Meslektaşımdan 👇🏻
“Merhaba. Kendim aile hekimiyim. Dün 2,5 yaşındaki oğlum düştü ve çene altında derin bir kesik oluştu. Sütür atılması gerektiği için Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Aciline başvurduk.
Hekim olduğumu belirttim. Acildeki hekim arkadaş sağ olsun, “Plastik cerrahideki arkadaşlara yönlendirelim, yardımcı olurlar.” dedi ve gittik.
Plastik cerrahideki asistan hekimler arasında özellikle tek bir bayan asistan hekim vardı. Adını bilmiyorum. “Çok hasta var, size yardımcı olamayacağız. Çok istiyorsanız sabaha kadar bekleyin, ancak o zaman sütür atabiliriz.” dedi.
Doktor hanıma ve asistan doktor beye tekrar rica ettim. “Peki, bekleyin. Arada boşluk olunca alırız.” dediler.
Gelin görün ki bizden sonra gelen tüm hastalar alındı. Daha sonra gelenler de alındı. Biz ise tam 4 saat bekletildik. Bu sırada 2,5 yaşındaki oğlum bir yandan ağlıyordu.
Doktor hanıma tekrar “Yardımcı olabilir misiniz?” diye sordum. Bana, çömezine mobbing uygular gibi, “Hayırdır, bir problem mi var?” dedi. Gerçekten şaşkınım. Bir doktor başka bir doktora nasıl böyle davranabilir?
Sonrasında da yine bekletildik. Maalesef artık beni ağlama noktasına getirdi.
Bunun üzerine acildeki hekim arkadaşa tekrar rica ettim. Sağ olsun, benim halimi görünce kendisi dikişi attı ve oğlumla ilgilendi.
Ben meslektaşımdan gördüğüm bu muamele karşısında hem şaşkınım hem de üzgünüm.“
yapılan iyiliğin anlamı ve büyüklüğü, o iyilik esnasında saf karşıdakini düşünme seviyesine bağlı geliyor bana biraz. böyle eylemler çok nadir maalesef. ya da ben kirli bir pencereden baktığım için kirli görüyorum. tartışılır.
bir insan başka bir insana, gerçekten yardım edilen kişinin ihtiyacı olduğu için mi yardım eder? yoksa doğru olduğunu düşündüğü ya da kendisine yakışanın bu olduğunu düşündüğü için mi yardım eder? eğer ilk yazdığım gibi olsaydı ortada sinirlenecek, içlenecek bir şey olmazdı.
Burs verdiğim öğrenci beni mezun olunca engelledi...
Okadar sinirliyim ki
İşsiz olduğum da bile ödedim bursunu aksatmadan...
neden ya neden yani
Hatta iş bulmasına yardımcı olacağımı söyledim
Bi arkadaşımla görüştürdüm...
Sinirimden uyuyamıyorum 1 haftadır...
var uyarısından sonra penaltının tekrar edilmesinin sebebi muhtemelen topu uzaklaştıran hırvat oyuncunun penaltı vuruşu esnasında ceza saha içinde olması. yani elle tutulur yanı yok harbiden şu spiker hatalarının
TRT YİNE REZİL OLDU!
Hakem penaltı noktasını göstermesine rağmen TRT spikeri hâlâ korner kararı verildiğini söyledi. Televizyon başındaki izleyici bile penaltının tekrarlanacağını anladı, spiker anlayamadı. https://t.co/Ygg7g65Vng
@isine_geliyorsa@cs2turk@CS2skin_com kral mevzu novada yapılması değil arenada yapılması. üstelik kendinin de yanması ve haritanın kapanması ekstra epik yapmış roundu
🔵 AURORA BLUE GIVEAWAY 🔵
🔹 3 winners, to enter:
· Follow @AuroraCS2_GG & @AuroraGaming_GG
· Like & Repost
Winners will be announced in 1 week 💙
ÖZÜR DİLİYORUM
Üç çocuğum var. Eşimle ben doktoruz. İkimiz de çalışıyoruz; didiniyoruz, eksiliyoruz, destek arıyoruz ve ancak öyle çocuklarımızı özel okulda okutabiliyoruz. Bunu bir ayrıcalık gibi taşıdığımı sanmayın. Tam tersine, bu memlekette eğitimde fırsat eşitliğinin nasıl çöktüğünü her gün içimde bir utanç ve acıyla yaşıyorum.
Mesele artık sadece eğitim de değil. Güvenlik duygusu da çöktü. İnsan, çocuğunu hangi okula verdiğini değil; o çocuğun nasıl bir ülkede büyümeye çalıştığını düşünmekten yoruluyor. Orta sınıfın, beyaz yakalının, yıllarca okuyup emek vermiş insanların geldiği yer burası: Daha iyi bir hayat kurmak değil, sadece evladını biraz daha az riskin içine bırakabilmek için çırpınmak.
Ben bu düzenin kazananı değilim. Ben de mağduruyum. Sadece çöküşün biraz daha geç vurduğu kesimlerden biriyim. Bu yüzden, benimle aynı şartlara sahip olmayan; çocuğunu devlet okuluna mecburen gönderen, servis parasını, beslenme çantasını, güvenliği, geleceği dert eden bütün vatandaşlarımdan içim ezilerek özür diliyorum. Aramızdaki fark bir başarı farkı değil; bu bozuk düzenin insanları eşitsizliğe zorlamasının sonucudur.
İnanın, bunun böyle olmaması gerektiğine bütün kalbimle inanıyorum. Bir çocuğun kaderi, anne babasının geliriyle; bir ailenin huzuru, cebindeki son parayla; bir toplumun geleceği, çaresizce yapılan bireysel kaçış planlarıyla belirlenmemeliydi.
Sağlıkta da tablo farklı değil. Orada da eşitlik masaldır artık. Parası, bağlantısı, erişimi olanla olmayan arasında bazen teşhis kadar, bazen tedavi kadar, bazen de hayat kadar fark var.
Bir ülke, kendi çocukları arasında bu kadar derin bir kader uçurumu oluşturuyorsa, orada sadece ekonomi değil vicdan da çökmüş demektir.
Yüksek reytingli, her hafta 2.5 saat bölüm süresi olan birçok diziye en büyük örnek. İkinci sezonu da çekilebilirdi ama tek sezonda bitirilerek efsane olarak hafızalara kazındı. İçerde'yi izlerken tek keşkemiz kardeşliklerini daha fazla izleyebilirdik oluyor, onun dışında falsosu yok.
30 yaş üstü kimseyle maç izlenmez dünyada geriden oyun kurmaya bu kadar düşman bir kuşak yok amk top merkezden defansa döndüğü gibi sövmeye başlıyorlar
tedesco geldiğinde ve süreçte ne yaşandıysa aynısı bu eleman içinde yaşanacak. tek fark bunun çok daha bariz olması ama bunu göremeyecek kadar cahil kaynıyor ortalık