Artan öğrenci sayısı ve problemler karşısında sayıları yetersiz olan psikolojik danışmanların iş yükü her geçen gün artmaktadır.
Sahadaki iş gücünü verimli kılmak ve nitelikli hizmet sunabilmek için PDR norm kadro düzenlemesi şarttır.
#SözVerilenPDRNormu
Yasadışı bahis vatandaşlarımızı büyük bir bataklığa saplamışken, etkin bir çözüm üretilmemesi bu tehlikeli toplumsal çürümeyi gözle görünür hale getiriyor. Sanal kumar tıpkı uyuşturucu belası gibi toplumun varlığına yöneltilmiş ciddi bir tehdit oluşturuyor.
#OyunaGelme
Son zamanlarda ülkeye gelen ünlü futbolcular konuşuluyor.
Herkes transferleri, maaşları, reklamları konuşuyor…
Ama bizim asıl sorunumuz enflasyon olmalı.
Şu an yıllık enflasyon %32.
Ama tarih daha acı bir gerçeği tokat gibi yüzümüze vuruyor.
Türkiye enflasyon tarihi acı bir hikaye:
1970’ten beri bir kez bile %5’in altında enflasyon görmemişiz. Hiç. Bir kez bile olmamış.
“Tek haneli enflasyon” bu ülkede uzun yıllar lüks sayıldı.
Fiyat istikrarı diye bir şeyle neredeyse hiç tanışamadık.
Bu halk, aldığı hiçbir ürünün fiyatını bir sene sonra aynı göremedi.
Ekmek, süt, yağ, kira, okul, fatura…
Her yıl aynı şeyin peşinde koştuk, her yıl biraz daha eridik.
Yıldız futbolcular gelsin, stadyumlar dolsun…
Ama sokaktaki insanın cebi her geçen yıl daha da boşalıyor. Bu kadar uzun süredir aynı acıyı yaşamak…
Gerçekten çok üzücü.
Son yılların en heyecansız, en coşkusuz tercih sürecini yaşıyoruz. Daha bir hafta süre varken olay noktalanmış uzatmalar oynanıyor gibi. Bu, öğrencilerin yerleşme şansı bakımından iyiye, üniversitelerin doluluk oranları bakımından kötüye işaret...
2023’te verilen “100 öğrencisi olan her okula rehber öğretmen atanacak” müjdesinin, #PDRNormYönetmeliği ile en kısa sürede hayata geçeceğine inanıyor, öğrencilerimiz ve eğitim camiamız adına bu önemli adımı umutla bekliyoruz.
Kısır tohumların verimli olduğu argümanının şehir efsanesi olduğunun bilimsel açıklaması; kg değilde besin değeri karşılaştırmasında Vitamin ve Mineral Azalması: Modern hibrit domatesler, geleneksel çeşitlere göre %63 daha az kalsiyum, %29 daha az magnezyum ve %72 daha az C vitamini içeriyor.
Yani bir Ata tohumu domates yediğinizde 3 kısır tohum domates yemiş olursunuz. Üstüne gerçek lezzet, aroma ve sağlık yönünden şüphesiz besleniyorsunuz.
Daha önce defalarca soyledigim gibi; tarım zehirleri ve kısır tohumlar tüccarları doyurur bizleri değil
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan:
İran bir yandan İslam dünyasını savunduğunu iddia ederken, diğer yandan Türkiye ve Suudi Arabistan gibi Müslüman ülkelere saldırıyor.
Yemen'de Husileri, Irak'ta Haşdi Şabi'yi, Lübnan'da Hizbullah'ı desteklemek ve Suriye'de işlenen suçlara ortak olmak İslam davalarına destek değildir.
Bunlar sadece arkasına saklandıkları sloganlardır.
Türklerin Kayıp Şehri ''Togu Balık'' Gün Yüzüne Çıkarılıyor: Türk Tarihi Yeniden Yazılıyor.
Bilge Kağan ve Kül Tigin yazıtlarında adı geçen Dokuz Oğuzların kayıp şehri Togu Balık, Türk ve Moğol bilim insanlarının ortak kazı çalışmalarıyla tarihin karanlığından aydınlığa kavuşuyor.
https://t.co/d9jqM4Bfxb
52 yıl önce bugün "Ayşe Tatile Çıktı" ..
Cesursan gel al diyenlere;
"Türk'üm , Cesurum , Geldim , Aldım"
Dediler .
Yavru Vatan Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti'nin
20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Kut'lu Olsun ....
#KıbrısBarışHarekatı
Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu AA’ya konuştu: Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahale hakkından vazgeçmeyiz
Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Kıbrıs meselesinin 1963'ten itibaren başlayan Rum saldırganlığı ve iki ortağın siyasi eşitliğinin yok sayılmasından kaynaklandığını, Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahale hakkından vazgeçmeyeceklerini bildirdi.
Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü dolayısıyla Anadolu Ajansı (AA) muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Kıbrıs konusunda 60 yıldır süren müzakerelerin başarısız olduğuna dikkati çeken Ertuğruloğlu, şunları söyledi:
"Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş'ın da belirttiği gibi, Kıbrıs sorunu bir statü sorunudur. Rum tarafı, bir Helen adasının hakimi, tek sahibi gibi görülürken, Türk tarafı azınlık statüsüne indirgenmek istenmektedir. Eşitlik olmadan masaya oturursanız, eşitlik olmadan kalkarsınız. Bu anlayışla 60 yıllık müzakere süreci başarısız olmuştur."
Ertuğruloğlu, Birleşmiş Milletlerin (BM) Rum tarafına "Kıbrıs Cumhuriyeti" statüsü vermesinin Kıbrıs sorununu oluşturduğuna işaret ederek, Avrupa Birliği'nin de (AB) 2004'te benzer bir hataya düştüğünü hatırlattı.
"BM bu hatayı yaptı, 2004’te AB de aynı hatayı tekrarladı. Şimdi bizden bu hatalarını yasallaştırmamızı bekliyorlar. Çok beklersiniz." diyen Ertuğruloğlu, AB'nin Kıbrıs meselesi konusunda tarafsız olamayacağına dikkati çekti.
AB'nin Kıbrıs meselesine burada bir Türk işgali varmış gibi yaklaştığı sürece gerçeklerden uzak kalınacağını vurgulayan Ertuğruloğlu, Kıbrıs'ta Türk ve Rumlara eşit statü verilmediği sürece çözüm olamayacağını kaydetti.
Ertuğruloğlu, KKTC dış politikasının iki egemen eşit devlet ve eşit uluslararası statü politikasından vazgeçmeyeceğini anlatarak, "Bizim devletimiz var, ana vatanımız var, askerimiz var. Kimse bizi kandırma umuduyla buraya gelmesin." diye konuştu.
"İngiltere ve Yunanistan garantörlük görevini yerine getiremedi"
Bakan Ertuğruloğlu, Kıbrıs konusundaki "garantörler" konusuna da değinerek, "İngiltere ve Yunanistan tarih boyunca garantörlük görevini yerine getirmemiştir. Tek garantörlük görevini yerine getiren Türkiye Cumhuriyeti'dir." ifadelerini kullandı.
Kıbrıs meselesinin 1963'ten itibaren başlayan Rum saldırganlığı ve iki ortağın siyasi eşitliğinin yok sayılmasından kaynaklandığının altını çizen Ertuğruloğlu, "Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahale hakkından vazgeçmeyiz. Türkiye’nin tek taraflı müdahale hakkı, Kıbrıslı Türkler için vazgeçilmezdir. Biz de bundan asla vazgeçmeyeceğiz." şeklinde konuştu.
"Kıbrıs Barış Harekatı sorunun başlangıcı değil, bir anlamda çözümüdür"
Ertuğruloğlu, Kıbrıs meselesinin 1963'te başladığını, bunu kabullenmeden, "Ada'ya Türkiye'yi 20 Temmuz 1974'te durup dururken müdahale etmiş" gibi gösteren yaklaşımların tarihi gerçekler ile asla bağdaşmadığını söyleyerek, "Kıbrıs Barış Harekatı sorunun başlangıcı değil, bir anlamda çözümüdür." dedi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs'a müdahalesiyle Ada'daki Türk halkının bir soykırımdan kurtularak yeniden hayata tutunduğunu hatırlatan Ertuğruloğlu, 52 yıl önce Mehmetçik ve Mücahit'in omuz omuza mücadelesiyle Kıbrıs'ın bir Helen adası olmasının engellendiğini belirtti.
Türk ordusunun saldırgan değil caydırıcı bir ordu olduğuna dikkati çeken Ertuğruloğlu, Türkiye'nin gücünün her alanda görüldüğünü vurguladı.
Ertuğruloğlu, Kıbrıs Barış Harekatı'nda şehit olanları rahmetle, gazileri de minnetle andıklarını dile getirerek, Türkiye var olduğu sürece, Kıbrıs Türk halkının, bir daha tarihteki o acı günleri yaşamayacağını sözlerine ekledi.
FETÖ Bir Deniz Kurmay Albayı Nasıl Öldürdü?
🇹🇷 Cihat Yaycı :
“FETÖ’nün nasıl bir yöntem izlediğini, insanların namusunu ve şerefini nasıl hedef aldığını anlatan çok acı örnekler var.
Benim bir gemi komutanım vardı. Allah rahmet eylesin. Adı Berk Erden’di. Ben binbaşıydım, o da kıdemli kurmay binbaşı olarak gemi komutanlığı yapıyordu. Son derece vatansever, dürüst ve başarılı bir subaydı. Daha sonra albay oldu ve herkes o yıl amiralliğe terfi edeceğini konuşuyordu. Çünkü bunu fazlasıyla hak ediyordu. Ancak o dönemde FETÖ mensupları liyakat sahibi subayların önünü kesmek için her yolu deniyordu.
Berk Erden’in kendisi hakkında söyleyebilecekleri hiçbir şey yoktu. Bu nedenle hedef olarak eşini seçtiler. Öğretmen olan eşi hakkında tamamen asılsız, gayriahlaki iftiralar üretmeye başladılar. Hiçbir gerçekliği olmayan dedikodular, FETÖ’nün kontrolündeki internet sitelerinde günlerce yayımlandı.
Kadının uzaktan çekilmiş bir fotoğrafını yayınladılar. Fotoğrafta olağan dışı hiçbir şey yoktu. Buna rağmen, ‘Şuraya gidiyor, buraya giriyor’ gibi tamamen uydurma senaryolar yazdılar.
Berk Albay’ın eşine güveni tamdı. Eşinin namusundan ve şerefinden hiçbir zaman şüphe duymadı. Ancak her gün karargâha gidiyor, her gün bu iftira kampanyalarının büyüdüğünü görüyordu. İnsanların kendisine farklı gözle baktığını düşünmeye başladı. Sonunda bu ağır psikolojik baskıya dayanamadı.
Karargâhta intihar etti.
Onu silahla öldürmediler ama sistematik bir iftira ve psikolojik harp yöntemiyle intihara sürüklediler.
Bunun gibi başka örnekler de var.
Bir kurmay yarbay, 2010 veya 2011 yılında Yüksek Disiplin Kurulu’na çıkarılıyor. Kuvvet ismini özellikle söylemiyorum. Kurulda generallere bir video izletiliyor. Görüntülerde sözde başka bir kadınla uygunsuz görüntüleri olduğu söyleniyor. Bunun üzerine, ‘Bu kabul edilemez.’ denilerek Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç ediliyor.
15 Temmuz’dan sonra aynı subay çıkıp, ‘Ben böyle bir şey yapmadım. Bana kurulan kumpas nedeniyle ihraç edildim.’ diyor.
Dosya yeniden inceleniyor.
Gerçek ortaya çıkınca anlaşılıyor ki görüntülerdeki kadın başka biri değil, kendi eşi. Üstelik görüntüler, yatak odasına gizlice yerleştirilen kamerayla kaydedilmiş. Buna rağmen, ‘başka kadın’ denilerek meslek hayatı sona erdirilmiş.
Yıllar sonra gerçek ortaya çıksa da kaybettikleri geri gelmedi. O subay mesleğine dönemedi; kariyeri, itibarı ve yılları elinden alınmış oldu.
Balyoz ve Ergenekon kumpas davalarında yargılanan pek çok personelin mağduriyetleri de hâlâ tam anlamıyla giderilmiş değildir. Kıdem, terfi ve özlük haklarına ilişkin önemli sorunlar devam etmektedir.”
🗣️Mustafi Tümamiral Cihat Yaycı:
"2010 yılında 1214 öğrenci askeri lise sınavlarında tam puan yapıyor."
📺https://t.co/OCD48djY1r
#milletinzaferi@gurkanhacir#cihatyaycı
Hayallerindeki senaryo, ülke yönetimini ele geçirip Fethullah Gülen'in hicretten dönen peygamber gibi karşılanmasını sağlamaktı.
Şimdi peygamber deyip taptıkları domuz suratlı yaratık yatağında can çekişe çekişe geberdi. Diğer domuzlarda ya sürgünde ya hapiste çok şükür.
Çok önemli gelişme…
Neden şimdiye kadar bu yapılmadı sorusuna da hazır olmalı iktidar.
Fakat Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nu kim neden şehit etti, resmi olarak da öğrenme fırsatı doğdu.