Ânın içinde kalbine yansıyan bir sevgi titreşimiyim… Belki de senin kaderinde bir iz bırakmak için Rabb’in bahşettiği küçük bir kelebek mucizesiyim. 💫 🦋
Asıl uyanış, dünyadan el etek çekmek değil; dünyanın kalbine dönüp orada sevgiyle var olmaktır.
Gerçek bilgelik, ışığı görmekte değil, o ışığı koşulsuz sevgi ile herkesle paylaşmakta, su gibi taşımakta, sessizce bir kalbi onarmakta saklıdır.
Işığı da görmek bir marifet değildir; o, yolun başındaki bir lütuftur, bir hediyedir. Asıl marifet, o ışığın bedelini ödemektir.
O ışık bir süs eşyası değil, sırtlandığın en ağır, en yakıcı yüktür. O, iliğindeki kibri eriten, dilindeki yalanı yakan, kalbindeki putları yıkan bir ateştir.
O ateşi gündelik hayata taşımak; adaletsiz bir söze karşı hakikatin kılıcı olmak, dünyada insanlar katlediliyorken, soykırım karşısında mazlumun sesi olmak, bir yetimin hakkı için kendi rahatını ateşe atmak, en öfkeli anında yutkunup ilahi adalete sığınmaktır demektir.
Işığı taşımak, romantik bir eylem değil, her an çarmıha gerilmeyi göze almaktır. Çünkü senin ışığın, dünyanın karanlık düzenini tehdit edecektir. Ve karanlık, ışıktan asla hoşlanmaz.
Evet kendini inzivaya çekip içsel ışığını parlatıp cilalamak kolaydır; ama seni çileden çıkaran insanlar ile yüzleştiğinde, adaletsizliğin canını yaktığı anda ve "Ben" demenin en tatlı geldiği o kibir anında sabırla sükûnetini korumak işte gerçek erdem budur.
İnsanın erdem ise, kimsenin seni görmediği bir seccadenin üzerinde, eli eteği çekip inzivaya çekildiğin bir mağaranın içinde ya da meditasyon halindeyken değil, tam da mirasının bölüşüldüğü, haksızlığa uğradığın, ihaneti tattığın o kalabalığın ortasında sınanır.
O kalabalık senin cehennemin değil, cennetinin anahtarını elinde tutan yegâne imtihanındır. Sana sunulan her bir zorluk, her bir hakaret, her bir hayal kırıklığı; nefs putunun hangi köşesini yontman gerektiğini gösteren bir ustadır.
O yüzden sabır, sessizlikte bir anlam ifade etmez. Sabır, damarına basıldığında ortaya çıkan cevherdir.
Merhamet, sevdiklerine karşı bir lütuf değildir. Merhamet, sana düşmanlık edenin yarasını sarabildiğin zaman asıl merhamettir. Allah Rasûlü eğer böyle davranmasaydı işte o zaman kimse onun peşinden gitmezdi.
O yüzden dünya dediğimiz bu tekamül okulu bir zindan değil, ruhun ham altınının dövülerek saflaştırıldığı, ateşte yakılarak şekil verildiği ilahi bir atölyedir. Bu atölyeden kaçan, ebediyen ham kalır.
Ve kaçmaya çalıştığın gerçeklik ise, aslında en büyük zindanın olan kendi nefsindir. Hizmet ettiğin dünya ise, o zindanın duvarlarını yıkan tek balyozdur.
Sözde spiritüellerin dediği gibi uyanış, bulutların üzerine çıkmak değil, tam tersine yeryüzüne inip, toprağa basıp, her bir zerrenin Hakk'ın tecellisi olduğunu idrak ederek, o balyozu her gün ama her gün kendi putlarına indirmektir.
Sevgiyle...
🦋🪽🌸✨
@SirRappa Stark can take 'em. Like right now. But I imagine he will insist on exploring the rest of Limgrave first and end up being too overlevelled by the time he swings back to the Tree Sentinel.
When you move unconditionally, you do not think.
If you do not think, it is because you are free from conditioning. You are light, without imposed weight.
You see without seeing. You move by resonance like a sound, music, a vibration that pulses in the heart.