ekrem imamoğlu, halk için zindana girmeyi göze almış adam. inancımızı yitirmek önce bu adama saygısızlık olur. inancımızı yitirmedik, yitirmeye de niyetimiz yok.
Bu mutlak butlan değil. Bunun anlamı tam olarak şu: 13 yıllık genel başkanlığında bir tane seçim kazanamamış, iktidara en büyük tepkisi "böyle bir şey olabilir mi?" olan Kılıçdaroğlu, başkan seçildiğinden beri felaketlerle, adaletsizlikle, usulsüzlükle ve ölümlerle mücadele edip seçmenine direnişli bir umut vadeden Özgür Özel'i iktidar eliyle devirdi.
etrafımdaki insanların hayatlarındaki ilerlemeler beni gerçekten mutlu ediyor. arkadaşımın buluşması iyi geçti mesela veya biri işe girdi içtenlikle mutlu oluyorum. bağ kurduğumuz insanların kederleri de bizimle çünkü. onlar iyi oldukça sen de daha iyi hissediyorsun
Anneler dışarı çıkmadan günler önce her şeyi ayarlamak zorunda o günün yemeği çocukların aktivitesini bile; Babalar ise sadece çıkmak ister ve çıkar.
Aynı özgürlük, ama yük hep tek tarafta.
@CanBoran_35 Tarikatlarla işbirliği yapmakla övünen ve başka meziyeti olmayan birisi bari onurluca istifa eder mi dedik?. Sonuç hayır.Hala daha herşey normalmiş gibi hareket ediyor.Ülkede yönetim ve ahlak sorunu var.Yabancı bir ülkede olsaydı ortalık yıkılmıştı.
kendim hakkinda en sevdigim ozelliklerimden biri de birini gercekten hayatimdan cikarinca tekrar bir sey hissetmemin mumkun olmamasi.. bi kere kararimi verince artik tanimadigim ve asla tanimayi dusunmeyecegim birine donusuyor, kalabalikta suratini bile ayirt edemiyorum
Yaşınız ilerledikçe mutluluğun sakin sabahlar, temiz bir ortam, erken yatmak, güvenli bir ev ve enerjimi tüketmeyen insanlardan ibaret olduğunu daha çok anlıyorsunuz…
çok zor zamanlar geçirirken, size daha da zor anlar yaşatan insanları asla unutmayın. bazen insanın en kötü zamanlarında kimseye artık ihtiyaç duymaması bundandır
bu çamaşır yıkama sirkülasyonundan çok sıkıldım gerçekten havlusu bitiyor renklisi var o bitiyor siyahlar o bitiyor beyazlar, nevresimler, paspaslar vs vs haftanın her günü makine çalışıyor şaka mı bu
İlber ortaylının en sevdiğim sözü “sizi güldürücek adamla değil, aklınca size bilgi öğreticek adamla değil, size huzur veren ve sizi dünyaya bakmayı sevdiricek adamlarla bir ömür geçirin” demesidir. Ruhu şad olsun
40’lı yaşlara yaklaşınca artık “seni seviyorum, çok aşığım” sözlerini değil, ‘senin için bugün bunu yaptım’ ların kıymetli olduğunu biliyorsun. Sözleri herkesin verebileceğini ama o vaatler için aksiyon alanın gerçekte değer verdiğini görüyorsun. Birinin ‘Senin için dünyaları yakmasını’ değil; huzurlu bir dünya yaratmasını bekliyorsun. Ses yükseltmelerin aşkın heyecanından değil, öfke kontrol probleminden olduğunu fark ediyorsun. Artık kimsenin büyümemiş çocuğunu büyütmeyi seçmiyorsun. Hoşgeldin gerçek mutluluğa. Artık manipule edilemiyorsun. Gerçek değerini bildiğinde kimse sana o değerin aşağısında davranamaz. Çünkü elenir.
8 yıllık babalık tecrübeme dayanarak belirtmek isterim ki bir evi yuva yapan annedir. Anne olmayınca ev, sadece içinde uyuduğun üstü örtülü bir yapı oluyor. Anne gülüyorsa herkes gülüyor. Anne herkesin yerini bir şekilde tutuyor ama kimse annenin yerini tutamıyor.