Allah'ım biteni ve başlayanı bana hayırlı kıl.Zalimlere karşı ayaklarımı kavi et. Düşmanıma karşı bileğimi, fitneye karşı imanımı, korkuya karşı kalbimi sağlam kıl. Zihnimi uyanık, aklımı açık eyle.Bizi birbirimize kenetle. Vatanımızı koru. Devletimizi ebedi kıl. Bize yardım et.
Osmanlı çınarı, bayrağımızı 7 iklimde gururla dalgalandırmıştır.
Osmanlı’nın yerini alan Türkiye Cumhuriyeti bu topraklardaki ilk değil, son devletimizdir.
Devlet-i ebet müddet, aziz milletimizin bizatihi kendisidir.
Türk milleti var oldukça devletimiz var olmaya devam edecek.
Birkaç gündür Koç Ailesi'nin büyükbaşının kadınları incitecek bir söylemi ülke gündemine oturmuş vaziyette.
Kimisi mevzunun bir fıkradan ibaret olduğunu, büyütülmemesi gerektiğini, Koç Ailesi'nin ülke ekonomisine olan önemli katkısını dile getirirken; kimisi de hesap sorulması gerektiğini, güçlü olduğu için ayrıcalık tanınmaması gerektiğini söyleyerek adaletin herkese eşit uygulanmasını istiyor.
Bunun yanında da yıllarca kadın hakları ve özgürlükleri üzerinden slogan atan, yürüyüş yapan, duyar kasan kişi, kurum ve kuruluşların; söz konusu köylü, Kürt veya Anadolu kadını olduğunda kafasını kuma gömüp ölü taklidi yapmasına takılmış durumda.
Oysa kadının kimliğine, kökenine, inancına, yaşam tarzına ya da dünya görüşüne göre değer biçen anlayış; adaletin değil, ideolojik tatminin veya hesaplaşmanın peşindedir.
Gerçek kadın hakları savunuculuğu; mağdurun kim olduğuna, nereli olduğuna değil, uğradığı haksızlığa ve saygısızlığa bakabilmektir.
Anadolu'nun bir köyündeki kadın da bir metropolde yaşayan kadın da, Kürt kadın da, Türk kadın da, Arap kadın da aynı insanlık onuruna sahiptir. Çünkü kadın; bir istatistik, bir propaganda malzemesi ya da ticari ve ideolojik bir araç değildir.
Kadın; bir candır, bir annedir, bir hayat arkadaşıdır, bir kardeştir, bulunduğu yerde zarif bir çiçektir ve en önemlisi de Allah'ın insana emanetidir.
Bu yüzden mesele; kadının hangi kimliğe sahip olduğu değil, ona insan olmanın gerektirdiği saygının, hürmetin ve sevginin gösterilip gösterilmediğidir.
Zengin ve güçlü birinin kadınları incitecek bir tavrı olduğunda sessiz kalanlar olabilir.
Görmezden gelenler olabilir.
Çifte standart uygulayanlar da olabilir.
Ama adaletin kişilere ve statülere göre eğilip bükülmemesi ve Rahmi Koç hakkında soruşturma açılması, ülkemiz adına sevindirici bir duruştur.
Bir toplumun vicdanı; güçlüden yana değil, haklıdan yana durabildiği gün ayakta kalır.
Ez cümle;
İncitilen kadının Kürt, Türk veya Arap olması ya da edepsizlik yapanın zengin, fakir, güçlü veya sıradan olması fark etmez.
Kadına saygı göstermeyenlere, onu değersizleştirenlere, can, mal ve namus haklarını yok sayanlara, onu ticari ve ideolojik bir aparat olarak görenlere ve kadını kimliğine göre sınıflandıranlara yazıklar olsun.
#rahmikoç
Şam'ın, Halep'in, Karabağ'ın özgürlüğünü gördüğümüz gibi inşallah bir gün Kudüs'ün de özgürlüğünü göreceğiz.
Benim valiyken Cenabı Hak'tan bir niyazım vardı. Malum burada beş sene valilik yaptıktan sonra Erzurum'a tayin oldum. İki buçuk sene de orada görev yaptım. İçten içe büyüttüğüm niyazım şuydu. Rabbim bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et diye.
Yine inanıyorum ki Cenabı Hak o günleri bizlere gösterecek. Mutlaka gösterecek. Ben buna bütün kalbimle inandım ve inanmaya da devam ediyorum. Geçmişte olduğu gibi yine oralar bizim olacak. Yine bizim hüküm ve tasarrufumuz altına inşallah girecek. Çünkü başımızda Recep Tayyip Erdoğan gibi bir küresel lider var. Bir dünya lideri var.
Edebiyatımızın iki güzel adamı Abdurrahim Karakoç ve Cahit Zarifoğlu ile kıymetli mesai arkadaşım, şair ve yazar Mevlana İdris Zengin kardeşimi vefatlarının yıl dönümünde rahmetle yâd ediyorum. Rabb’im mekânlarını cennet eylesin.
Cahit Zarifoğlu, kalemiyle inancın, fikrin ve medeniyet tasavvurumuzun güçlü seslerinden biri olmuş; Abdurrahim Karakoç ise milletimizin duygularını, sevdasını, hasretini ve memleket sevgisini mısralarına nakşetmiştir.
Biri “Yedi Güzel Adam”ın öncülerinden, diğeri “Mihriban”la milyonların gönlünde taht kuran bu iki kıymetli isim; eserleriyle nesiller boyunca yaşamaya devam edecektir.
Milletimizin kültür ve edebiyat hayatına silinmez izler bırakan Cahit Zarifoğlu ve Abdurrahim Karakoç’u hürmet ve dua ile yâd ediyorum.
Mekânları cennet, makamları âli olsun.
Reha Muhtar'ın kızı Mina, babasını son yolculuğuna uğurlamak için Barbaros Hayrettin Paşa Camii'ne Beşiktaş forması ve boynundaki haçla geldi.
Haç takınmış, namaz kılmıyormuş yada Allaha inancı yokmuş bunlar beni ilgilendirmez.
Allah ile kul arasında birşeydir.
Ama beni rahatsız eden şey Reha Muhtar gibi bir çok kişi hayatta iken dinle namazla uğraştılar yani islama karşı insanlardı ama ölünce camiye getirilip cenaze namazı kılınıyor işte beni rahatsız eden bu beni rahatsız eden bu namazı kıldıran imamlar şimdi diyeceksiniz adamlar para alıyor devlet görevlileri diye arakadaş ben anlamam gerçek bir Allah dostu olan imam din düşmanı birinin namazını kıldırmaz işte böyle para için imamlık yapanlar oldukça daha çok din düşmanlarının namazını kıldırırlar..!!
Müslüman olmayan birini niye camiye getirdiniz kiliseye götürseler cok makbule geçerdi!
22 yaşında Müslüman oldu, ömrünü ayrımcılıkla mücadeleye adadı...
🥊Spor dünyasında "tüm zamanların en büyüğü" olarak anılan boksör ve aktivist #MuhammedAli'nin vefatının 10. yılı.
İletişim Başkanlığı'nın "15 Temmuz Milli Hafıza Projesi"ne başvurular sürüyor.
8 Haziran'a kadar başvuruları devam edecek projeyle ilgili detaylı bilgiye "https://t.co/CHBdwj3ukK" adresinden ulaşılabilecek.
https://t.co/sDcP3DLIad
Sigara paketlerine gırtlak kanseri fotoğrafı koyanlar siyonist destekçisi malların üzerine de israilin soykırım fotoğraflarını koysalar ya. Nedense çifte vatandaşlık dahil tek bir somut adım yok. Ne de güzel müslüman memleketiz..
İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü kapsamında Yenikapı'da dronlarla ışık gösterisi yapıldı
İstanbul Valiliğince düzenlenen etkinlikte, İstanbul'un fethi ışıklarla koreografi eşliğinde anlatıldı
https://t.co/6R3qqZ4sFd
Amerika’yı özgürlükler ülkesi olarak görenler ve celladına âşık olanlar var, iyi mi!
*
Bunlar..
Ya özgürlüğün ne demek olduğunu bilmiyorlar!
Ya Amerika’dan “dayak” yememişler!
Ya da gönüllü Amerikan kölesi zavallılar!