanüstü Kurultay’a gitmesi zorunlu hale geldi.
Sarayın değil, delegelerin kararı belirleyici olacak.
Öğretmenimiz Irmak Koparan'ın öğretmen arkadaşının konuyla ilgili açıklaması:
" 1,5 yıl atanmayı bekledikten sonra 2024-2025 yılının ikinci döneminde Ağrı'nın Hamur ilçesi Soğanlıtepe İlkokuluna Irmak hoca ile birlikte atanmıştık. Hamur İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş'ün bana bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalması uygun değil diyerek beni Soğanlıtepe İlkokuluna, Irmak hocayı ise Karakazan İlkokulu-Ortaokuluna görevlendirdiler. Millî Eğitim Müdürüne ben de "Ben o köyde yapamam. İhtiyaçlarımı karşılayamam, köyün servisi yok beni de görevlendirin" diye söylemiştim. Fakat bana "İster uçakla istersen neyle gidiyorsan git!" dedi. Kimse yardımcı olmayınca köy muhtarının yardımıyla köye geldim. Hatta ilk atandığımızda bütün öğretmenlere "okullarınıza gidin ve görün" demişlerdi. Irmak hoca da gidemediği için İlçe Milli Eğitim Müdürü Irmak hocaya takmıştı diyebilirim.
5 Mayıs 2025'te ben askere gittim. Bir yıl sonrasında askerliğim bitmeye yakın Irmak hoca beni aradı. Durumunu anlattı: Karakazan'daki okul müdürü ile tartışma yaşıyor ve okul müdürü Irmak hocaya vuruyor. Bu konu başka kişilere tam tersi olarak anlatılıyor. Olay servis şoförünün gözü önünde olduğu hâlde hiçbir şey söylemiyor. Servislerde bulundurulması zorunlu olan kamera olmadığı için olay tam olarak açıklığa kavuşamıyor. Fakat Irmak hoca olayı gerçekliğiyle anlatacak şahitlerin olduğunu da söylüyordu. Sonuç olarak Irmak hoca Soğanlıtepe İlkokuluna sürülüyor. Köy, Irmak hocanın evine yaklaşık 60 km uzaklıkta. Onun için durum gerçekten çok zordu. Lojman kalınacak durumda değildi ki şu an ben de ana sınıfında kalıyorum. Lojman rutubet içinde ve orada kalacak olan kişinin hastalanması kaçınılmaz. Irmak hoca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne yazı gönderiyor lojmanın durumuyla ilgili ve yaptıkları tek şey duvarları boyamak. Sonuçta da lojmanı yaptık kalabilir diyerek Irmak hocanın vermiş olduğu dilekçeler hiçbir zaman olumlu yanıtla karşılanmıyor. Fakat Irmak hoca sürekli Kaymakamlığa, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne gidip durumunu anlatıyor. İlk zamanlarda taksiye 3.000 lira para veriyordu. Bunun üstüne ev kirası da eklenecek olursa bu durum maddi olarak kabul edilemezdi.
Ulaşımın zorluğu ise işin fiziksel tarafıydı. Ruhsal olarak ise daha kötüydü. Sabahları kahvaltı yapmadan geliyordu. Bunları haber alınca köyde tanıdığım ve güvendiğim bir öğretmene Irmak hocaya iyi bakmasını tembih ettim. Sağ olsun sabahları çay ve kahvaltılık getiriyormuş. Olabildiği kadar gönlünü hoş tutmaya çalışıyormuş. Fakat Mehmet Özmüş'ün uyguladığı mobbing arkadaşımı bitirdi, mahvetti. Özellikle yanlı davranmak. Irmak hocanın sürgün edilmesi fakat arkadaşımı darp edenlerin hiçbir ceza almaması işi psikolojik olarak çok kötüye götürdüğünü düşünüyordum. Ben bunları hocamızdan dinleyince ona şöyle söyledim: "Hocam merak etmeyim askerliğim biter bitmez ben oraya geleceğim ve sizin durumunuzu düzeltmek için elimden geleni yapacağım. Nasıl olsa bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalmasını uygun görmüyorlar." Sürekli konuşurduk ve ona olabildiğince moral vermeye çalışıyordum. 13 Mayıs 2026'da göreve başladım. İlçe Millî Eğitim Müdürü ile görüşemedim fakat şube müdürü ile konuşup arkadaşımın durumunu anlattım. Hatta en sonunda "Sizden müdürlük yapmanızı değil abilik yapmanızı istiyorum, Irmak hocanın durumu iyi değil" dedim. Fakat hiçbir gelişme olmadı. Bu süreç içinde Irmak hoca dilekçe vermeye ve durumunu ilgili makamlara iletmeye devam etti. Yine hiçbir sonuç alamadı. "
Hamur İlçe Milli Eğitim Müdürü
Mehmet Özmüş
Fatoş Pınar Türker, tutuklandıktan sonra savcının yeniden ifadesini almak için çağırdığını söyledi. Türker, avukatları olmadan ifade vermek istemediğini söylemesi üzerine İBB dosyası savcısının, “Sen bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin. Artık sosyal hizmetler alır senin çocuklarını” dediğini anlattı.
Türker, şunları söyledi:
“Savcı dedi ki:
‘Ya Fatoş, şimdi anlarsın.’
Böyle karşımda durdu.
‘Ben sana ne dedim?’ dedi. ‘Ben sana ne dedim?’
‘Ben senin ne olduğunu biliyorum ama bu adamların sana kumpas kuracağını söylemedim mi? Niye konuşmadın sen?’ dedi.
‘Verecektin ifadeni, gidecektin’ dedi.
Ben de dedim ki:
‘Sayın Savcım, ben bildiğim her şeyi anlattım.’
‘Bak şimdi’ dedi. ‘Sen git, eşyalarını topla. Ben sana Çağlayan’dan araba göndereceğim. Geleceksin burada bana ifadeni vereceksin. Buradan da çocuklarına gidersin.’
Ben de dedim ki:
‘Savcım, yeniden ifade veririm. Vermemi istiyorsanız veririm. Bir avukatıma sorayım.’
Şimdi karşındaki savcı. ‘Yok efendim’ diyecek hâlim yok. Ben de bilmiyorum hakikaten. İlk kez tutuklanmışız.
‘Tamam’ dedim. ‘Ben avukatıma bir danışayım.’
Böyle yaptı.
‘Hâlâ avukat diyorsun bana’ dedi.
‘Sen bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin’ dedi.
‘Sen bekârsın değil mi?’ dedi.
‘Evet.’
‘Velayetleri de sende?’
‘Evet.’
‘Senin çocukların reşit de değil mi?’
‘Değil’ dedim.
‘E, artık sosyal hizmetler alır senin çocuklarını’ dedi.
Bir anneye böyle denilir mi?
Sonra dedi ki:
‘Sen bakıyordun değil mi?’
‘Evet.’
‘Bak’ dedi, ‘mal varlığına tedbir için karar var benim elimde.’
‘Ama ben’ dedi, ‘28 mahkeme gününe saygı için ne kadarsa süre, o kadar bekletiyorum.’"
‘Savcım, bunu…’ dedim.
‘Ve o gün tebliğ edilir’ dedi.
‘Ya bana gelir konuşursun ya da…’”
Şebnem Ferah’a verilen reaksiyonu sadece ‘müzik zevki’ sanıyorsanız mevzuyu kaçırıyorsunuz.
İnsanlar sadece bir rock sanatçısına bilet almıyor. Kendi gençliğine, kaybettiği ülkeye, artık var olmayan bir atmosfere dokunmaya çalışıyor.
Bir dönem üniversite şenlikleri vardı bu ülkede. Gerçekten vardı. Öğrenci dediğin şey AVM’de story çekip kahve zincirinde oturan bir müşteri profili değildi sadece. Çimlerde saatlerce oturulurdu. Vega çıkardı. Şebnem Ferah çıkardı. Mor ve Ötesi çıkardı. İnsanlar birbirine benzemeden aynı yerde durabiliyordu.
Ve en önemlisi, herkes bu kadar öfkeli değildi.
Şimdi daha çok Z kuşağı, ‘Şebnem kim ya’, ‘vasat rockstar’ falan yazıyor. Yazabilir. Zevk meselesi. Kimse herkes aynı şeyi sevsin demiyor zaten. Ama bazı yorumlarda korkunç bir tarih yoksunluğu var. İnsan kendi yaşamadığı dönemin duygusunu küçümsememeli. Çünkü bazen cehalet, fikir sahibi olmak değil; bağlamdan habersiz özgüven oluyor.
Arkadaşlar, muhtemelen çoğunuz müziğe Spotify algoritmasıyla doğdunuz. Biz bir şarkının klibini görmek için saatlerce power, mtv falan açık bekliyorduk. Siz her şeye sınırsız erişimle büyüdünüz ama hiçbir şeye tam bağlanamadan büyüdünüz. Aradaki fark bu.
Bir de şu var. O dönem insanlar birbirini sürekli politik kimlik etiketiyle tartmıyordu. Şimdi bir sanatçının söylediği bir selam, ettiği bir cümle yüzünden komple insan silmeye çalışılıyor. Herkes birbirine savcı gibi davranıyor. Sürekli bir linç mahkemesi kuruluyor. Bu konuda bile ve bu çok yoruuc maalesef:)
Bu yüzden Şebnem Ferah’a olan ilgi sadece nostalji değil. İnsanların ‘normal’ hissedebildiği son dönemlerden birine duyduğu özlem. Tıpkıı Çilekeş'de olduğu gibi. Ama tabi ki ve tabi ki Şebnem'in sesini, müziğini, performansını, hep bi ağızdan o şarkıları söylemeyi özledik. Mevzuyu basitleştirmeyim :)
Ama kötü haber de şu ki, bazı şeyler geri gelmiyor. Mesele sadece bir konser hiçbir zaman değil. Ülkenin ruh hali değişti. Kampüs kültürü gitti. Ucuz konserler gitti. Bir arada yaşama refleksi gitti. Genç olmanın o hafif yanı gitti.
Şimdi geriye dönüp bunu anlatınca bazı insanların anlamaması çok normal. Çünkü insan hiç yaşamadığı bir kaybın yasını tutamaz. 🥲
Bu açıkça rüşvet. “Sen itiraftçı ol, ben de oğlunu Myk’ya alayım” denmiş. Bir de utanmadan arge’den sorumlu GB yardımcısı yapmışlar. Elemanın cv’sine baktım, 2 staj dışında hiçbir çalışma tecürbesi dahi yok.
⚠️ Havalimanında vatandaşa ucuza su satmak kabahat oldu!
Gaziantep Havalimanı’nda bir işletme, vatandaşlara havalimanı şartlarında ‘makul’ sayılabilecek fiyatlarla yiyecek ve içecek satmaya başladı.
Suyun 50 TL, sandviç ve kahvelerin ise 200-250 TL bandında olduğu işletme, yolcular tarafından büyük talep gördü.
Ancak bu durum, havalimanındaki diğer işletmeleri rahatsız etti.
İşletme, havalimanı yönetimi tarafından yasaklandı.
İşletmeye, Türk kahvesinin yanında bedava verdikleri su için bile izin vermeyen yönetime, vatandaşlar tepki gösterdi:
• Resmen ucuz hizmet alamayalım diye uğraştılar.
• Ürünler bu fiyatlara satılabiliyorsa, diğer işletmeler de satabilirdi ama bilerek satmıyorlar. (Sözcü - Ali Can Polat)
2 HAZİRAN 2013 — Bu gece Eskişehir’de, Gezi Parkı direnişi sırasında 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz darbedilerek katledilecek.
Katledenler aramızda… Kimisi sivil polisti, kimisi esnaf. Biri emri verdi, biri çelme taktı, birileri tekmeledi, birileri tedavi etmedi.
Aldığı tekmeler sonucu hastaneye kaldırıldı, tedavi edilmedi ve 38 gün süren yaşam mücadelesinin ardından, 10 temmuz’da hayatını kaybetti.
Kardeşimsin Ali İsmail…
Unutmayacağız.