Sürecin ortasında KPSS'yi kaldırıp AGS'yi getirdiniz. Ortada akademiler yoktu, liseleri akademiye çevirdiniz. Süreci 8 ay geciktirdiniz. Atamayı artırma ihtimalinden dolayı kontenjanları açıklamayı geciktirdiniz, kontenjanları da artıramayıp tarihin en düşük atamasına imza attınız. Yetmedi insanlara İstanbul ve Ankara dışında konaklama imkânı sunulacak diye müjde verip konaklamanın en yüksek sayıda olduğu, başvuranın kesin konaklama çıktığı ilde (Aksaray) aylık 28.500 TL ödeme talep ettiniz. Verilen maaş 32.000 TL. Kalan 3.500 TL ile öğretmenlerin 1 ay geçinmesini bekliyorsunuz ve bu 1 yıla yakın sürecek. Ben hayatımda ilk defa bu kadar saçma maaş politası görüyorum. Evinden gelip giden ücretli öğretmenler kira vb. ödemediği hâlde bu maaşlarla nasıl geçineceğiz derken öve öve bitirilemeyen proje(!) Millî Eğitim Akademileri ne yazık ki daha da beter durumda. Ana muhalefet partisinin de ciddi anlamda bu konuyu gündemine alması gerekiyor, emeklinin durumundan daha beter bir durum mevcut. @herkesicinCHP
#AkademiMaaşlarıArtmalı
Akademi mülakattan daha beter diye felaket tellallığını yapanları anlayamıyorum, sanki akademide elenenler oldukça mutlu olacak gibiler. Bakanı eleştirmek, akademiyi eleştirmek ayrı bir şey içindeki kini akademi kazananları tedirgin ederek göstermeye çalışmak ayrı bir şey.
2016'da mülakat mağduru (subjektif puanlamalardan dolayı) olmuş biriyim ve 10 yıldan beri mülakat sürecini takip ediyorum. Hiçbiri 2016 kadar adaletsiz olmadı, her sene daha iyiye giderken tamamen formaliteye dönmüş bir sistem vardı. Bu Yusuf Tekin ile birlikte değişti. TV'lere çıkıp mülakat gibi mülakat olacak demesine rağmen 35 bin kişide kontenjanda olup atanamayan kişi sayısı %5! Ellerinde 3 katı aday olma kozu olmasına rağmen 1-2 puan oynamalarla %5'lik kesim elenmiş. Bu %5'lik kesime +2 puan verseniz belki de bu oran %1'in altına düşecekti. Şunu iyi anlayalım: Bu insanlar mülakatta elenmiyorlar, mülakatlarda 1-2 puanlık ekstra puan verilenlerden dolayı kontenjan dışında kalıyorlar. Mülakattan elenmek demek 60 puanın altında alması demek. Soruyorum sizlere: 1.611 mülakat mağdurundan kaçı 60 altında alarak elendi? Bu mağdur arkadaşlar 60 altında almadı, elenmediler. Bir ek atama gelse zaten atanacaklar. Elenmek böyle bir şey değil. Akademilerde durum daha hassas çünkü 3 katı kadar değil 1 katı kadar aday çağrılıyor. Bundan dolayı yedekler vardı, atama kontenjanları dolsun diye. Bundan sonrası formalite. Bakan beyin televizyon kanallarında mülakat gibi mülakat söylemlerine rağmen komisyon üyeleri kötü geçen mülakatlara rağmen 60 altında puan vermedi. Aynı şey akademilerde de geçerli olacak. Sen akademide riske girip atanmamak için ekstra çaba sergilersen seni atamazlar ama onun dışında başarısız olduğun sınavda ek sınav hakkı bile veriyorlar. Art niyetli olsalar ek sınav hakkı mı verirlerdi? Nasıl üniversitelerden mezuniyet oranı %99'un üzerindeyse akademilerde de böyle olacak. Mülakat gibi mülakatlara rağmen kontenjandakilerin %95'i atandıysa akademilerde bu oran %99'un üzerinde olur. Kimse kimsenin kazandığı hakkı elinden almak istemez. Mülakat mağduru arkadaşların da çoğu hakkaniyetli olmak için çaba gösteren komisyonlar yüzünden (yuvarlama yapan) mağdur olmuştu. Akademi kazanan arkadaşlar içiniz rahat olsun. Akademiye karşıyız ama akademiye de bu zor şartlar altında girebildiysek tadını da çıkarmalıyız.
Akademilerin kurulacağı 1,5 seneden beri belliydi. İddia ediyorum şu anda akademiye girecek kişiler AGS hazırlık sürecinde akademideki eğitmenlerden çok daha donanımlı kişilerden eğitim aldılar. Sınava çalışırken en çok duyduğum şeylerden biri "4 yıllık eğitim fakültesinde göremediğim kaliteyi sınava hazırlık sürecinde gördüm" oluyor. Şimdi dahası gelecek: Akademideki eğitmenler sınav hazırlık sürecindeki eğitmenlerden daha kalitesiz olacak. Bunun birkaç sebebi var:
1- Eğitmenler kitle tarafından kalitesi kabul görmüş kişiler değil başvurular neticesinde oraya gelmiş bir sürpriz yumurta. Buradaki eğitmenler GÜNCEL MÜFREDATA GÖRE ÖABT'YE HAZIRLANAN VE DERECE YAPAN ÖĞRETMENLERİMİZDEN daha üstün değiller.
2- Yedi farklı ilde eş zamanlı 300'e yakın derslikte aynı ortak dersleri vermeyi planlıyorsunuz. Hiçbir eğitimci bir diğer eğitimciyle aynı eğitimi sunamaz. Kimi illerde fark yaratacak eğitimler karşımıza çıkarken kimi illerde sıkıcı eğitimler bizi bekliyor olacak. Bunun yerine uzaktan eğitimle bu anlatımlar EN İYİ EĞİTMEN TARAFINDAN TEK SEFERDE VE PROFESYONEL EKİPMANLARLA yapılmış olsaydı daha verimli olur muydu? Buna hayır diyecek tek bir taraf var o da @tcmeb
3- Sınav konusu da ayrı soru işareti. Sınavlar ortak olacaksa A ilinde iyi eğitmene denk gelen kişiler B ilinde daha az iyi eğitmene denk gelen kişilere göre dezavantajlı olacak. Sınavlar ortak olmayacaksa (soruları eğitmenler hazırlayacak ama bu sorular tüm illerde ortak mı uygulanacak yoksa herkes kendi akademisine mi uygulayacak belli değil) bu daha da büyük sorun. Soruların zorluk düzeyi büyük bir soru işareti. Bir il çok zor sorular sorup bir kısmın elenmesine sebep olabilirken bir il çok kolay sorup büyük bir kısmın başarı puanlarına adaletsiz bir avantaj sağlaması söz konusu
4- Staj konusu bambaşka bir soru işareti. Bu kişilerin eğitimleri Allah nasip ederse Eylül'e bitmiş oluyor. Elinde 10.000 tane derece yapmış öğretmenin var, akademi eğitimi de aldırmışsın, e atasana! Zaten öğretmenler 1 yıllık adaylıkla cebelleşiyordu. 32 bin TL maaş değil 2 katı maaş vermiş olursun ama herkes kendi okulunda devam eder. Evini tutar, kurumuna ısınır, özlük hakları başlar, okul idaresine yardımcı olur, okulundaki öğrencileri tanır, okulundaki öğretmenleriyle kaynaşır...
Toplam 4,5 ay normal maaş vermiş olacaksınız. Sorum şu @afarici
Aksaray'da akademi eğitimi gören sınıf öğretmeni, Aksaray'daki bir ilkokulda mı staj yapsa daha iyi yoksa 5 ay sonrasında Güneydoğu Anadolu'da göreve başlayacağı okulda mı staj yapması daha iyi?
Tutulacak raporlar belli. Bu raporlar elektronik ortamda hazırlanıp akademi yetkilisine mail yoluyla da iletilebileceği gibi staj yaptıkları okulda birer danışman öğretmen atayarak da bu işi halledebilirsiniz. (adaylık sürecindeki danışmanlık öğretmen gibi)
10.000 öğretmeni gözlemleyecek akademik eğitmeniniz + koordinatörünüz yok ama Türkiye'de 1 milyondan fazla öğretmen +100 binden fazla idareciniz MEB'de çalışıyor.
Ufak tefek (Atananlara göre olumlu ve büyük) değişikliklerle akademileri daha işlevsel hâle getirebilirsiniz. Hem de böylelikle 2026 AGS ile atanacak öğretmenlere yer açılmış olur. Eylül'de akademilere alırsınız ve şubat ayında da onları atanacakları okullara staja gönderirsiniz.
Akademi 9 ay gecikmeli başladı. Bu da neredeyse 1 eğitim-öğretim yılı yapıyor. Kayıplarımızı telafi etme zamanı. Eğitimler 10 gün sonra başlıyor. Muhtemelen ilk hafta tanışma vb. etkinliklerle geçer. Henüz güvenlik soruşturması tamamlanmayanlar var. Yedeklerden gelen sorulardan birisi "Hangi ara sağlık raporu alacağız?" Bu gibi durumların da bir şekilde netlik kazanması gerekiyor. Önce otobüs bileti alıp T.C. kimlik numarası paylaşımınızdan sonra biletini değiştirenlere şahit oldum. Sonra da güvenlik soruşturması sonuçlanmadığı için biletini iptal edenleri gördüm. Bitmedi, akademinin son kayıt gününe kadar netleşir diye bu kez uçak bileti alıp sonrasında yine ek süre verilmesinden dolayı onu da iptal edenler oldu. Bazı il emniyet müdürlükleri dosyaları toplu göndermek istediği için bu aksaklıklar yaşanıyor. Süreçler tamamlanmadan başvuru sürecinin başlatılması tam bir kaos oluşturdu.
Güvenlik soruşturmasına da ayrı bir parantez açmak istiyorum. İnsanlar yıllarca emek vererek bir sınava hazırlanıp kazanıyorlar. Bu insanlar güvenlik soruşturmasından kalacağını bilseler bu kadar emek harcarlar mıydı? Geçmişte yaşanmış olaylardan aklanıp mahkemece ceza verilmemiş kişilerin nasıl oluyor da atanma hakkı ellerinden alınıyor? Yapmayın etmeyin sayın yetkililer. Eğer bir suçları varsa cezalandırın ama suçsuzlukları mahkemece tespit edilmiş kişileri de elemeyiniz. Bu insanları hayata küstürmeyiniz.
Bütün ömrüm boyunca biz iyi olalım, çocuklar iyi olsun, öğretmen iyi olsun, aileler iyi olsun, okullar iyi olsun diye uğraştım; ne yazık ki, ruhumuzun derinliklerinde kök salan, göstermeye çalıştıkça görmezden gelinen o devasa çürümenin altında kaldı bütün uğraşlarım, uğraşlarımız. Yine de durmadık. Biz öğretmenler hep yeniden başlarız, her yıl, her hafta, her ders yeniden başlarız. Buna alışkınız. Kolay kolay düşmeyiz, derdik. Bugün öyle olmadı. Fatmanur Öğretmenin haberini aldığımda onunla birlikte düştüm yere. Sadece ben değil, bütün öğretmenler, bütün meslektaşlarım hiçbir silginin toplumsal hafızamızdan silip atamayacağı bir yükle yüklendik, çöküp kaldık olduğumuz yere. Öğretmen kelimesi yeniden tefekkür edilmedikçe, öğrencinin tanımı yeniden yazılmadıkça, “öğretmeni say” cümlesi milyonlarca kez söylenmedikçe evlerde, okullarda, kalplerde, dudaklarda; kalkamayız ayağa. Çok üzgünüm. Bütün öğretmenler adına, bütün öğrenciler adına, bütün veliler adına çok üzgünüm.
Ben güvenli ortamda ders yapmak istiyorum. Okulda başıma bir şey gelir mi diye düşünmek istemiyorum. Okul benim evimden sonra en güvenli ortamım olmalı. Ben sınıfımda, okulumda ölmek istemiyorum.
“Öğrencisi tarafından öldürülen Öğretmen arkadaşımız Fatma Nur Çelik, geçen yıl aynı okulda iki öğrenci arasında bıçaklanma olayı olunca can güvenliğimiz yok bıçaklanan biz de olabilirdik demiş. Ve kurulda bu olayı gerçekleştiren öğrencinin ismini vermişler. 3 isim söylemişler biri geçen yıl öğrenci bıçaklamış, biri bu yıl katliam yaptı, hedefte başka öğretmenler de varmış kimi odaya kitleyerek kurtarmış kendini. Kapıları tekmelemiş kırmaya çalışmış. Artık diğer öğrenci olay yapar mı ne olur yaşayıp göreceğiz”
@OrhanMiroglu Savaşın ahlakı Bedirhan bebeği annesi ile birlikte katletmek miydi Orhan...
Aybüke öğretmeni kurşunlamak mıydı...
Eren'e pusu atmak mıydı...
Senin ahlakında bir sıkıntı var Orhan...
Koskoca profesöre vermiş olduğu ders karşılığı 10 dolar ödüyorlar. İşin kötüsü buna başvuran profesörler var.
4 yıllık eğitimini tamamlamış öğretmenlere yetmez diyerek +1 yıllık da akademi eğitimi veriyorlar. İşin kötüsü buna itiraz etmeyip başvuran öğretim görevlileri var.
Lisansı öğretmenlik olmadan zamanında öğretmen olarak atanmış kişiler var. Bu kişiler uzun yıldan beri öğretmenlik yaptığı için sistem onlara başöğretmen ünvanı vermiş. Şimdi bu kişiler alanında derece yapmış öğretmenlere eğitim verecekler. İşin kötüsü bu öğretmenlere de ders ücreti olarak sadece 5 dolar verilecek. Bu fiyata dışarıda 1 dürüm bile alınamıyor.
Alanında derece yapmış öğretmenlere ödenecek yarım maaş ile hem konaklama hem de yeme-içme gibi giderlerin karşılanması mümkün değildir. Akademilerde ücretsiz sabah kahvaltısı, ücretsiz öğle yemeği, ücretsiz akşam yemeği ve ücretsiz konaklama imkânı sağlanmalıdır. Bunlar sağlanamazsa yarım değil tam maaş ödenmelidir.
Aksi takdirde akademiyi eğitim kalitesini artırmak için değil de tasarruf etmek için kurduğunuzu düşüneceğiz @afarici@Yusuf__Tekin
Ücretli öğretmenliğe karşıyım, ücretli öğretmenlerin atanması için yapılacak eyleme karşıyım, ücretli öğretmenlerin atanmasına tamamen karşıyım. Bu haltı bir kez yediniz ve bu atama haksız bir atamaydı. Bir kişi 5 yıl değil 55 yıldır ücretli öğretmenlik yapıyor olsa bile atanmayı hak etmez. Atanmak sadece sınavla, belirlenen kontenjana girerek hak edilir. Öğretmen açığının ücretli öğretmenlerle çözüldüğü bu emek sömürüsü sistemi meşrulaştıramazsınız. Bir ilçede 5 yıl üst üste ücretli öğretmen çalıştıracak kadar açık varsa çözüm bellidir: ATAMA YAPMAK
Sayın Millî Eğitim Akademisi Başkanı @afarici ;
Akademiye alınacak olan 2.816 sınıf öğretmenimiz için henüz il kontenjanlarını belirlemediyseniz aşağıdaki şekilde planlamanız durumunda (yaklaşık olarak) her sınıf öğretmeni tercih ettiği ile gidebilecektir.
Aksaray 490
Ankara 570
Erzurum 160
Gaziantep 770
İstanbul 400
Kayseri 310
Sivas 120
Bu çalışma, kontenjana giren sınıf öğretmenlerimizin yarısından fazlasından veri toplanarak hazırlanmıştır.
Bahçeli 40 yılın başı bir şey istedi onu da yapmadılar. Adamlar Bahçeli sayesinde iktidarda ama adamın eğitim bütçesini %1 bile etkilemeyecek isteğini yerine getirmiyor. En kısa zamanda öğretmenler olarak atama haberini bekliyoruz.
#BahçeliÖğretmenlerBekliyor