Hayatta herkesin bir masası vardır.
Bazı masalarda sen gelmeden önce bile sana bir sandalye ayrılmıştır. Çünkü doğru insanlar, varlığını yük değil değer olarak görür. Sana yer açmak için savaş vermezsin; onlar zaten seni görmekten memnundur.
Bu inanç değiştiğinde kişi şunu fark eder:
Seni fazlalık gibi gören yerde kalmak sadakat değil, kendini eksiltmektir.
Varlığının rahatsızlık değil katkı olduğu yerlere gitmek ise bencillik değil, özsaygıdır.
Bazen değiştirilmesi gereken masa da değildir yalnızca.
İnsanın içinde taşıdığı şu inançtır:
“Yer kaplamamalıyım.”
“Şükret, sana bu kadar yer verildiğine.”
“Daha fazlasını isteme.”
en basit ilgiyi bile hak etmek zorunda kalırsın.İnsan çoğu zaman burada yanılır:
Sorunun kendinde olduğunu sanır. Daha çok çabalarsa sandalye kazanacağını düşünür. Oysa sürekli yer istemek zorunda kalıyorsan mesele senin değerin değildir; yanlış masada oluşundur.
Yanlarında olmak doğal, huzurlu ve karşılıklıdır.Ama bazı masalar da vardır ki seni hep ayakta bırakır.
Sanki fazlalıkmışsın gibi davranırlar. Oturmayı hak edip etmediğini sorgulatırlar. Kendini kabul ettirmek için çabalar, görünmek için uğraşır,
öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim. Ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın başından başlayabilirim.
#ismetözel