Birinin beni dost olarak kaybetmesi, düşman olarak kazandığı anlamına gelmez. Seni her zaman ziyafette görmek isterim ama benim masamda değil. Kurt yatağında kurt, Aslan ininde yatan Aslan, çakal otlağında gezen çakal olur...
Değerli Fenerbahçe’li dostlarım takımımız çeyrek finale çıkmışken ben de sözümde durmak istedim. Birer renk kendime 10 adet de sizlere aldığım Zaferin Rengi koleksiyonu formaları elime ulaştı. Sizlere hediye edebilmem için RT atmanız yeterli, seviliyorsunuz. 💛💙
@MKTSBCOM Bizim zamanımızda bunu yapacaklardı ki orta bahçede havuz başında bi sol sağ çatışması arasında kalacaklardı ondan sonra bi daha b.k adım atabilirlerdi 😂
Ayrıca şunu da belirtmek isterim.
Ben Vahdettin’e öfke hissetmiyorum.
“Hain hain” diye üstünde tepinelim de demiyorum.
Mustafa Kemal Paşa da öfke hissetmiyordu emin olun.
Adamın karakteri bu çünkü kendisi de inkar etmiyor.
“Padişahlık için hazırlanmadım bu göreve hazır değildim” diyor.
Teslimiyetçi, zayıf, inançsız bir insan.
Keşke onu tahta çıkarmasalardı başka birisini bulsalardı. (Hoş adam mı kalmıştı Osmanlı’da diyeceksiniz siz de haklısınız)
Kendinde mücadele edecek gücü görmedi Vahdettin. “Savaşarak olmaz İngilizler ile iyi geçinelim onlar bize toprak verir” dedi.
İngilizler dedi ki “bu Mustafa Kemal’i hemen İstanbul’a geri çağır”
Çağırdı.
İngilizler dedi ki “görevden al”
Aldı.
İngilizler dedi ki “tutuklama emri yayınla idam cezası ver”
Verdi.
İngilizler dedi ki “Kuvvacılar için dinsiz kafirlerdir diye Anadolu’da bilgi yay”
Yaydı.
Meselenin özü bu.
Kahraman mıydı?
Saçma sapan konuşmayın.
Hain miydi?
Ben “hain” demem.
“Zavallı, ümitsiz, teslimiyetçi” derim.
Bence daha çok oturuyor.
Sultan Vahdettin Milli Mücadele sırasında ya da hemen sonrasında ölmedi.
1926’ya kadar yaşadı.
Gayet sağlıklıydı. Yazışmalarını, görüşmelerini, mülakatlarını sürdürdü.
Ölümüne kadar tek bir gün Milli Mücadele’ye destek verdiğini iddia etmedi.
Tek bir gün “ben aslında Anadolu’da bir Kurtuluş Mücadelesi örgütlemek istedim ama bunu gizli yaptım. Mustafa Kemal’e gizli görev verdim vs” demedi.
Adamın görüşü şuydu:
“Devletin kurtuluşunun yolu İngilizler ile iş birliği yapmaktan geçiyor. Savaşarak değil uzlaşıp anlaşarak devleti ayakta tutabiliriz”
Nitekim bu görüş o yıllarda Osmanlı entelijansiyasının görüşüydü. Marjinal bir görüş değildi.
Marjinal olan Milli Mücadelecilerdi.
Hal böyleyken, Vahdettin bile Kurtuluş Savaşı’nı (zaferden sonra bile) sahiplenmezken günümüzde ortaya çıkıp boş boş konuşanlar iddialarını neye dayandırıyorlar?
Vahdettin silikti, inançsızdı, liyakatsızdı, zayıftı, ümitsizdi, kötümserdi, teslimiyetçiydi ama hiç değilse yalancı değildi.
Bugün onu “kahraman” diye sunanlar bir de üstüne yalancı!
@MediaHudhud Türk silahlı kuvvetleri ve Türk polis teşkilatı envanterinde plastik mermi bulunmamaktadır atılanlar paintball silahlarıyla ateşlenen gaz kapsülleridir biraz araştırın ve ondan sonra bir şeyler paylaşın yaptığınız şey insanları manipüle etmek polise taş attırmak kendinize gelin..
Stanford Üniversitesi ve Elsevier işbirliğiyle her yıl hazırlanan, dünyanın en etkili bilim insanlarının açıklandığı listede, enstitümüzden dört hocamız yer aldı:
Doç. Dr. Tolga Görüm,
Prof. Dr. Hans Jensen Thybo,
Prof. Dr. Aral Okay,
Prof. Dr. Celâl Şengör