o büyük ve muazzam zamanda unuttum
Kanatlarım çok oldu üşüyor benim
Bu beyaz ıssızlıkta göğsüme düşüyor
Bu yüzden eğik boynum.
Bir kuşun anısı kalmış bende, saklı
Bundan gözlerimdeki kayalık,
İçimdeki serseri buzullar
Dürtme içimdeki narı
Üstümde beyaz gömlek var.
Bir insanın kedisi köpeği hayvanı için o benim yavrum, kızım, oğlum demesi, ben onun annesiyim - babasıyım demesi kişiyi “deli, anormal, psikolojik olarak rahatsız” yapmaz. Kişinin o canlıyla bir bağ, bir sevgi, şefkat, merhamet, bakım ilişkisi kurduğunu gösterir ve bu hitaplar bu ilişkinin sözlü ifadesidir.
İnsanlar zaten evlerine aldıkları, bakımını üstlendikleri canlılara böyle bir yakınlık duydukları için bunu yapıyorlar. Bu insanlar delüzyonda değil, bu hitapları bir başka canlıya bir bakım - sorumluluk ifadesi olarak söylüyorlar.
Biri ben köpek annesiyim deyince kendini köpek sanmıyor. Ya da biri sen benim çocuğum var deyince cevap olarak benim de köpeğim var deyince senin çocuğuna köpek demiş olmuyor. Benim de bir bağ - bakım verme ilişkisinde olduğum bir varlık var diyor. Bu senin çocuğunla ilişkini değersizleştirmiyor, çocukla köpeği bir hiyerarşiye koymuyor.
İnsanların çocuk yapacağı varsa yaparlar, köpekleri kedileri var diye çocuk yapmamazlık etmezler zaten. Yok ben zaten çocuk istemiyorum kedi köpekle mutluyum diyene de zorla hayır kedi köpekle olmaz diye çocuk yaptırmayın zaten?
Ben evdeki kedime köpeğime oğlum - kızım demesem, müdür desem ne yapacaksınız çalışma bakanlığından inceleme mi başlatacaksınız o müdür değil, müdürse nerde iş kontratı diye. İdrak seviyemizi 7 yaş üstüne çıkarmaya gayret edelim. İnsanları rahat bırakalım.
ya n'olacaktı? her gün en az bir kadının öldürüldüğü, katillerin "iyi hal" indirimleriyle ödüllendirildiği bir ülkede şiddet sadece evde mi kalacaktı? elbette okullara, hastanelere, her yere sıçrayacaktı. hiçbiri diğerinden bağımsız değil; hepsi aynı çürümenin eseri.
Dünyada hiçbir şey, sandığınız kadar stres yapmaya değmez. Çoğu kaygı, zamanla anlamını yitirir, çözümler kendiliğinden ortaya çıkar ve hayat her şeye rağmen akışa devam eder.
📌Bir tıbbi mikrobiyolog ve biyolog ve Neva olarak görüşüm budur. Bu görüş profesyonel alanimdaki bilgilerim ve hayat felsefemle pekişmiştir ve degismez:
Hayvan sevmemek bir tercih değil bir eksikliktir; “zarar veriyor” bahanesiyle canlı öldürmenin ekosistemi çökerttiğini, hastalıkları artırdığını ve insanoğlunun tarih boyunca yine aynı gerekçeyle farklı olanı, güçsüz olanı ya da ötekileştirdiği insanları da aynı zihniyetle yok ettiğini hatırlatırım. Hastalıklar başka hayvanlardan geçebilir; ancak sorun hayvanlar değil, bilimi ve bilimsel verileri yeterince kullanmayan, korunmayı ve birlikte yaşamayı beceremeyen insandır. Eğer öldürerek sağlık sağlansaydı, bugün hastaneler çoktan boş olurdu. Eğer oldurerek mutluluk sağlansaydı akıtılan kanlar sayesinde her toplum huzuru çoktan bulmuş olurdu. Çevresindeki her şeyi silerek var olacağını sanan bir zihniyet ne yaşamı ne de insanlığı anlamıştır.
kendimle birkac derdim var bir turlu cozemiyoruz, cok garip sanki kendimi karsima oturtuyorum ve bir turlu ikna edemiyorum, birak iste bazi seyleri degistir artik, anliyorum ama anlatamiyorum da, insanin kendiyle tartismasi cok tuhaf sak diye cozsene biliyosun iste iyi gelmiyo
“yeniden” ne güzel bir esinti ya. yeniden sevinmek, yeniden gezintilere çıkmak, yeniden saçlarını uzatmak, yeniden sevmek, yeniden cıvıldamak, yeniden yerine alışmak. yeniden ama sanki ilk defa. mis gibi.