Herkes çabuk ChatGPT’ye şu soruyu sorsun:
“Bu zamana kadarki konuşmalarımıza dayanarak beni bir kitap karakterine benzetecek olsaydın, hangi karakter olurdum?”
Sonra da cevabı bana gönderin.
dayım depremde hasar görmüş, yarım asırlık kerpiç evlerini yıkıp yerine müthiş bir köy evi yaptı ama profilinde hâlâ eski evleri duruyor. sanırım erişkinlik dönemiyle birlikte; tüm zamanlardan azade, daima çocukluğun masalsı atmosferine sığınmak istiyorsunuz.
ilk fotoğraf makinemi nişanlım almıştı. üstelik sadece laf arasında; harika fotoğraflar çekmeden doğudan ayrılırsam çok üzülürüm, dediğim için. sevginin sevileni tüm detaylarıyla görünür kılışına hayranım.
Teoman Duralı hoca kendisine sorulan “PKK’nın ortaya çıkması engellenebilir miydi” sorusuna cevap veriyor:
“Her şeyden önce Cumhuriyetin kuruluşundan başlıyor bütün mesele. İmparatorluk bütün kimliklere yer verirken tutup belli bir kavme odaklanıldı.
İstediğiniz kadar bu kültürdür, kavim değildir deyin. Gayet tabii ki kavim kökenlidir.
Karışmıştır, karışmamıştır… Karışmamış hangi kavim var yeryüzünde?
Bir İstiklâl harbi başlatıyorsunuz ve ‘kalkın ey İslâm ehli, halifemizi kurtarmaya gidiyoruz’ diyorsunuz. Bunu onlarca, yüzlerce kez işittim Kürtlerden: ‘Biz halifeyi kurtarmaya çıktık, Türk kavminin devletini değil.’
Ya baştan söylersiniz, ‘biz Türk devletini inşa edeceğiz’ diye ya da Yunanistan’la yapıldığı gibi, İngilizlerle mübadeleye girer, Kürtleri o zaman İngiliz işgâlindeki Irak’a verirsiniz.
On iki, on üç milyon nüfus vardı o tarihte. Taş çatlasa bir milyon da Kürt. Zaten oradan gelmeler. İran’a karşı tampon olsun diye Yavuz getirdi hepsini. Doğu Anadolu’daki Türkleri de Irak’a sürdü. Bunlar da Şii, Aleviydiler. Türklerin yüzde doksanı Alevidir. Bugün Alevilerin tamamı Türk. Ermeniden dönme değilse, Kürt Alevisi yoktur.
Bugünün serbestliğini ömrümce yaşamadım. Bundan bir buçuk ay önce bir akşam, bir grup, Eminönü’nde saz çalıp Kürtçe şarkı söylüyordu. Düşünülemez bir şeydi bu. Adamı kazığa oturturlardı.
Bunun gibi neleri aştık. Bütün bunları yaşadığım, gördüğüm için biliyorum. Neler çektik. 12 Eylül’ün hemen sonrasında Elâzığ’da, Diyarbakır’da, Malatya’da aynı anda üç yerde ders verirken baskı rejimi bir faciaydı.
Demiştim, Diyarbakır hapishanelerinde insanlara dışkı yedirmişler. Kürtçü olmağa lüzum yok. Bütün o yaşananlar sizi ister istemez tedhişçilerin kucağına itecektir.
O devirde duyduğum hınç, hırs, öfke, dağları aşardı ki benim Kürtlükle uzaktan yakından ilgim ilişiğim yok. Ama adalet duyuşu var. O, memleketimin insanı.”
Kaynak: Öyle Geçer ki Zaman, Turkuvaz Yayınları
ortaçağın karanlık ötekileştirme güdüsünden kurtulamadınız bir türlü. nesillerdir aktarılan yanlış bilgiler ve nefret söylemlerini biraz da yalın gerçekliğiyle algılamayı deneyin.
yirmibirinci yüzyıldayız ve hâlâ savaşın etnik kimliğinin olmayacağını anlatmaya çalışıyoruz. çünkü kürtleri salt siyasi bir figür ya da tehdit olarak gören bir güruh var; hiçbir hakkı reva görmedikleri gibi her türlü eziyeti müstahak gören bir güruh.