Ahmet Telli’nin hepinize çok selamı var🍀
Bugün Ankara’da, evinde ziyaret ettik. Gönderdiğiniz selamlar şifa oldu. Hepinize yürek dolusu sevgilerini gönderdi.
#AhmetTelli
Ben psikolojik kalkanımı başka bir yerde arayabilir miyim yahu? Nedir bu mutlak doğruculuk? Acı çeken ve hizmet etmeyi bilinçli bir şekilde reddeden kişiye “hayır yanlış yapıyorsunuz, öyle değil böyle” tavrını çok yanlış buluyorum.
Buhranı atlatmanın pratik yolu meşguliyettir diyor beyefendi. Hadi diyelim ki öyle, tek doğru kabul edelim bu yorumu. Herkesin sürecinin farklı olacağını düşünmeden, psikoloji biliminden bihaber bu yorumu yapalım tamam. Ancak bu meşguliyet tamamen benim seçimim ve tercihim olmalı
Toplumumuzda bazı gelenekler, arkasındaki mantık hiç düşünülmeden kestirip atılıyor. Bunlardan biri de cenaze evindeki yemek ve çay telaşı. Bazıları bunu eleştirerek, "Yahu ben acımı yaşarken adam gelmiş benden çay istiyor, şeker istiyor; lahmacunun yanına ayran istiyor" diyerek bu durumu anlamsız buluyor. Beklentisi ise şu: Cenaze sahibi olarak kimsenin olmadığı bir köşeye çekilsin, yasını tutsun ve sadece ağlasın...
Ancak atlanan bir nokta var; yas süreci tam olarak böyle bir şey değildir. İnsanın en travmatize olduğu, yalnız kaldığında içinden çıkamayacağı o ağır buhranı atlatmanın en pratik yolu meşguliyettir. Üzüntünün en şok edici, en sert anında birileriyle oturup kalkmak, basit hizmetlerle veya kalabalıkla meşgul olmak, o acıya doğrudan toslamak yerine paylaştırmak demektir.
Tarih boyunca kültürümüzde cenaze sahibinin hiç yalnız bırakılmaması, günlerce taziye mekanlarında veya evlerde gece gündüz vakit geçirilmesi boşuna değildir. Evet, gelene gidene ikramda bulunulur, hizmet edilir. Bu sayede insan, acının çıldırtıcı ve en tehlikeli ilk şokunu; çay, şeker, ikram gibi basit detaylarla meşgul olarak daha hafif atlatır. Birkaç günlük o yoğun meşguliyetten sonra kendiyle baş başa kaldığında, artık en sert dalga geçmiş, kayıp kabullenilmiş olur ve iyileşme süreci daha sağlıklı başlar.
Üstelik bu süreçte insan, yapayalnız olmadığını ve bir sıkıntısı olduğunda etrafında kenetlenecek birilerinin varlığını hisseder. Anadolu kültüründe kural bellidir: Aslında cenaze sahibinden yemek beklenmez; komşular ve dostlar yemeği hazırlar, getirir. Ancak cenaze sahibinin de bu sürece dahil olmasında, misafirle ilgilenmesinde, servis etmesinde hiçbir mahsur yoktur; aksine bu durum psikolojik bir kalkan görevi görür.
İnsan psikolojisi sadece terapilerle, doktorlarla veya ilaçlarla düzelmez. Geleneksel uygulamaların hayatımıza fark ettirmeden kattığı o iyileştirici dokunuşları küçümsememek gerekir. Mantıksız görünen pek çok geleneğin temelinde, aslında insan ruhunu koruyan köklü bir bilgelik yatar...
Ben babamı kaybettiğimde acı çekerken salonun ortasında ikinci tabağı isteyen, yedikten sonra uyuklayan kişiyi boğmak istemiştim. Ki ben o an hiç de meşgul olmak istemiyordum, gayet de anıra anıra ağlamak istiyordum. Her yas farklıdır ve herkes başka şekillerle üstesinden gelir.
@evrebasak uzatmak istemiyorum, ama bugün öyle bir yazmak istedim. uzundur gördüğüm en iyi kalpli insanlardan birisin. her şey gönlünce olsun. bebişinin yanaklarına öpücük konduruyorum. 💜 bu satırları okursan eğer seni sevdiğimi ve kız kardeşim gibi gördüğümü bilmeni isterim @evrebasak 🌸
bir süredir bu siteye karşı aidiyetimi kaybettim. zaten her gün berbat haberler, felaketler ile güne başlıyoruz, burası da cabası ve git gide benim için tetikleyici bir ortam olmuştu. ne tweet atasım geliyor, ne başka bir şey. ama son zamanlar da iyice çığırından çıktı.
@evrebasak ve maalesef her şeyde ve her yerde olduğu gibi onca iyiliğin arasında bir çatlak gibi, bir sızıntı gibi bir kötülük belirdi. ve büyüdü, büyüdü. canım evre bir de bunlarla baş etmek durumunda kalıyor.