Ferdi başkanın seçim kampanyasını ben yaptım.
Madem bu kadar para verilmiş;
Biz neden Seçim Koordinasyon Merkezi( Skm) dahi olmadan kampanya yaptık! Bütün toplantılarımızı Ferdi başkanın mimarlık ofisinde ya da Chp Manisa İl başkanlığında yaptık?
Bizim neden seçim otobüslerimiz, araçlarımız yoktu?
Biz neden medya satınalma yapamadık!
Ferdi Başkan kampanya giderlerini neden cebinden karşıladı?
Ferdi başkan bütün kampanyayı neden 2015 model bir araçla tamamladı?
Ben bütün kampanya süresince neden kendi aracımı kullandım, benzinimi dahi kendim karşıladım?
Neden, kampanya için çalışan gönüllüler dahil, herkes kendi yemek paralarını kendileri ödedi?
Sahaya çıktığımızda Milletvekilleri, İl Başkanı, yöneticiler kendi ceplerinden harcama yaptılar ?
Hayatını kaybetmiş, cevap veremeyecek bir insan üzerinden Genel Başkan Özgür Özel’e saldırmayı, karalamayı göze alacak kadar alçalmazsınız diye düşünüyorduk.
Kaybedecek ne çok şeyiniz var ki buna dahi tenezzül ediyorsunuz!
Değerli Halkımız;
Bilindiği gibi 19 Mart’ta ülkemizde bir sivil darbe yaşandı. Darbeciler bu kez, tankla ya da postalla değil, yargı cübbeleriyle geldiler.
Seçimle gelen ancak seçimle gitmek istemeyen bir avuç insan, korktukları rakiplerini hapse atarak, Türkiye’yi büyük bir siyasi ve ekonomik krizin karanlığına sürüklediler.
Aradan geçen 237 günde, aziz milletimizle birlikte büyük bir hukuksuzluğun her saatine tanıklık ettik. Bugün çıkan iddianame ise herkesin bildiği gerçeği bir kez daha ilan etti.
Bu dava hukuki değildir, tamamen siyasidir. Amacı son seçimlerin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi‘ni durdurmak ve Cumhurbaşkanı adayını engellemektir.
Darbeciler bugün, tapusu Mustafa Kemal Atatürk’e kayıtlı olan, Türkiye’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisinin kapatılmasını talep edecek kadar şuurlarını kaybettiler.
Anayasa’nın siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin maddelerini hatırlatarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulması meselenin İBB’ye yönelik bir soruşturma olmadığının kanıtıdır. Bugün yaşananlar demokratik siyasete ve gelecek seçimlerin sonuçlarına yargı eliyle müdahalenin suç üstü halidir.
Bu bir iddianame değil, darbecilerin siyasete yönelik bir muhtırasıdır.
Yaşadığımız kötülüklerin sebebi asla “hukuki” değildir, bir kişinin siyasi ihtiraslarından ibarettir.
Partimizi en son 12 Eylül’de Kenan Evren kapatmaya kalktı, milletimizle birlikte yeniden açtık. Evren’in milletimizin gönlündeki yeri de siyasi tarihimize geçiş şekli de bellidir.
Biz, geçmişte çok bedel ödedik, bugün de ödüyoruz ve ödeyeceğiz.
Ama millete inanmaktan ve güvenmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz.
Atatürk’ün partisi milletimize emanettir.
CHP Lideri Özel'den Erdoğan'a:
Senin gözüne bakıyorum. Sen belediye başkanlığı yaptın. Rüşvetle, irtikabla, ihaleye fesatla yargılandın. Bir gün tutuklanıp cezaevine konuldun mu? Bir gün emniyette tutuldun mu? Cezan kesinleşti, telefonla Pınarhisar'a çağırıldın. Yanında yatacak adamlar ayarlandı. Gitti orada şiir kasedi çıkardın. Dünün mazlumuydun, bugünün zalimi oldun!
şunu imamoğlu yapsa kafasını klozete sokup boğarlardı.
tüm devletin tüm hücreleri bütün imkanlarıyla seninle uğraşıyor delikli 5 kuruş kaçak göçek para bulamıyor, ne temiz adammışsın sen ya.
Akın Gürlek, kanuna aykırı olarak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına atandıktan sonra Kasım 2024’ten, Ağustos 2025’e kadar yurt dışındaki kamu şirketinde yönetim kurulu üyeliği yapıp, 9 ay boyunca maaş almıştır.
Bu skandala karşı hukuk devletinde yapılması gereken, derhal soruşturma açmak bu suçu işleyen kişiyi görevden almaktır.
Ama hala; ailelerle, babalarla, evlatlarla uğraşan Çağlayan’daki çete hesap vermek yerine bize soruşturma açıyor.
Elinizden geleni ardınıza koymayın!
Sayın Erdoğan size sesleniyorum:
Millet sizden, devlete ve millete düşmanlık eden Çağlayan’daki bu çeteye karşı gerekeni yapmanızı bekliyor.
Bu çete size dosya sağlam dedi ama yapamadılar, beceremediler.
Milletin %70’i Ekrem Başkana atılan iftiralara inanmıyor.
Bu ülke kavgadan kutuplaşmadan bıktı. Millet barış istiyor, huzur istiyor.
Çok daha geç olmadan bu yoldan dönün.
Bu ülkeye uzun yıllar hizmet etmiş biri olarak tarihte yer almak varken, bu şekilde tarihe geçmeyin.
Hayvanlara hakaret olmasın diye bir daha söylemiyorum: Çerinize çöpünüze sahip çıkın.
Bunlardan size de ülkeye de fayda gelmez!
İstanbul Çağlayan Adliyesi — Saat 01.50
İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu, 14 saattir sorguda.
Bu, artık bir ifade alma değil, yargı eliyle yürütülen işkencedir.
Anayasa’nın 17. ve 36. maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. ve 6. maddeleri açık.
Hiç kimseye insan onuruyla bağdaşmayan sorgu yöntemi uygulanamaz.
Savunma hakkı, özgürlük hakkı, adil yargılanma hakkı dokunulmazdır.
Bu yapılan her işlem hukuksuz, geçersiz ve hükümsüzdür.
Yargı, siyasal iktidarın baskı aracına dönüşmüştür.
Ama unutulmasın.
Adalet bir gün mutlaka, işkence odalarının değil, hukuk salonlarının kapısından girecektir.
Editörlerimiz bu videoya atacak başlık bulamadığı için başlıksız yayınlıyoruz. Siz izlerken videonun içindeki herhangi bir cümleyi başlıkmış gibi hayal edin.
31 Ağustos 1922 sabahı, İzmir Kordon sokaklarında bir çocuk telaş içinde koşturuyordu.
Kafasında eğreti duran kasketi düştü düşecekti.
Yarı Rumca yarı Türkçe bağırdı çocuk:
“Cephe yarıldı! Cephe yarıldı! Ordu geri çekiliyor” (1)
imamoğlu 5.5 aydır içerde.
devlet tüm imkanlarıyla tepeden tırnağa milyonlarca adam saat harcayarak imamoğlu'nun çalıp çırptığına dair 50 lira para, 5 satır belge arıyor ama bulamıyor.
şöyle bir şeyi imamoğlu yapmış olsaydı silivri'de boğdururlardı onu.
Çok yorulsamda kızıım, bilki asla pes etmeyeceğim .
Sende biliyorsun ki Babacığın asla yılmaz.
Herşey senin uğruna kızıım
Aziz ruhunu omuzlarımda hissetmek, sevgini kalbimin derinliğinde yaşamak , sana yaşatılan acının hissini tüm bedenimde o anki gibi her an yaşamak öfkemi günden güne artırıyor
Sana kıyan elleri
Seni kalplerinde yaşatan vicdanlı herkesle birlikte kıracağız
Burdayım kızıım burdayım...
150 gün oldu…
Mehmet Murat Çalık, cezaevinde ağır sağlık koşullarının gölgesinde üçüncü kez yaşam mücadelesi veriyor.
Bilimsel raporlar hayati riskleri tek tek ortaya koymasına rağmen, Adli Tıp Kurumu bir cümleyle insan hayatını yok saydı.
Bu artık yalnızca Mehmet Murat Çalık’ın değil, devletin hukuk ve sağlık sisteminin imtihanıdır.
#MehmetMuratÇalıkSerbestBırakılsın
Kamuoyunun bildiği üzere uzun süredir İBB dosyası kapsamında tutuklu bulunmaktayım. Bu süreçte şahsıma yönelik hiçbir gerçekle ilgisi olmayan etkin pişmanlık adı altında iftiralar üretilmiş, kamuoyu asılsız iddialarla yönlendirilmeye çalışılmıştır. Son olarak 17 Ağustos 2025 tarihinde Sabah Gazetesi’nde çıkan “İBB çetesinin kiralık katil planı” başlıklı fantastik iddialarla dolu haber, bu sistematik karalama ve kumpas sürecinin son halkasıdır.
Haberde adı geçen Selahattin YILMAZ ve Aziz İhsan AKTAŞ isimlerini basından öğrenmiş bulunmaktayım. Ne ben ne de avukatlarım bu haberlerde ismi geçen şahısları tanırız, ne de aramızda herhangi bir husumet söz konusudur. Nitekim etkin pişmanlık beyanı veren hiç tanışmadığım Aziz İhsan AKTAŞ’ın, hakkımda lehte ya da aleyhte hiçbir ifadesi bulunmamaktadır. Aramızda bir husumet de bulunmamaktadır. Dolayısıyla söz konusu iddialar tamamen hayal ürünü ve temelsiz olduğu açıktır.
Oysa bu senaryonun bana dayatılma girişimi, söz konusu haberden yaklaşık 1 ay öncesine dayanmaktadır. Genel Başkanımızın gündeme getirdiği para ve istenilen ifadeyi ver ve kurtul zincirinin kurbanı oldum. Bu hayal ürünü iddialar da bu kumpasın parçasıdır.
İlk olarak 23 Temmuz’da “etkin pişmanlıktan” faydalanıp tahliye olan Adem Soytekin’in “etkin pişmanlık” sürecini yürüten avukatı cezaevinde görüşüme gelmiş bana etkin pişmanlık beyanında bulunmam, Adem Soytekin’in ifadelerini doğrulamam, savcılığın istediği bazı hususlarda beyanda bulunmam gerektiği söylenmiştir. Bu yönde işbirliği yapmam halinde kurtulabileceğim, ailemin tahliye olabileceği; aksi halde suçlamaların daha da ağırlaştırılacağı açıkça ifade edilmiştir.
Ben bu teklifleri kesin bir dille reddettim. Çünkü hayatım boyunca işlemediğim bir suçu kabul etmedim, etmeyeceğim. Kimseye iftira atmadım atmayacağım.
Daha sonra 5 Ağustos tarihinde aynı avukat ve Adem Soytekin’in diğer avukatı gece vakti yeniden görüşmeye gelmiş görüşmede haberde yer alan “istihbarat tarafından gizli yürütüldüğü” iddia edilen bu hayali senaryolardan bahsetmiştir. Ben de saçma sapan iddiaları dinleyemeyeceğimi söyleyerek görüşmeyi sonlandırdım ve bir sonraki gün bu durumu avukatıma mektupla bildirdim. Yani yaşadıklarım delillerle sabittir. İlginç olan ise bu hayali iddiaların, kısa bir süre sonra gazete manşetlerinde yer bulmuş olmasıdır. Bu durum, şahsıma yönelik bir kumpasının varlığını açıkça ortaya koymaktadır.
Tutukluluğumun başından itibaren üzerimde yoğun bir baskı kurulmuştur. Önce malvarlığıma ve kırk yıllık şirketime el konulmuş, asılsız iddialarla ağabeyim tutuklanmış, medyada defalarca “itirafçı oldu” şeklinde gerçeğe aykırı haberler yayımlanmış, ardından masum oğlum ve masum yeğenim tutuklanmıştır. Şimdi ise hayali senaryolarla yapılan baskılar basın üzerinden servis edilmektedir. Bugün avukatım tüm olanlarla ilgili hem bu yalan haberi yapanlar hem de bu kumpası kuranlar hakkında suç duyurusunda bulunmuştur.
Benim tek isteğim, masum oğlumun, yeğenimin ve ağabeyimin serbest bırakılması, bağımsız ve tarafsız bir yargılamanın gerçekleşmesi ve adaletin tecelli etmesidir. Kamuoyunun da bu kumpaslara ve sistematik itibarsızlaştırma çabalarına karşı duyarlı olmasını önemle rica ediyorum.
Saygılarımla,
Fatih KELEŞ
Kandıra Cezaevi
İŞKENCE
Adli Tıp Kurumu, Mehmet Murat Çalık’ın mevcut sağlık durumunun cezaevinde kalmasına engel olmadığını açıkladı.
Mehmet Murat Çalık, siyaset hesaplarıyla adeta canıyla cezalandırılıyor.
#MuratÇalık#MehmetMuratÇalıkSerbestBırakılsın