Vakti Gelince
Hayatta bazı şeyler vardır; ne kadar uğraşırsan uğraş, ne kadar gönülden seversen sev, ne kadar çok dilersen dile, kendi vaktinden önce gelmez. İnsan bazen bütün gücüyle bir kapıyı açmaya çalışır. Oysa bazı kapıların anahtarı çabada değil, zamanın kendisindedir.
Beklemek kolay değildir.
Hele kalbin bir şeyi bütün samimiyetiyle isterken…
Günler geçer, sessizlik büyür. İnsan bazen kendi içinde bile cevap bulamaz. “Acaba hiç olmayacak mı?” diye düşünür. İşte tam o zaman sabır, yalnızca zaman geçirmek değil, içindeki inancı koruyabilmek olur.
Bazı yollar uzar,
ama varılacak yer değişmez.
Bazı dilekler sessizleşir,
ama kalpten silinmez.
Belki bugün istediğin yerde değilsin. Belki hayat, sana verdiğinden çok senden alıyormuş gibi geliyor. Fakat her gecikme bir kayıp değildir. Kimi zaman hayat seni istediğinden uzaklaştırırken, aslında sana daha doğru olanı hazırlıyordur.
Çiçek de toprağa bırakıldığı gün açmaz.
Önce karanlığın içinde kök salar.
Kimsenin görmediği yerde büyür.
Sonra vakti geldiğinde yüzünü güneşe çevirir.
İnsan da böyledir.
Bazen en büyük değişimler, dışarıdan bakıldığında hiçbir şey olmuyormuş gibi görünen zamanlarda yaşanır. Sen fark etmeden düşüncelerin değişir, kalbin olgunlaşır, bazı insanlardan uzaklaşırsın, bazı yolların sana neden kapandığını zamanla anlarsın.
Hayatın bütün cevapları aynı gün verilmez.
Bazı cevaplar yaşanarak öğrenilir.
Bazı gerçekler zamanla anlaşılır.
Bazı karşılaşmalar ise yıllar sonra anlamını bulur.
Bu yüzden her şey hemen olsun diye kendini tüketme. Seviyorsan sevgini incitmeden taşı. İstiyorsan peşinden elinden geldiğince git. Çabalıyorsan vazgeçmeden çabala; fakat hayatın sana ayırdığı zamanı zorlamaya çalışma.
Çünkü bazen fazla ısrar, güzel olanı güzelliğinden uzaklaştırır.
Bir gün geriye bakarsın,
geçmişteki sabrına şaşarsın.
Sonra anlarsın:
Bazı gecikmeler,
hayatın sessiz bir korumasıdır.
Belki bugün bir kapının önündesin. Ne zaman açılacağını bilmiyorsun. Ardında seni neyin beklediğini de…
Yine de kendini karanlığa teslim etme.
İçindeki ışığı başkalarının davranışlarına bağlama. Birinin gelmesini, bir şeyin olmasını ya da bir dileğinin gerçekleşmesini beklerken kendi hayatını erteleme. Çünkü beklediğin şey gerçekleştiğinde, seni yerinde sayan biri olarak değil, o zamana kadar kendi yolunu yürümüş biri olarak bulsun.
Zaman bazen ağır akar,
ama hiçbir mevsim sonsuza kadar sürmez.
Bugün susan hayat,
yarın başka bir cümle kurabilir.
Vakti gelince bazı eksikler tamamlanır. Uzaklıklar kısalır, yollar kesişir, kapanmış sandığın ihtimaller yeniden belirir. Fakat asıl güzellik, beklediğin şey gerçekleştiğinde değil; o zamana kadar kendini kaybetmemiş olduğunda saklıdır.
Bu yüzden bugün elinden geleni yap ve gerisini zamana bırak.
Kendinden vazgeçme.
Kalbini katılaştırma.
Geçmişin seni yarına karşı küstürmesine izin verme.
Ve hayatın henüz yazmadığı sayfalara erken bir son koyma.
Her şeyin bir vakti var.
Tohumun toprağa,
yağmurun gökyüzüne,
baharın çiçeğe kavuştuğu gibi…
Belki senin beklediğin şey de kendi zamanını arıyordur.
Belki de hayat senden vazgeçmeni değil, biraz daha yoluna devam etmeni istiyordur.
Çünkü bazı hikâyeler geç kaldığı için değil, doğru zamanda yaşanması gerektiği için bekler.
Ve bazen insanın hayatındaki en güzel “oldu”lar, uzun zaman boyunca yalnızca bir “ne zaman?” sorusundan ibarettir.
Bir şeyi isterken veya dilerken dikkat etmeniz gereken bazı önemli noktalar vardır.
Öncelikle ne dilerseniz dileyin, bunu yalnızca mantık seviyesinde bırakmayın.
Kalp seviyesine de taşıyın.
Yani ağzınız başka, içiniz başka konuşmasın.
“İstiyorum.” derken içinizden sürekli “Benden olmaz, bana denk gelmez, ben kimim ki?” diyorsanız daha yolun başında kendi önünüze duvar örüyorsunuz.
Önce istediğiniz şeyin sizin için de mümkün olduğuna inanın.
Kendinizi hayatın güzel ihtimallerinden dışlamayın.
Sevilmek mi istiyorsun?
Daha iyi bir hayat mı istiyorsun?
Üretmek, kazanmak, dünyayı gezmek, bir şeyler başarmak mı istiyorsun?
Bunları istemekten utanma.
Fakat ne istediğin kadar, neden istediğini de bil.
Sırf başkasında gördüğün için isteme.
İnsanlar alkışlasın diye isteme.
Kendine ait olmayan bir hayalin peşinde ömrünü harcama.
Kalbinden geçirerek istemek, istediğin hayatın içinde kendine gerçekten yer vermektir.
O hayat sana yakışmazmış gibi davranmayı bırak.
Kendini sürekli yetersiz, değersiz ve şanssız ilan edip ardından güzel bir gelecek bekleme.
Kendi hakkında verdiğin bu hükümleri kararlarının önüne koyma.
İnancını koru.
Fakat inançla kendini kandırmayı birbirine karıştırma.
“Kesin olacak.” deyip hiçbir şey yapmadan oturmakla, “Bunun için çalışacağım, öğreneceğim ve yol bulacağım.” demek arasında koca bir hayat vardır.
İnancının karşılığı davranışlarında görünsün.
Şüpheye de hayatının yönetimini teslim etme.
Şüphe gelip sana “Ya olmazsa?” dediğinde bütün masayı devirme.
Eksik bilgin varsa öğren.
Yöntemin işlemiyorsa değiştir.
Korkuyorsan adımı küçült.
Bir kapı kapanırsa başka bir kapıya git.
Her şüpheyi kendin hakkında verilmiş son karar gibi okuma.
Bir şeyin nasıl olacağını henüz bilmemen, onun gerçekleşemeyeceği anlamına gelmez.
Bir diğer mesele de içinde taşıdığın ruh halidir.
Hayatı yalnızca korkuyla, öfkeyle ve eksiklik hissiyle okumayı alışkanlık haline getirme.
Olumsuzluklar, olumsuzlukları çeker.
Neşeye yer aç.
Şükret.
Güzel bir sofranın, temiz bir havanın, iyi bir sohbetin, sağlıklı bir bedenin kıymetini bil.
İstediğin her şey gerçekleşene kadar kendine yaşamayı yasaklama.
Kendini şu olursa bu olursa diye şartlandırma.
Mutluluğunu sürekli geleceğe ertelersen, bugün kurmaya çalıştığın hayatın tadını kaçırırsın.
Yüksek frekans derken bunu düşün
İçinde taşıdığın neşenin sesine, yüzüne, insanlarla kurduğun ilişkiye ve yaptığın işe yansıması.
Fakat her sabah muhteşem hissederek uyanmayı bekleme.
Kötü bir gün geçirmek dileğini bozmaz.
Korkman, üzülmen veya şüphe duyman seni güzel ihtimallerden mahrum bırakmaz.
Bazen canın sıkkınken de çalışacaksın.
Bazen korkarken de konuşacaksın.
Bazen sonucu göremeden de emek vereceksin.
Kalbinden istediğin şeyi hayatında karşıla.
Takviminde yer aç.
Alışkanlıklarında yer aç.
Kararlarında yer aç.
“Ben bunu çok istiyorum.” diyorsun.
Güzel.
Bugün o istediğin şey için ne yaptın?
Dilediğin hayata gününde bir saat bile ayırmıyorsan, o dileğin hayatındaki yerini yeniden düşün.
İçinde henüz kullanmadığın yetenekler, öğrenmediğin beceriler ve denemediğin yollar var.
Bugünkü halini ulaşabileceğin son nokta sanma.
Önce kendi potansiyeline inan.
İnancını emekle besle.
Neşeni yolun sonuna saklama. Şimdiden neşeli ol.
Kalbinden iste.
Aklınla yol bul.
Ellerinle kur.
İlerleme kaydetmek için 32 yol:
1. Erken kalk
2. Hergün oku
3. Sağlıklı beslen
4. Kendini sev
5. Daha az yargıla
6. Kendin ol
7. Hedefler belirle
8. Gününü planla
9. Pozitif bir tutum sergile
10. Bir amacın olsun
11. İlham bul
12. Başkalarına yardımcı ol
13. Ağ oluştur
14. Para biriktir
15. Otomatikleş
16. İşleri devret
17. Finansmanı takip et
18. Bir marka oluştur
19. Hızlı başarısız ol
20. Etkileşimde bulun
21. Yeni beceriler öğren
22. Yatırım yap
23. Günlük tut
24. Meditasyon yap
25. Bir mentör bul
26..Büyük düşün
27. Verimli ol
28. Daha fazla yap
29. Akıllıca harca
30. Kendini eğit
31. Hırsla ilerle
32. Hemen başla
Pek konuşulmayan bir gerçekten bahsedeceğim şimdi.
Eğer hayatınızın bir döneminde standardınız altında insanlarla vakit geçirirseniz; hayat boyu o insanların çekememezlik ve aşağı çekme teşebbüslerine uğrarsınız. Sizi kendilerine denk sandıkları için gelişiminizi sindirmezler.
Hatay’da can kaybı olmayan tek ilçe olan Erzin’de Belediye Başkanı Ökkeş Elmasoğlu:
“Tek bir kaçak yapıya izin vermedim. Bana herkes kızdı, memlekette tek doğru adam sen misin dediler! Şuan da vicdanım rahat.”