Kimsenin tribini, surat asmasını, laf sokmasını çekmeyin. Direkt mesafeli davranmak, uzaklaşmak en güzeli.
Herkesin bir hayat koşturmacası var.
Anlayışsız olan insanlardan uzaklaşmak, kendine yapacağın en büyük iyilik olacaktır.
Zamanla anlıyorsunuz: insanların kavgaları sizinle değil. Gerçekleşmemiş kişilikleri, sevilmemiş çocuklukları, başarılarla gizlemeye çalıştıkları özdeğersizlikleri ile. Kötü tavrı kişisel almayın; siz, bu savaşın sadece nesnesisiniz. Bazen gerçekten tek sorun, öznenin kendisinde.
“Her şeyle savaşamazsın. Her konuda en iyisini yapamazsın. Her zaman mantıklı davranmak mümkün değildir. Bazen akışına bırakmak gerekir. Bazen savaşmak yerine yenilmek gerekir, huzurlu olabilmek için.”
Terörist Abdullah Öcalan’ın yakalandıktan sonra sorgusunda söylediği sözler yeniden akıllara geldi:
“Benim ilk üyeliğim Ülkü Ocaklarınadır. Ülkü Ocakları’na da gittim.”
Hayvanlara yönelik faşist katliam yasası karşısında sessiz ve hatta onay vererek tutum alan toplumun, bebek katliamlarına şaşırması ve eğer veriyorsa ki emin değilim, tepki göstermesi tam bir iki yüzlülük örneği!
Hayvan ve çocuk aynıdır.
ÇÜNKÜ HER İKİSİ DE SAVUNMASIZDIR!