İstanbul şehri malın olsa
Ölümden öteye köy yok ya
Sultan Süleyman a kalmamış
Ha babam dönen şu dünya
Babanın tapulu malı olsa
Kefenin cebinde yer yok ya
VATANDAŞIMIZIN HUKUKUNA SAHİP ÇIKIYORUZ!
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın yakından takip ettiği fon soruşturmasında önceliğimiz; vatandaşlarımızın haklarını korumak, birikimlerinin istismar edilmesine izin vermemek ve uğradıkları mağduriyetlerin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesini sağlamaktır.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama��� ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.
Bu kapsamda bugün yeni bir adım daha atılmış; 1 Temmuz-16 Eylül tarihleri arasındaki fonlardan para çıkışları en yüksek tutardan başlamak üzere incelenerek 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı dondurulmuş; haklarında daha önce herhangi bir tedbir bulunmayan 37 şüpheli hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştır.
Bu kapsamda; devir, temlik, satış, bağış, ipotek ve rehin tesisi, hesap kapatma, yüksek tutarlı nakit çekimi, EFT/havale ve malvarlığını azaltıcı diğer işlemlerin önlenmesi; sermaye piyasası araçlarının dondurulması ve şüpheli işlemlerin gecikmeksizin adli makamlara bildirilmesi amacıyla ilgili tüm kurum ve kuruluşlara müzekkereler yazılmıştır.
Amacımız açıktır: Soruşturma konusu malvarlığı değerlerinin kaçırılmasına, el değiştirmesine veya üçüncü kişiler üzerine geçirilmesine imkân vermemek; suçtan elde edildiği tespit edilen değerleri güvence altına almak ve mağdur vatandaşlarımızın haklarına kavuşmasını sağlamaktır.
Para hangi hesaba aktarılmış, malvarlığı hangi şirketin veya kişinin üzerine geçirilmiş olursa olsun; izini sonuna kadar süreceğiz. İyi niyetli vatandaşlarımızın yılların emeğiyle oluşturduğu birikimlerin birtakım kişi ve yapılar tarafından istismar edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz.
Hukuka aykırı işlemleri ve bağlantılarını ortaya çıkaracak, kanunun öngördüğü şartlar çerçevesinde mağdur vatandaşlarımızın haklarının korunması için gereken bütün hukuki tedbirleri kararlılıkla uygulayacağız.
Vatandaşımızın hakkını, emeğini ve birikimini korumak için hukukun bize verdiği bütün imkânlarla sonuna kadar mücadele edeceğiz.
🔎TERA Portföy fonlarının son dönemi en ince ayrıntısına kadar mercek altına alınmalı.
💰1-18 Eylül tarihleri arasında tam 217,85 milyar TL'lik bir çıkış olmuş.
❓Peki bu para çıkarken kim ne kadar vurgun yaptı?
❓İçlerinde Saray çevrelerinden, siyasetçilerden, bakanlıklardan kimler var, kimlerin danışmanları var?
👉Organize bir suç örgütüne dönüşmüş bu ağı, en ince ayrıntısına kadar ortaya çıkarmak iktidarın öncelikli sorumluluğudur.
Güney Kore, fon ve hisse krizini nasıl çözdü?
Güney Kore, finansal sisteminde veya fon piyasalarında yaşanan krizleri çözmek için dünyadaki en sert, en radikal ve devlet güdümlü yöntemleri uygulayan ülkelerden biridir.
Fon krizleri, Güney Kore borsasında (KOSPI ve KOSDAQ) kaldıraçlı işlemlerin patlamasına ve panik satışlarla milyarlarca dolarlık değer kayıplarına yol açtığında, devlet doğrudan borsadaki genel hisse senedi yatırımcısını korumak için dünyada eşi benzeri az görülen adımlar attı:
- Açığa Satış Yasakları (Short Selling Ban): Kurumsal fonların hisse fiyatlarını aşağı bastırarak bireysel yatırımcıları ezmesini önlemek amacıyla, Güney Kore hükümeti borsada açığa satış işlemlerini tamamen yasakladı. Bu yasak, piyasada "çıplak açığa satış" (elinde hisse olmadan satma) yapan yabancı bankalara devasa cezalar verilerek pekiştirildi. Amaç, bireysel hisse yatırımcılarının varlıklarının spekülatif fonlarca eritilmesini engemekti.
Borsa İstikrar Fonu'nun (Market Stabilization Fund) Devreye Alınması: Borsada hisselerin serbest düşüşe geçtiği panik dönemlerinde, devlet güdümlü finansal kurumlar aracılığıyla milyarlarca dolarlık alım yapılarak borsa tabanına adeta bir "güvenlik ağı" serildi.
Güney Kore, bu hamlelerle finansal krizlerde "zararı yatırımcı çeker" kuralını esnetmiş ve finansal sistemin güvenilirliğini korumak için yükü aracı kurumlara ve devlet bütçesine yıkmıştır.
Güney Kore'deki çözüm modeli, yakın tarihte yaşanan iki büyük finansal skandal üzerinden şekillenmiştir: İlki, fon krizlerinde yatırımcıya %100 nakit iadesi getiren Lime Asset Management skandalı; ikincisi ise daha yakın dönemde inşaat sektöründeki fonları kurtarmak için uygulanan "Project Financing (PF)" yapılandırmalarıdır.
1. Yatırımcıya %100 Anapara İadesi (Lime Asset Skandalı Örneği)
2019-2020 yıllarında Güney Kore’nin en büyük alternatif hedge fonu yöneticilerinden biri olan Lime Asset Management, milyarlarca dolarlık batık kredileri gizlediğini itiraf ederek fonlarını dondurmuştu. Finansal piyasaların sarsılması üzerine Güney Kore Finansal Düzenleme Kurumu (FSS) ezber bozan bir karar aldı:
Fonları Satan Bankalar Sorumlu Tutuldu: FSS, fonların içindeki usulsüzlükleri ve yüksek riskleri yatırımcılara doğru anlatmadıkları (eksik bilgilendirme/mis-selling) gerekçesiyle fonu satan aracı bankaları ve kurumları doğrudan sorumlu ilan etti.
Kore Finans Sektöründe İlk: FSS'nin kararıyla, fonları müşterilere pazarlayan Shinhan Bank, Woori Bank gibi dev finans kuruluşları, yatırımcıların anaparalarının %100'ünü iade etmek zorunda kaldı. Zararı fonu kuran dolandırıcıların değil, denetim yapmadan bu fonu halka satan büyük bankaların üstlenmesi sağlandı.
KAMCO (Kore Varlık Yönetim Şirketi) Müdahalesi: Devlet kurumu olan KAMCO, piyasadaki sorunlu ve geri ödenemeyen gayrimenkul borçlarını ve fon varlıklarını doğrudan satın alarak fon piyasasındaki nakit kilitlenmesini çözdü.
Fon krizine neden olan şirketlerin yöneticilerine, piyasayı manipüle ettikleri için müebbet hapse varan cezalar verilmiştir. Ayrıca, usulsüz fon satan bankaların üst düzey CEO'larına finans sektöründen ömür boyu men ve devasa kurumsal para cezaları uygulanmıştır.
Güney Kore'deki fon krizlerinde fonların hisselerini (pay senetlerini) alan doğrudan yatırımcılar ile bu krizlerin sıçradığı borsadaki genel hisse senedi yatırımcıları iki farklı finansal koruma ve müdahale mekanizmasıyla karşı karşıya kalmıştır.Devlet, sermaye piyasasına olan güveni tamamen kaybetmemek adına hem fon hisselerini alanlara hem de borsadaki yatırımcılara yönelik çok radikal kararlar uygulamıştır.
"Eksik/Hatalı Bilgilendirme" (Mis-selling) Doktrini: Güney Kore Finansal Düzenleme Kurumu (FSS), fon yönetim şirketinin iflas etmesi üzerine faturayı fona değil, fonu halka pazarlayan aracı bankalara ve aracı kurumlara kesti. Bankaların müşterilere bu ürünleri "risksiz veya garantili hisse fonu" gibi sunduğu tespit edildi.
Kademeli ve Tam Anapara İadesi: FSS Tahkim Komitesi kararları doğrultusunda, aracı kurumlara ve bankalara (Woori Bank, Shinhan Bank, KB Securities vb.) yatırımcıların uğradığı zararın %40 ile %100 arasında değişen oranlarda nakit iadesi yapma zorunluluğu getirildi. Ağır suistimal içeren bazı fonlarda bireysel yatırımcılara anaparalarının %100'ü bankalar tarafından nakit olarak geri ödendi. Dolayısıyla fon hisseleri çöp olan yatırımcılar paralarını aracı bankalardan tahsil etti.
@ProfDemirtas@memetsimsek@spkgovtr@cevdetakaychp@Akif_Hamzacebi@ZeybekciNihat@_cevdetyilmaz
Ana para iadesi güçlü bir seçenek mi?
Türkiye'de yaşanan fon krizi ve bu şirketlere bağlı hisselerdeki mağduriyet gün geçtikçe daha da katlanılmaz oluyor. Binlerce mağdur nasıl bir çözüm olacağını merak ediyor. Bakanlık sadece fonlara çözüm arıyor. Ancak Türkiye'de bu şirketlerin hisselerinde de binlerce yatırımcı mağduriyeti var.
Peki aynı durum yaşanan ABD'de nasıl çözülmüştü?
ABD'de 2008 yılında ortaya çıkan ve dünya tarihinin en büyük Ponzi (saadet zinciri) dolandırıcılığı olarak bilinen Bernie Madoff skandalı kaynaklı fon krizi, mahkeme tarafından atanan bir kayyım vasıtasıyla yürütülen ve "clawback" (geri alma) adı verilen agresif bir hukuki tasfiye süreciyle çözülmüştür.
Bu süreçte fiktif (gerçek dışı) kazanç sağlayan tüm aktörlerin peşine düşülmüş ve toplanan paralarla gerçek mağdurların anapara zararlarının %93'ünden fazlası iade edilmiştir.
1. Bağımsız Kayyım (Mütevelli) Atanması
Madoff'un tutuklanmasının ardından ABD mahkemeleri, şirketin (BMIS) tasfiyesini yönetmesi ve varlıkları geri kazanması için bağımsız bir avukat olan Irving Picard'ı kayyım (tazminat mütevellisi) olarak atadı. Picard, tamamen tarafsız bir şekilde paranın izini sürmekle görevlendirildi.
2. "Para Girişi / Para Çıkışı" İlkesi ve Sanal Kârların İptali
Çözümün en kritik hukuki dönüm noktası, mahkemenin sahte hesap ekstrelerindeki rakamları geçersiz sayması oldu.
Yatırımcıların Madoff'un sisteminde gördükleri milyarlarca dolarlık faiz/kâr getirileri fiktif (gerçek dışı) kabul edildi. Net varlık hesabı şu formüle bağlandı: Yatırılan Toplam Anapara — Çekilen Toplam Para.Enflasyon, faiz veya fırsat maliyeti hesaba katılmadı; yalnızca sisteme nakit girip içeride kalan net anapara hak sayıldı.
3. "Clawback" (Geri Geri Alma) Davaları ile Sermaye Toplama
Kayyım Irving Picard, sistemden yatırdığından daha fazla para çekerek haksız kazanç sağlayan kişilere ("net kazananlar") karşı yüzlerce "clawback" davası açtı. Bu kapsamda:
- Haksız Kazanç Sağlayan Yatırımcılar: Sisteme örneğin 2 milyon dolar yatırıp 5 milyon dolar çekmiş olan kişilerin fazladan aldığı 3 milyon doların, aslında diğer mağdurların anaparası olduğu kabul edilerek bu para hukuken geri istendi.
- Finans Kurumları ve Bankalar: Madoff'un sistemine körü körüne müşteri taşıyan veya durumdan şüphelenmesi gerekmesine rağmen göz yuman JPMorgan Chase, HSBC, UBS ve Banco Santander gibi dev finans devlerine davalar açıldı. Sadece JPMorgan ile yapılan anlaşmadan yaklaşık 2,6 milyar dolar kaynak sağlandı.
- Büyük Servetler ve Aile: Madoff'un en büyük yatırımcılarından Jeffry Picower'ın miras��ndan 7,2 milyar dolar gibi rekor bir tutar tahsil edildi. Madoff'un ailesinin, çalışanlarının ve yakınlarının lüks mal varlıklarına, malikanelerine ve yatlarına el konularak satıldı.
4. İki Kanallı Dağıtım Sistemi
Toplanan milyarlarca dolar iki ana mekanizma üzerinden mağdurlara ulaştırıldı:
- Madoff Müşteri Tazmin Fonu (Kayyım Kanalı): Kayyım Picard'ın açtığı davalar ve uzlaşmalarla toplanan 15,5 milyar dolardan fazla para, anapara kaybı doğrulanan kişilere dağıtıldı.
- Madoff Mağdurları Fonu (MVF): ABD Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan bu fon, Madoff'a doğrudan değil de "besleme fonlar" (feeder funds) aracılığıyla dolaylı olarak para kaptıran 127 ülkeden 40 binden fazla mağdura 4,3 milyar doların üzerinde ödeme yaptı.
Bu model, son dönemde Türkiye'de yaşanan portföy yönetim şirketleri ve yatırım fonları krizindeki tasfiye tartışmalarına da örnek gösterilmektedir.
Madoff Fon Krizi (BLMIS) özelinde hisselerle ilgili durum ve bu hisseleri alan yatırımcıların akıbıbeti iki farklı boyutta ele alınmaktadır. Çünkü Madoff’un kendi şirketi halka açık bir şirket değildi (hissesi satılmıyordu), ancak yatırımc��lara sürekli olarak "Sizin paranızla Apple, Microsoft, Exxon gibi dev şirketlerin hisselerini ve opsiyonlarını alıyorum" yalanını söylüyordu.
Hisse Senedi Yatırımcıları Koruma Kurumu (SIPC) Devreye Girdi
ABD’de aracı kurumların iflası veya dolandırıcılığı durumunda hisse senedi yatırımcılarını korumak amacıyla kurulmuş olan SIPC (Securities Investor Protection Corporation) hemen sürece müdahil oldu.
SIPC, doğrudan Madoff’un firmasında (BLMIS) hesabı bulunan ve sisteme gerçek anapara (nakit) yatırmış olan tüm yatırımcıları "müşteri" statüsünde kabul etti.
Mağdur hisse yatırımcılarına ilk acil yardım olarak hesap başına 500.000 dolara kadar nakit avans ödemesi yapıldı.
Dolaylı Yoldan (Besleme Fonlar Aracılığıyla) Hisse Alanlar ne Oldu?
Madoff'a doğrudan hesap açamayan, ancak bankalar veya portföy yönetim şirketleri aracılığıyla "Madoff'un hisse senedi stratejisine yatırım yapıyoruz" diyen binlerce dolaylı yatırımcı vardı. Bu kişilerin ellerinde aslında Madoff'un değil, o aracı fonların (feeder funds) hisse ve pay senetleri bulunuyordu.
Kayyım, bu paraları körü körüne Madoff'a aktaran aracı kurumlara, bankalara ve fon yönetimlerine devasa tazminat davaları açtı. Bu kurumlardan tahsil edilen paralar (örneğin Lüksemburg merkezli fonlarla yapılan yaklaşık 500 milyon dolarlık anlaşmalar gibi) dönüp yine o fonların hisselerini alarak mağdur olan yatırımcılara dağıtıldı.
@ProfDemirtas
@memetsimsek
@spkgovtr
@cevdetakaychp
@Akif_Hamzacebi
@ZeybekciNihat
@_cevdetyilmaz
Ünlü ve Ünsüzlerin Dolandırılması Farklı Olabilir mi?
Aşağıdaki paylaşımı 12-Kasım-2025'de kapatılan hesabımdan yapmıştım.
Dün yayımlanan SPK Bülteninde, Özata Denizcilik'te yapılan işlemlerle ilgili Tera yöneticileri hakkında suç duyurusu yapılmış. Bu ekibin, kendi hisseleri dışında, Destek Faktoring başta olmak üzere, birçok hissede bu şaibeli işlemleri yaptığı biliniyor. Umarım en kısa zamanda bunlar incelenir.
Bülten'de; ismi geçen bu yöneticilerin, Etkin Pişmanlıktan yararlanabilmesi için Kanun'un 107/3'üncü fıkrasına göre atıfta bulunularak, ödemenin Hazine'ye yapılması ve belgelerin ibrazı isteniyor.
Yani mealen; "yüzbinlerce insanı dolandırmış olabilirsiniz, bütün birikimlerini de hileli işlemlerle çalmış olabilirsiniz, dolayısıyla, onların sağlığını huzurunu ve aile bütünlüğünü de bozmuş olabilirsiniz. Bunların önemi yok. Sen tespit edilebilen zararın iki katını onlara değil de Hazineye ödersen hiç bir ceza almayacaksın". deniyor.
Durum böyle olunca yüzbinleri dolandırarak elde dilen bu haksız kazançlar, Kara Para da olamayacak ve dolayısıyla da TCK 282'ye göre bir Aklama suçu (organize işlenirse, 6-14 yıl arası hapis cezası var)'da oluşmayacaktır.
O zaman Tefecilik saiki ile hareket eden 10-15 arsız ünlüyü dolandırdığı gerekçesiyle 102 yıl hapis cezası alan Seçil ERZAN'ın suçu ne?
Yüzbinlerce ünsüz vatandaş, bir avuç ünlü arsızdan daha mı değersiz.
Caydırıcı olmayan, hatta teşvik eden bu yasalarla, Piyasa Dolandırıcılıklarını önleyemez, çok derinden sarsılan kamu vicdanını da rahatlatamazsınız.
@RTErdogan@abakingurlek@memetsimsek
12-11-2025
Vatandaşın Parasını Bankadan Çalarsanız 20 Yıla Kadar Hapis Cezası Var! Borsadan Çalarsanız Yok! Garip ama ne yazık ki gerçek bu. Şöyle; 5411 s. Bankacılık Kanunu’nun “Zimmet” başlıklı 160. maddesinde; müşterinin hesabından para çalarsanız, 20 yıla kadar hapis cezası var. Bu şekilde Zimmet suçunu işleyenler, bu zararı ödemeleri halinde bile verilecek cezanın en iyi ihtimalle üçte biri oranında hapis cezasına çarptırabiliyorlar. Bu işlemler sonucu zarara uğrayanların da tüm zararları ödeniyor. Ancak binlerce yatırımcıyı borsada, piyasa dolandırıcılığı ile zarara uğratırsanız, 3-5 yıl hapis cezası karşı karşıya kalabilirsiniz, ancak belirlenebilen zararın iki katını Hazine’ye ödediğinizde hapis cezasından kurtuluyorsunuz. Para Hazineye gittiği için vatandaşın zararı da karşılanmıyor. Bu çok ciddi bir çelişkidir TBMM’de olan yasa tasarısında, Hazine’ye ödenecek para cezasının arttırılması gündemde. Bu etkili bir çözüm olmaz. Paranın bankadan veya borsadan çalınmasının hiç bir önemi yok, olmamalı da. Önemli olan zarara uğratılan vatandaş olmalı. Bu nedenle önerim; derinden sarsılan sermaye piyasalarına olan güvenin yeniden tesisi ve milyonlarca vatandaşın dolandırılmasına son verilmek isteniyorsa, önce sağlam bir irade sonra da Bankacılık Kanunu’nun örnek alınması yeterli olacaktır.
@_cevdetyilmaz@memetsimsek@eczozgurozel@ykaratepe
16.09.2026 saat 20:48de verdiğim 584.545 adet THF satış emri,17.09.2026 saat 10:11de rızam dışında iptal edildi.Banka:“ben yapmadım”,Takasbank: ben yapmadım diyor. SPK:Emirler 13:30’a kadar geçerli. O ZAMAN KİM İPTAL ETTİ? #TeraFonMağdurları #fonmağdurları#TeraMağduriyetiSonBulsun @RTErdogan@spkgovtr #teramağdurlarıçözümbekliyor
The Golan has also been home to Christians, Druze, Bedouins, Circassians, Alawites and countless other groups, but you do not see those historical ties being used by any other government on this planet to justify an occupation, set up checkpoints, harass locals or endanger their livestock and livelihoods.
Why does Netanyahu’s government get a pass?
ulan 15 yıl önceki olayın cezaevi güvenlik kamera kayıtları ortaya çıkabiliyor ama gel gelelim 18 Mayıs günü Pendik sahil yolunda hayatı elinden alınan Işıl Öykü Dinç'e çarpan arabanın, MOBESE olmasına rağmen sürücüsünün kim olduğu hala daha bulunamıyor :D
"Nuestros valores inspiraron a la humanidad durante milenios, la búsqueda de paz y justicia. Acusar a Israel de genocidio es la mayor mentira del siglo, el ejército de Israel es más moral del mundo".
El genocida Netanyahu acudió hoy a la ONU con las manos manchadas de sangre de más de 70.000 palestinos a reivindicar a "Israel" como un oasis de paz y moralidad sin ningún atisbo de verguenza.
Que este desmembraniños acuda a la ONU con total normalidad es la muerte definitiva de toda justicia internacional, todas las mentiras construidas por Occidente murieron en Gaza.
"Netanyahu es uno de los líderes más grandes de toda la historia del mundo, Trump y Netanyahu son los mayores héroes de la humanidad en este momento".
El criminal de Milei alabó a los genocidas de Trump y Netanyahu, recibiendo de este último un premio al borde de las lágrimas.
Este personaje es un verdadero trastornado, solo hay que ver las risas impostadas y las gesticulaciones exageradas que hace para darse cuenta de que necesita ayuda psiquiátrica, increíble que alguien así llegue a ser presidente de un pais como Argentina.
That’s a huge crowd… 77 delegations reportedly walked out when Netanyahu started his speech.
Arab countries 18
Syria
Palestine
Jordan
Lebanon
Iraq
Saudi Arabia
Qatar
Kuwait
Oman
Yemen
Egypt
Sudan
Tunisia
Algeria
Libya
Mauritania
Somalia
Comoros
Asia — 14
Türkiye
Iran
Pakistan
Afghanistan
Bangladesh
Indonesia
Malaysia
Brunei
Maldives
Myanmar
North Korea
Turkmenistan
Uzbekistan
Kyrgyzstan
Africa — 20
South Africa
Senegal
Djibouti
Angola
Republic of the Congo
Democratic Republic of the Congo
Liberia
Eritrea
Chad
Central African Republic
Madagascar
Niger
Botswana
Uganda
Lesotho
Eswatini
Equatorial Guinea
Mozambique
Namibia
Kenya
Latin America & Caribbean- 17
Suriname
Panama
Venezuela
Antigua and Barbuda
Belize
Barbados
Colombia
Dominica
Nicaragua
Peru
Saint Lucia
Bahamas
Bolivia
Cuba
Guyana
Brazil
Chile
Europe-6
North Macedonia
San Marino
Slovenia
Bosnia and Herzegovina
Spain
Ireland
Pacific-2
Tuvalu
Tonga
Total: 77 delegations.
En Gaza, los niños palestinos tienen que caminar durante kilómetros para conseguir apenas unas botellas de agua potable, mientras "Israel" sigue bloqueando más del 65% de la entrada de ayuda humanitaria.
"Israel" destruyó más del 90% de pozos y plantas desalinizadoras para tener la "llave" del grifo del agua que entra a Gaza y cerrarla cada vez que quiera.
"Quiero anunciar que en las próximas elecciones me voy a presentar para el puesto de Ministro de Defensa, porque hay que cambiar la mentalidad del ejército de Israel, somos demasiado pacientes... daré órdenes para que si tiran una piedra, disparen, disparen, disparen".
Ben Gvir, el sanguinario torturador que controla actualmente a la policía y las cárceles sionistas, anunció que quiere ser el próximo ministro de defensa de "Israel" para fusilar a más palestinos hasta por tirar una piedra.
Después de matar a 70.000 personas en Gaza, este psicópata sale a decir que el ejército sionista es demasiado paciente y que hay que dar órdenes para matar más.... increíble que el mundo permita que este botarate siga libre y no en una cárcel de La Haya.
El ejército genocida de "Israel" volvió a perpetrar hoy otro baño de sangre, bombardeando a niños palestinos en mitad de un campo de refugiados de la ciudad de Gaza.
Mientras Netanyahu se pasea impune en la ONU, sus bombas provocan auténticos ríos de sangre en la Franja de Gaza.
Tam olarak "ARMUT DİBİNE DÜŞER" durumu. Bunlar bir de profesör olmuşlar. Nasıl oluyor böyle? Profesörlükleri de sahte olabilir, sahte olmasa bile o ünvanı alavere dalavere ile almış olabilirler.
#trhol#tera#teraportföy#terafonmagdurları#dstkf
"Asıl mesele, milletimizin alın teriyle biriktirdiği parasına ve finansal sisteme duyduğu güvendir..."
📌Sayın Oktay Saral, çok doğru yazm��şsınız. Devletin acilen finansal sisteme duyulan güveni yeniden tesis etmesi lazım. Bunun için de kimsenin gözünün yaşına bakılmaması lazım.
‼️Örneğin son birkaç yıldır halka arz edilen ve spekülatif hareketlerle binlerce kat yükseltilip yatırımcının dolandırılmasına vesile olan hisselerin halka arzlarına müsade eden SPK'nın güven verebilmesi için çaycısına kadar temizlenmesi lazım.
‼️Aynı şekilde 19 Ağustos 2026 tarihli İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından SPK'ya gönderilen "gizli" ibareli müzekkerenin kim ya da kimler tarafından sızdırıldığı ve müzekkerenin sızdırılmasından sonra fonlardan çıkış yapanların derhal tutuklanması ve mallarına el konması lazım.
‼️Yine, Tera, Pusula, Hedef gibi portföy kuruluşlarının ilişki içinde olduğu siyasetçiler, bürokratlar, kurum ve kuruluşlar şeffaflıkla kamuoyu ile paylaşılması bu ilişkilere taraf olanların da mallarına tedbir konması lazım.
Bunların biri dahi yapılmadığı takdirde bu dolandırıcılık ve emek gaspı asla aydınlatılamaz.
#FONMAĞDURLARI #pusula #trhol #tera #teraportföy #terafonmagdurları #terayatırım #dstkf #ozatd #gundg #ktlev #spk #hedef #bist #bist100 #çarşamba
🔸 “Türkiye sermaye piyasaları tarihinin en yüksek vurgunu. SPK’nın izni olmadan hiçbir fon kurulamaz."
🔸 “12 kişiyi SPK Başkanı, savcılık, Maliye Bakanı, Adalet Bakanı ve yetkili kadrolar biliyordur.”
🔸 “Asıl bu tezgâhın kurulduğu 2021 ve belki de öncesi 2020-2024 arasındaki dönemin incelenmesi gerekiyor.”
🎙️ Ekonomist Güldem Atabay (@guldematabay), 455 bin 758 yatırımcıyı ilgilendiren fon vurgununu, fonlardaki işlemlerin kayıtlarını ve SPK’nın denetim sorumluluğunu Radyo Sputnik’te Gazeteci Mustafa Hoş’a (@mustafahos) değerlendirdi.
Jefry Epstein meselesinin uzantısı küresel bir çeteye bağlıdır, çocuklarımızın ne derece büyük bir tehlikede olduğunun göstergesidir. Bu korkunç yapı savaşları çıkartıp çocukları kaçırıyor.Dünyada önemli mevkilere gelmiş bu isimlerin iğrenç yüzleri, belgeleri, fotoğrafları dahil MOSSAD herşeyi arşivlemiş. Konu en tepedekiler olunca dünya sus pus. Mahalledeki sapık olunca yüklenmek kolay tabi. Bu savaş kötülükle. #EpsteinClientList
La imagen de la infamia, Mari Carmen, una mujer con 87 años discapacitada, siendo desahuciada de su casa en camilla para llenarle los bolsillos al fondo buitre de Urbagestión.
20 furgones y un helicóptero para echar de su casa a una abuela.
Esto es el estado fascista español.
📌Sadece 2 işçi ve Sıfır inekle tokatlanan milyarlar...
Gündoğdu Gıda (#GUNDG) 2024 yılında 35 TL den halka arz edildi.
Nisan 2026'da şirket Pusula Holding'e geçti.
#Pusula şirketin 150 milyon TL olan sermayesini 25 kat arttırarak 3.75 milyar TL ye çıkardı. Şirket hisseleri 2000 liraları gördü. Pusula tepe noktadan malı kilitleyerek 19 Ağustos'ta 90.785 adet Gündoğdu hissesini 1800 TL den sattı sadece 1 günde milyonlar götürdü.
Şimdi tepeden Gündoğdu hissesi alanlar günlerdir taban yiyor ve içi boş şirketin gerçek ederi 1 lira Bike değil.
Nasıl soygun ama???
Ya siz bu hisseyi alırken neye göre aldınız arkadaşlar? Parayı kolay mı kazanıyorsunuz da böyle saçıyorsunuz?
Bu şirketin halka arzına onay veren SPK da ya görevini yapmıyor ya da Pusula'ya ortaklar. Umarım tüm hırsızlar hapiste çürürler..
#fonmağdurları #FonSoygunuOrtakları #tera #teraportföy #terafonmagdurları #halkaarz #SPKSkandalı #spk #bist #bist100 #salı