gösterişe, abartıya, başka birilerinin etkisiyle sarsılabilen temeli olmayan insan ilişkilerine değil; inceden yapılan güzelliklere, nazik duruşa, ağır başlılığa ve çıkarsız sevgiye inanıyorum. kendi halindeliğe, omurgalı duruşa ve arkası dolu cümlelere inanıyorum.
“ya rabbi; akıllı hâfızalı sağlıklı ibadetli izzetli ikramlı bir hayat, son nefesimize kadar kendi hizmetimizi rahatlıkla tertemiz yapabilme gücü, beş vakit namazımızı erkânıyla kılabilmeyi ve kendi aldığım abdestle imân-ı kâmille göçmeyi nasip eyle.”
en sevdiğim özelliğim her an her şeyi romantize edebiliyor olmam. elbette sıkıntılarımız imtihanlarımız ve hüzünlendiğimiz anlarımız var ve olmaya devam edecek ama buna rağmen güneşli bir gökyüzünü ya da yeşeren yaprakları izlemenin bana kattığı o mutluluğu çok seviyorum.
“Sahip olduğun güzellikler senden değildir; Allah’ın sana verdiği lütuftur. Onları başkasına da verseydi, onlar da senin gibi olurdu. Eğer kendine bırakılmış olsaydın, aciz kalır ve kaybolurdun. O hâlde bunlarla övünme; Şükret ve bunların elinden gitmesinden kork.”
|İbn hazm|
Güzel ahlaklı insan merhametli, sabırlı ve dengeli olur. Sinirlerini kontrol edebilir. Eşi, çocukları ve çevresi onun iyi biri olduğuna şahitlik eder. Ahlak, müminin terazisinde en ağır gelen amellerden biridir ve Allah sevdiği kuluna bu özelliği verir.