Hayatın tamamen mahvolmuşken üzülmenin hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini, her şeyin Allah’ın bir planı olduğunu fark ettiğin o anda, usulca olduğu gibi kabul ediyorsun.
Sakinleştim demek, aslında 'içimdeki yangını söndürdüm' demektir. Artık ne bir açıklama bekliyorum kimseden ne de bir özür. Kendi kendime kalmanın o soğuk ama dürüst huzuruna sığındım.
“bana çok yazık edildi yani bunu gözlerim dolmadan nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama benim saf sevgime, şefkatime çok yazık edildi üstüne basıp geçildi sanki bunun incinmişliğini cümlelere nasıl dökebilirim bilmiyorum ama en derinlerimde hissediyorum.”
İstediğin kadar ben kendimi geliştirdim, çok güçlüyüm, çok iyiyim falan de. Hayat ne yaşatacaksa sana, sen onu yaşayacaksın. İstediğin kadar kendi çabana bağlı zannet yaşananları, kendi tercihlerin zannet. Asla değil, sana çizilen bir yol var ve sen onu yaşıyorsun
''Hayatta neden tesadüf yoktur?'' diye sürekli vurguluyorum bir açıklayayım.
Bir insan zengin olacaksa eğer zengin olur.
Erken ölecekse de ölür.
Ciddi bir hastalıkla boğuşacaksa da boğuşur.
Erken veya geç fark etmez, evlenecekse de evlenir.
Bu simülasyonun içinde ne yaşanacaksa yaşanacak. Herkesin zaman çizelgesine göre yaşayacakları farklıdır.
Geçmiş nasıl yaşandı ve bitti ise, gelecekte yaşandı ve bitti.
Çekilmiş bir filmin figüranlarıyız. Hangi sahneleri göreceğimizi, dizi veya film izler gibi izliyor veya yaşıyoruz.
Neden, ''Hayatta tesadüf diye bir şey yoktur.'' diye söylediğimi ve nereye bağlayacağıma geçelim o zaman...
1. evre:
3 yaşımdayken bir yolda karşıdan karşıya geçerken araba çarptı. Bayağı bir uçtum metrelerce ve öyle sandalyeye oturur pozisyonda çakıldım yere.
Hiçbir şey olmadı fiziksel ve nörolojik olarak. 1 sınav tamamlandı.
2. evre:
7 yaşımda bisikletim vardı. Yokuş aşağıya bir mevkiden direk işlek bir kavşağa bağlanan yerde ''frenleri tutmayan bisikletimle'' son sürat hız yaptım. Yokuş aşağı bile pedal çeviriyordum.
Tam kavşağa girdim ve kör noktada olduğu için tahliye yolundan girişimde, ana caddedeki aracı göremiyordum.
Yola o hızla çıktıktan sonra araç son anda manevra yapmaya çalıştı ancak bisikletimin arka tekerine çarpınca, heralde 4-5 metre havaya uçmuşumdur ve kafa üstü asfalta çakıldım. Tabi sürüklendim de vurduktan sonra her yerimi...
Sonra çok şükür hiçbir şey olmadı. Hemen araç sürücüsü hızla hastaneye götürdü beni... Kafamı vurduğum yer tenis topu gibi şişti. Ancak hiçbir ekstra tedavi veya başka bir şey olmadan yırttım. İlaç vs. bir şey kullanmadan atlattık gitti bitti...
3. evre:
Üniversite zamanımda hem çalışıp, hem de okuyordum. Çalıştığım yerde yöneticiydim üniversiteyi henüz tamamlamasam bile. Orada altıma motor tahsis etmişlerdi. Motor merakım hep vardı.
Bir gün kurumdan çıktığımda virajı alamadım yolda motorla ve bir anda altımda kaydı motor ve metrelerce sürüklenip, sağ kaburgamı kaldırıma sert şekilde vurarak durabildim. Sağ bileğimle de güç transferini azaltmak için defans uygulamıştım, bileğim de nasibini aldı tabi, deli gibi bir anda şişmeye başladı.
Sürüklenip kazayı yapınca, yoldan geçen bir adam koşarak yanıma gelip ''sakın yerinden kıpırdama, çok kötü sürüklenip vücudunu vurdun kaldırıma, öyle kal yerinde, ben ambulansı arayacağım. Sigara içiyorsan bir sigara vereyim kıpırdama ama'' dedi.
Ustadan sigarayı aldım, sonra sigara bitince, ''hiçbir şeyim yok belli, bir şey olsa acı hissederdim kaç dakika oldu ben kalkıyorum, teşekkür ederim, ambulansı bekleyemeyeceğim, ben kendim giderim motorla hastaneye'' dedim.
Neyse, kalktım gittim röntgen vs. tahliller yapıldı. Hiçbir şey yok. İlaç bile kullanmadan eve döndüm işte...
4. evre:
Üniversite bittikten sonra bir şirkete girdim ve yönetici olduktan sonra altıma şirket aracı tahsis ettiler. Günde 100 km. civarı yol yapıyordum işim gereği vs. Sürekli yollardayız yani...
Neyse, orada da bir gün gece karanlıkta yollar ıslaktı, tahliye yoldan ana yola doğru ilerliyordum. Ancak bir araç direk dalgınlıkla ara yolda araba yoktur gece o saatte diye heralde giriş yaptı. Arabayı görünce frene refleks olarak bastım zaten ancak yollar da gece ıslaktı ve kaygandı. Araç kaydı tabi, birbirimize kafadan girdik...
Çok şükür iki araçta maddi hasar dışında karşılıklı olarak hiçbir şey olmadan üstesinden geldik...
Şimdi şöyle bakıyorum:
Yürürken araba çarpmış.
Bisikletle araba çarpmış.
Motorla kaza yapmışım.
Arabayla kaza yapmışım.
Sırada uçak var mesela... Uçağı uzak mesafeler için kullanmak şart. Zamandan tasarruf etmek gerek sonuçta...
Acaba uçağa bindiğimde de sıradaki döngünün devamı adına düşer mi diye düşünmüyor değilim. Tabi bu döngüye göre uçak düşse bile benim hiçbir şey olmadan yaşamam lazım.
Ardından da gemi var.
Gemiye bindiğimde gemi de batarsa ve kurtulursam, döngü tamamlanmış olur. 6'de 6 yapmış olurum.
Hayata bak, tam bir film hikayesi...
Tesadüf var mıymış?
Yokmuş...
Yani, hayatta yaşanan her ne olursa olsun hepsinin bir anlamı ve hikayesi var.
Ne yaşanacaksa, ne olacaksa, ne acı çekilecekse, ne mutluluklar gerçekleşecekse, hepsi olacak. Sadece kimin hangisini yaşayacağı değişken...
Hayatta, içinde bulunduğunuz frekans;
Sizi zengin yapacaksa,
Borsada çok para kazandıracaksa,
Ev ve araba sahibi yapacaksa,
Çok sağlıklı yapacaksa,
Çok mutlu yapacaksa,
veya da bunların hepsini birlikte gerçekleştirecekse, gerçekleştiriyor.
Önemli olan hangi frekansta hareket ettiğiniz ve kader çizginizde ne yazdığı veya olduğu...
#Hayat #Yaşam #Borsa #Ekonomi #Dünya #Evren